Ana içeriğe atla

210- Filtre Kahvenin Falı 23.01.2020, Milliyet Gazetesi

“Görünen köy kılavuz istemez.” derler Anadolu’da. Gelecek olan iyi veyahut kötü olayların önceden belirtileri üzerine bu cümle kurulur. Sonrası da söyleyen kişiye anlam yüklenir: “Bak gördün mü, dediği çıktı kabilinden.” Doğu Akdeniz, Ortadoğu ve siyasi coğrafyamız, kırk yıl hatırlı telvesi bol Con kahve ile geleceğinin falına bakılabilecek bir durumdadır. Siyasi coğrafyamızı doğru okursak da karton bardaktaki filtre kahve ile de coğrafyanın falına bakmak mümkündür. Telvesi bol olan kahveyle fal bakan kişiye yüklediğimiz anlamdan daha yüksek dereceli bir anlam yüklemeliyiz karton bardakta telvesiz fal bakan zati muhtereme. Günümüzde siyasi coğrafyamız için tüm kanallarda koca koca adamlar mülakatlar vermekte, gazetelerde manşet olmaktadırlar. Teoride doğru tespitler ve söylemler pratikte imkânsız kılınmakta, coğrafya kaos ve karmaşanın merkezi olmaktadır. Analitik düşünen mantıkla hareket eden birey teoriyi pratik yaşamda hayata geçirecek kişidir. Neden sonuçtan uzak duygusal bir bakışla fotoğrafı okumak ve işleme almak kaos ve karmaşaya gebedir.

***

2020 yılı Doğu Akdeniz ve enerji politikaları, Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı seçimi, Libya iç savaşı, EastMed gibi genel konu ve gündemlerle çok yoğun ve önemli bir andır. Fotoğrafı iyi okuyan, stratejiyi iyi belirleyenlerin kazanacağı büyük bir satranç oyunu önümüzdedir.

 

Cumhurbaşkanlığı Seçimi

Nisan ayında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi için Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı adaydır. Başbakan Ersin Tatar ve Dışişleri Bakanlı Kudret Özersay da adaylıklarını açıklamışlardır. Hali hazırda bir sol ve iki sağ seçmene hitap edecek olan adaylar kamuoyunda yerini almıştır. Siyasetçinin dönem dönem kör bir inat uğruna eldeki kazanımlarını da kaybettiğini siyasi coğrafyamız çok defa şahit olmuştur. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın çözüm üzerine kurduğu ve seçildiği bir önceki seçimi sonrası gelinen noktada yeni kampanya için çözüm argümanı tükenmiştir. Kuzey Kıbrıs seçmeni de ikinci defa şans verir mi bilinmez; fakat sağ seçmene iki adayla çıkmak, Cumhurbaşkanı Akıncı cephesine ikinci tur için umuttur.

 

Yavuz ‘G’ Sahasında

Güney Kıbrıs’taki Akel Partisi ve Ana Muhalefet Lideri Andreas Kiprianu CNN Türk’ten Emre Diner’e verdiği mülakatta “EastMed siyasi bir adımdı. Maliyeti de çok yüksek. Türkiye ile anlaşmak istiyoruz. Anlaşırsak, doğalgaz boru hattı Türkiye’den geçebilir.” demiştir. Rum siyasetinin önemli bir aktörü olan Kiprianu’nun bu açıklaması kin ve nefret yerine analitik bir akılla yürütülen siyasetin yansımasıdır. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın çözüm sonrası ortak zenginlik olarak değerlendirdiği yeraltı kaynaklarının akıl ve mantık yolu ile değerlendirilmesinin yolu bu mantıktır. Ada çevresinde Kıbrıs Türkü’nün hak ve menfaati doğrultusunda faaliyet yürüten Türk Petrolleri A.Ş. Yavuz Sondaj gemisini KKTC ruhsat sahalarındaki ‘G’ bölgesine göndermiştir. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu Doğu Akdeniz’de hukuktan aldıkları yetkiyle faaliyetlerini yürütmektedirler. Rum Yönetimi aklın ve mantığı yolunu izleyerek Türk makamlarının hidrokarbon kaynaklarının ve gelirlerinin hakça paylaşımına yönelik 13 Temmuz 2019 tarihinde yaptığı öneriyi kabul ederek masada enerji ve Kıbrıs adına çözüm aramalıdırlar.

***

Dış politika, mantık ve kazan kazan üzerine kuruludur. Kıbrıs Türk’ü için çözüm basittir; fakat çözüm yoluna gidecek olan siyaset kurumu ve aktörleri ideolojik gömleklerini bir kenara bırakarak devlet ve millet menfaati için 2020 yılında siyaset yaparak zafere gitmelidirler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...