Ana içeriğe atla

217- Cumhuriyet Güvenlik Kurulu 12.03.2020, Milliyet Gazetesi

Barış Pınarı Harekâtı başlar; kahraman Mehmetçik canı pahasına bölge huzuru ve milli güvenliğimiz için görev yapar; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı “Adı barış olabilir; fakat akan kandır ve savaştır.” diye seslenir. Akıncı malum seslenişi yaptığında Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye’den gerekli tepki ve cevapları almıştır. 33 kahraman Mehmetçiğimizin şehit haberi gelir, Cumhurbaşkanı Akıncı telgrafla acıyı paylaşır. Rum Kesimi ve Kuzey Kıbrıs arasındaki 4 sınır kapısı kapatılınca Cumhurbaşkanı Akıncı çözüm üzerine defalarca konuştuğu zivanya arkadaşı, komşu lider Anastasiadis’e Twitter DM’den belki mesaj atmıştır: “Naptın be gardaş? Oldu mu bu şimdi? Çözüme giderken, hade aç sınırları da ben çözmüş olayım.” diye, bilinmez. Komşu lider Anastasiadis garantör ülkesi Yunanistan yetkilileriyle iyi ilişkiler kurmaktadır. Suriyeli göçmenlerin Yunanistan sınırına geçmemesi için sayıca az, manaca çok İsrail yetiştirmesi, Özel Kuvvet personellerini bir gece Birleşik Devletler üretimi 1957 model C130 askeri kargo uçağıyla Yunanistan – Türkiye sınırında görev yapması için gönderir. Rum lider davasına, aidiyetine ve kilisesine sadık bir vaziyette rolünü yerine getirmektedir. Ne de olsa Megali Idea Kıbrıs adasının Yunanistan’a bağlanma fikri hala canlı ve her gece yatmadan önce, pazarlarıysa kilisede yapılan ana dua ve temennidir. Peki Kuzey Kıbrıs’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ne yapmaktadır? Cumhurbaşkanı olarak Cumhuriyet Güvenlik Kurulu’nu toplayıp sivil savunma personellerine görev vererek “Türkiye’nin Yunanistan sınırındaki göçmenlere insani yardım yapması” için görevlendirir mi acaba? Ya da Cumhuriyet Güvenlik Kurulu’nda Güvenlik Kuvvetleri’ne bağlı ‘dosta güven düşmana korku veren’ “Özel Görev Kuvveti”nden bir timi göçmenlerin Yunan polisi ve askerinden zarar görmemesi için Yunanistan sınırına, Polis Özel Harekât timlerinin yanına, biz iki devlet bir milletiz diye gönderme teklifinde bulunur mu?

***

Sosyal medya marifetiyle öğrendiğimiz ve gördüğümüz kadarıyla Cumhurbaşkanı Akıncı Nisan seçimi için, yukarıdaki önemli konuları düşünmek ve eyleme dökeceği vakitte piknik yapan vatandaşları ziyaret ederek kebap yellemekle meşguldü. Hak ve özgürlüklerin savunucu olduğunu her defasında dile getiren Sayın Akıncı, göç etmek zorunda kalmış, kaderleri savaş bölgesinde olmak olan göçmen hakları içinde bir şeyler yapar mı? Komşu lider Anastasiadis’e Kıbrıs sorununun çözebileceği bu önemli süreçte gel beraber Atina’da göçmenler için görüşmeler yapalım teklifini Twitter’dan yapar mı? Kıbrıs sorununun çözümü sonrası belki Nobel Barış ödülü gelmeyebilir; fakat böyle milyonların kaderini etkileyecek olan girişim, milyonların saygı ve sevgisini kazanmaya yetecektir. Nisan seçimine giden yolda Cumhurbaşkanı Akıncı da komşu lider Anastasiadis gibi davasına sadık, seçimi için gözleri kör, duyguları alınmış, nötr bir halde hedefine gitmektedir. Peki Anastasiadis’in davası ve hedefi nettir de Sayın Akıncı’nın hedefi ve davası nedir? Bunun sonucu belki bilinir, belki bilinmez; fakat ‘Görünen köy kılavuz istemez.’ misali Nisan seçim sonuçları sorunun cevabını net bir şekilde verecektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...