Ana içeriğe atla

197- Diplomasi, Beceri ve Taktik 24.10.2019, Milliyet Gazetesi

Diplomasi için “Uluslararası ilişkileri düzenleyen anlaşmalar bütününü; Yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi ve sanatı; bu işte çalışan kimsenin görevi, mesleği; bu görevlilerin oluşturduğu topluluk.” şeklinde genel kabul görmüş bir tanımlama yapabiliriz. Uluslararası ilişkilerde diplomasi kavramının ilk olarak kullanımı Edmund Burke tarafından yapılmıştır. Edmund Burke diplomasiyi “devletlerarası ilişkiler ve görüşmelerin yürütülmesinde uygulanan beceri ve taktik” olarak tanımlamıştır.

***

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde uluslararası ilişkiler adına en önemli görev ve yetki Cumhurbaşkanlığı makamı ve müzakere heyeti olarak ifade ettiğimiz Cumhurbaşkanı’nın belirlediği Kıbrıs Sorunu üzerine yürütülen müzakereleri yapan ekip de diyebiliriz. Kuzey Kıbrıs’ın yarım asrı bulan hak ve menfaatlerinin savunulduğu siyasi eşitlik ve yönetimden söz alması için uğraş veren müzakere heyeti üyeleri ve Cumhurbaşkanı da Burke’nin dediği gibi beceri ve taktik sahibi diplomat kimlikler olmalıdır.

***

Peki, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın göreve gelmesi sonrası düşünüldüğünde müzakere heyeti taktik ve beceriye sahip midir? Cumhurbaşkanı Akıncı’yla müzakerelere heyecan, Kıbrıs Türküne umut gelmiştir. Birleşmiş Milletler (BM) kontrolünde ara bölgede süren müzakereler New York’a, Cenevre’ye, Crans Montana’ya, garantör ülkelerinde katıldığı 5’li konferansa kadar gitmiştir. Cumhurbaşkanı Akıncı dönemi göz önüne alındığında müzakere süreci ve çözüme yakınlık mesafesi tabir uygunsa testere ağzı gibi dik ve keskin iniş çıkışlarla doludur. Güncel siyasette, gelinen süreç testere ağzının aşağısı yani inişte stabil bir vaziyette Kıbrıs Sorunu ve müzakere çalışmaları beklemektedir. 

***

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın talihsiz Barış Pınarı Harekâtı göz önüne alındığında garantör ülkesiyle ilişkisini yürütmedeki yeteneği dışişlerine yeni başlayan meslek memuru formatına bürünmüştür. Bu seviyeye gelen ilişkiler yumağı sonrası “Kıbrıs Sorunu için yürütülen müzakere süreci tekrardan başlamalı mıdır?” sorusu çok önemlidir. Garantör ülke Türkiye’nin Kıbrıs Türkü adına garantörlükten doğan yetkiyle son söz sahibi olduğunu düşündüğümüzde yapılması gereken Türkiye ile ilişkinin ve yanlış anlaşılmaların ortadan kaldırılması olmalıdır.

***

Doğu Akdeniz, Ortadoğu siyaseti ve uluslararası ilişkileri dinamik bir pozisyondadır. Bu dinamizm stabil ilişkilerle yürütülemez. Diplomaside dinamik ve değişken parametreler üzerine kurulmalıdır. Diplomasiyi yürütecek olan ekip ve diplomatlar eldeki artı veyahut eksi olarak değerlendirilebilecek argümanları beceri ve taktikle kazan kazana dönüştürmelidir. Güncel örneği garantör ülkemiz Türkiye’nin yürüttüğü askerî harekât ve sonrası okyanus ötesinin devleti Amerika ile masada yürüttüğü süreç doktora çalışması olacak kadar önemlidir.

***

Diplomaside tümden kabul ve ret yoktur. Kazan kazana yetecek kadar kabul, zarara uğramayacak kadar da ret mantığı işletilmelidir. Kıbrıs Sorunu üzerine yürütülen müzakere süreci yeniden belli bir seviyede devam edecekse; diplomasi, beceri ve taktik sahibi diplomat kimliklerle tekrar masada yer alınmalıdır. Duygusal bağ ve yeni işe başlamış meslek memuru kimliğiyle Kıbrıs sorunu ve Türkiye ile olan ilişkiler bir arpa boyu yol alamaz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...