Ana içeriğe atla

211- Federasyon mu, KKTC mi? 30.01.2020, Milliyet Gazetesi

2020 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimi için adaylıklarını açıklayanlar Ersin Tatar, Kudret Özersay, Tufan Erhürman, Erhan Arıklı’dır. Sayın Mustafa Akıncı da Cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili kararını Şubat ayının ilk haftasında kamuoyuyla paylaşacağını açıklamıştır. Mevcut adaylar ve Cumhurbaşkanı Kıbrıs Türk siyaset kurumunun olmazsa olmaz sesleri ve kişileridir. Hitap ettikleri tabanlarda sevilen sayılan değerli kişilerdir. Kıbrıs Türk halkına, Kıbrıs sorununa, çözüm adına değerli katkıları olmuş ve olacak, ideolojik tabanda fikirleri oluşmuş siyaset ve devlet adamlarıdır. Kıbrıs sorunu, Doğu Akdeniz enerji siyaseti, Türkiye’yle olan ilişkiler gibi önemli konuları farklı bakışla değerlendiren kişilerdir. Bazıları için federasyon modelli çözüm teslimiyet, bazıları için de Kıbrıs Türkü’nün sözde kurtuluşudur. Bazı adaylar için garantör ülkemiz Türkiye anavatanken diğer siyasi kimlik için Kıbrıs adasında istilacı askeri varlıktır. Kime göre, neye göre yorumlanabilecek olan Doğu Akdeniz ve Kıbrıs için hayati önemdeki konuları, malum adaylar da kendi pencerelerinden baktıkları haliyle yorumlamaktadırlar. 

***

Özetle Nisan ayında yapılması planlanan seçim, içinde bulunduğumuz siyasi atmosfer göz önüne alındığında “Federasyon mu, KKTC mi?” diyebileceğimiz kader seçimidir. Malum Cumhurbaşkanı ‘Yasama, Yürütme ve Yargı’dan bağımsız, temsil makamında ve Cumhuriyet Meclisi’nden aldığı yetkiyle Kıbrıs Türkü adına müzakereleri yönetecek, yön verecek kişi ve makamdır. Siyasi kimliğinin beslendiği ideoloji doğrultusunda Kıbrıs Türkü adına çözüm diyebileceğimiz Kıbrıs sorununun sonuna yaklaşılırken en etkili figür yeni seçilecek Cumhurbaşkanı olacaktır. Bu bahisle adaylar arasındaki yarışta adayın ismi, ailesi ve geçmiş siyasetine ilave olarak Kıbrıs Sorununa bakışı, Türkiye’yle olan ilişkileri, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu siyasetine ve enerji politikasına yaklaşımı çok önemlidir. Kıbrıs Türkü için üstat Necip Fazıl Kısakürek’in ‘kader denk noktası’ olarak betimlediği hayati önemdeki evre ve dönem Nisan seçimi ve sonrası olacaktır. İdeoloji ve partizanlıktan ziyade, analitik zekâ neden sonuç ilişkisiyle sandığa gidilmesi gereken bir seçimdir. 

 

Şeytan Üçgeni

 

Doğu Akdeniz enerji politikasında üç köşeli bir paylaşım düşünülmektedir. Bunlar İsrail, Mısır ve Rum kesimidir. Bu şeytan üçgenine ilave olarak da hami devletleri ve abileri de eklendiğinde cehennemi görmek mümkündür. Olası bir federasyon modelli çözümde Kıbrıs Türkü ve Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti (KKTC) şeytan üçgeni cehenneminde odun olarak yanar, külleri Akdeniz’e Kilise ritüellerine uygun olarak zaman içinde savrulur gider. Bu bahisle çözüm Kıbrıs Türkü adına iki kurucu devletli, siyasi eşitliğe dayanan, dönüşümlü başkanlık modeliyle var olmak olmalıdır. 

***

Güncel Doğu Akdeniz siyaseti, Ortadoğu karmaşası, Türkiye Libya mutabakatı, enerji nakil yolları ve benzer gelişmeler göz önüne alındığında görünen cehennem kılavuz istemez. 2020 yılında devlet aklı millet menfaati Kıbrıs Türk siyaset kurumu ve Türkiye ile olan ilişkilerde işlemezse bizleri de yakacak cehennem yılı olacağı aşikardır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...