Ana içeriğe atla

213- The Guardian Game 13.02.2020, Milliyet Gazetesi

 

Kırım’ın ilhakı, Hatay’ın Türkiye bağlanması, Kuzey Kıbrıs’ın gelecek siyasi konusu güncel siyasetimizin ana gündemi haline geldi. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, İngiliz The Guardian gazetesine verdiği röportajla İngiliz oyununa bilerek ya da bilmeyerek ortak mı oldu, yoksa Nisan seçimi için başlattığı siyasi kampanyasının ilk bölümünü mü gerçekleştirdi? The Guardian’ın Rusya ve Kırım ağırlıklı çalışan gazetecisi Harding seçime birkaç ay kala Akıncı mülakatını niçin yapmaktadır? Kuzey Kıbrıs için Kırım örneği ya da Hatay gibi bir konu mu gelecekte gündemdedir de Akıncı’ya çanak soru sorarak Türkiye’ye yüklenmesi için pas vermiştir? Yakın geçmişte yürütülen müzakereler Cumhurbaşkanı Akıncı kontrolünde gerçekleşmiştir. Mustafa Akıncı garantör ülke Türkiye ile çok önemli olan zirvelerde fikir birlikteliği içerisinde Türkiye siyaset kurumunun tam desteğini alarak süreçleri kontrol etmiştir. Olumlu sonlanmayan süreçlerde masayı yıkıp giden federasyon modelli çözüm fikrini öldüren Rum mevkidaşı Anastasiadis’tir. Cumhurbaşkanı Akıncı seçildiği günden itibaren süreci ve evreleri çok iyi bilmektedir. Hatay ve Kırım konularında olan gündemin Kuzey Kıbrıs için kesinlikle olmayacağını Türkiye tarafından düşünülmediğini de çok iyi bilmektedir. 

***

Peki Mustafa Akıncı ne yapmak istemektedir? 

Cumhurbaşkanı Akıncı geçtiğimiz aylarda da Barış Pınarı Harekatı’nı kastederek, “1974’te de adı ‘Barış’tı fakat akan kandı.” diyerek Barış Pınarı Harekatı’nı savaş olarak nitelendirmiş, Türkiye’nin sınır güvenliği için yaptığı askeri harekata ve mantığa zarar vermek istemiştir. The Guardian’a verdiği röportajda da Suriye’deki Fransız mandasına bağlı Hatay Devleti’nin 1939’da referandumla Türkiye’ye bağlanmasını kabul eden Cumhurbaşkanı Sökmen’e atıfla “İkinci bir Tayfur Sökmen olmayacağım.” demiştir. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın bu ruh haline gelmesi ve konuşması için çağı, zamanı ve şartları iyi okuyacak ruha sahip olmaması gerekmektedir. Gelinen noktada çözüm üzerine kurduğu Cumhurbaşkanlığı makamı iktidarının çöküş döneminde olduğunu gören Akıncı sapla samanı ayıramayacak konumdadır. İktidarı kaybedecek olmanın verdiği ruh hali kendisini bu duruma getirebilir; fakat yanındaki kebapçı sözcü de mi şartları okuyamamıştır. 

***

Mustafa Akıncı mevcut adaylar içerisinde örgütlü siyasi partisi en zayıf olan adaydır. Bir nevi tabanı olmayan çözüm üzerine kurulan hayallerle seçilmiş bir kişiliktir. Yürüttüğü müzakereler de sonuçsuz kalınca Nisan seçimi için kampanya argümanı elinde kalmamıştır. Bu sebeple de Türkiye karşıtlığı ve ilhak kara propagandasına sığınarak hitap ettiği kitleyi diri tutmak, Nisan seçimlerinde ikinci tura kalmak hayalindedir. Veyahut da kaybettiğinin farkına varmış olacak ki giderayak mağduru oynayarak emekliliğe geçiş yapmak istemektedir. 

*** 

Siyaset, sosyal bir bilimdir. Olasılık ve ihtimaller üzerine planlar yapılır ve oyunlar kurulur. Sayın Akıncı; kendi oyununun da ya da The Guardian Game’de figüran olmuştur. Geçmişte yürüttüğü müzakerelerde yanında olan garantör ülkesi Türkiye ve siyaset kurumuna ters düşecek bir manevrayla yanlış yapmıştır. Siyaset yarışında kazanmak ve kaybetmek vardır. Önemli olan ahlaklı ve saygınlığını koruyarak sonuca gitmektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...