Ana içeriğe atla

209- Kriz ve Fırsat 16.01.2020, Milliyet Gazetesi

Kriz fırsat mıdır yoksa krizler ve sonrası süreç vuku bulduğu coğrafya ve toplulukta sonun başlangıcı, felaketin habercisi midir? Akademik dünya ve yazan, düşünen şahsiyetler sosyal bilimlerin konusuna girecek olan kriz ve fırsat gibi tanımlamalara ‘kime göre, neye göre?’ sorusuyla eldeki verileri birleştirerek yanıt aramaya giderler. Kriz ve fırsat sorusunu genelde Kıbrıs adası için, özelde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) için soralım. Kıbrıs için kriz fırsat mıdır?

***

Siyasi coğrafyamız Doğu Akdeniz, Ortadoğu, Kuzey Afrika ülkeleri, Akdeniz’e kıyıdaş ülkeler ve Avrupa’yı bütün olarak ele aldığımızda krizlerin ortasında fırsatların göbeğindedir. Birleşmiş Milletler (BM)’in gündeminde yarım asırdır çözüm arayan siyasi sorun ‘Kıbrıs’tır. Krizlerin ve fırsatların ortasında ham maden gibi işleneceği günü bekleyen gizli özne de Kuzey Kıbrıs’ın siyasi varlığı KKTC’dir.

***

Prof. Dr. Hasan Ünal’la 19.01.2018 tarihinde Doğu Akdeniz ve KKTC’nin gündeminde olduğu “KKTC’nin garantör ülkesi Türkiye’nin atacağı adımlarla Müslüman ülkelerin ve stratejik ortaklıklar yaptığı İran ve Rusya’nın KKTC’yi tanıması gerek.” dediği bir röportaj yapmıştım. Prof. Dr. Ünal’ın röportajında genel olarak ifadesi KKTC’nin tanınması adına Müslüman ülkelerin harekete geçmesi ve okyanus ötesinin büyük kıtası Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’ne rağmen Türkiye’nin ilişki içerisinde olduğu İran ve Rusya’nın KKTC’yi tanıması şeklindeydi. Sayın Ünal açıklamasında NATO üzerinden verdiği örnekle de KKTC’nin krizlerin fırsata dönüşmesiyle tanınabilineceğini somut olarak ifade etmiştir.

***

Şimdi; teoriden günümüz pratiğine dönersek KKTC, analitik zekâ ve stratejik adımlar iyi atıldığında fırsatların önünde parlayacağı günü bekleyen gizli özne olarak en canlı ve en güncel zamanını yaşamaktadır. Kıbrıs Postası köşe yazarı Ulaş Barış’ın 12.01.2020 tarihli “KKTC limanları Rus gemilerine açılacak mı?” başlıklı köşe yazısı gizli özne olan KKTC’nin krizi fırsata çevireceği en önemli cümlesini ifade edeceği hikayesini kaleme alan bir makaledir. Kıbrıs için çözümün en duygusal kalemi olarak ifade edebileceğimiz sevgili Ulaş Barış ‘Kime göre, neye göre?’ sorusuna yanıt gibi Rum Yönetimi’ne ABD tarafından uygulanan silah ambargosunun kalkması sonrası ABD’nin şartı niteliğinde olan ‘Güneydeki Rus varlığını bitirmeye yönelik hamlesi Kuzey Kıbrıs için fırsattır.’ demiştir. Doğu Akdeniz’in kömür karası petrol gibi karanlık siyasetine KKTC için aydınlatma fişeği atmıştır. Ulaş Barış yazısında ‘Başbakan Ersin Tatar ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın Türkiye ziyaretindeki gündeminin Rusya’nın KKTC’deki Gazimağusa ya da Gemikonağı limanlarını kullanabileceği konuşmalarının olduğunu’ haber kaynakları ve duyumları üzerinden ifade etmiştir.

***

Bahse konu haberin doğruluğu resmi kaynaklardan yapılan açıklamaya kadar ‘kriz ve fırsat’ bağlamında çok önemli beyin fırtınasıdır. Akıl ve mantığın yolu birdir. Kaderimiz olan coğrafyada çektiğimiz çile kadar fırsatlar da gözümüzün önündedir. Yeter ki krizi fırsata çevirecek analitik zekaya sahip duygusal politikalardan uzak icra makamında etkin ve yetkili siyasetçilerimiz ve devlet adamlarımız olsun. Makalemizin öznesindeki sorunun cevabı ise benim gözümden güncel siyasi kriz ortamında KKTC fırsatın üzerindedir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...