Ana içeriğe atla

218- Diğerleri ise düşündüğünü düşünür… 19.03.2020, Milliyet Gazetesi

İnsanlık tarihinde önemli dönüm noktaları vardır. Evrenin ve dönemin yaşayanları için hayati önemdeki olaylardır. Bunları genel olarak düşündüğümüzde 1914-Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması, 1915-Çanakkale Savaşı, 1929-Wall Street’in çöküşü, 1939-Nazilerin Polonya’yı işgali, 1945-Atom bombaları, 1945-Birleşmiş Milletler (BM)’in kurulması, 1969-Apollo 11’in Aya inişi, 1986-Çernobil faciası, 1989-Berlin Duvarı’nın yıkılması, 2001-Dünya Ticaret Merkezi saldırısını sıralayabiliriz. Saydığımız olaylar, vuku bulduğu siyasi coğrafyalar başta olmak üzere genel olarak insanlığı ve dünyayı yakinen etkileyen, değiştiren önemli gelişmelerdir. Siyaset kurumlarının tekrar revize edilmesi, para piyasalarının el değiştirmesi, diplomasi kurallarının tekrar yazılması ve din olgusu üzerinden toplumların şekillendirilmesine kadar giden birçok etkisi mevcuttur. İnsanlık tarihi için dönüm noktası olan bu önemli olaylar için birçok varsayım ve teori vardır. Birileri ya da ülkeler tarafından planlı bir şekilde yapıldığı, üst akıl denilen bilinmezin oyunu olduğu, İkinci Cihan Harbi galip devletlerinin planladığına kadar giden, masal şeklinde dinlenen bir sürü teori ve olasılık dile getirilmektedir. Gerçekte kim ve kimler tarafından yapıldığının bir önemi de yoktur. Önemli olan insanlığın, doğanın, hayvanların, sosyal ve siyasal çevrelerin doğrudan etkilendiği ve değişime uğradığı gerçeğidir. Merhum yazar ve çevirmen Cemil Meriç’in bir sözü “Her yüzyılda birkaç kişi düşünür, diğerleri ise onların düşündüğünü düşünür.” şeklindedir. Cemil Meriç’in bu güzel sözü olasılık ve ihtimal üzerine düşünülen önemli olayları açıklar niteliktedir.

 

Korona Virüsü

 

Yaşadığımız yüzyılın en önemli insanlık olayı da 2019’da Çin’de görülen Corona virüsüdür. Tıp dilinde Covid-19 olarak adlandırılır. SARS ve MERS virüsleri gibi kontrolsüz bir şekilde yayılan öldürücü bir virüstür. Kuzey Kıbrıs ve Güney Kıbrıs’ta da görülen, dünyanın önlem aldığı ve bizlerin de devletimizin aldığı kurallara uyarak önlem almamız gereken, insanlık için savaştan daha tehlikeli bir virüstür. İnsan bedeninde kendini göstermesi, kuluçka denilen 14 günlük süre ve sonrası kontrol altına alınmazsa ölüme kadar giden bir süreçtir. Siyaset ve ideolojiler üstü düşünülmesi gereken önemli bir konudur. “Biyolojik bir silah mı, yoksa kontrolsüz yayılan bir hastalık mı?” sorularını bir kenarda tutarak, hijyen kuralları ve sosyal sterilizasyon yaparak kendimizi ve insanlığı korumalıyız.

***

Güneş batmayan ülke İngiltere için hazırlanan Corona Virüs raporu The Guardian ile servis edildi. Raporda “Virüs, İngiltere’nin yüzde 80’ine bulaşabilir. Salgın 2021 baharına kadar sürebilir.” şeklinde çok önemli bir açıklama mevcuttur. Rapor genel olarak virüsle mücadelede eksiklik olduğunu düşünerek siyasi irade ve İngiliz devletini suçlamaktadır. Los Angeles Times’da çıkan bir haberde de Amerikan halkının virüsle mücadele şeklini göstermektedir. Haberde “California, Washington ve New York başta olmak üzere özellikle virüsten en çok etkilenen eyalet ve bölgelerde silah ve cephane satışlarında hızlı bir artış görülüyor.” denmektedir. Ülkemizde marketlerde limon kolonyası ve gıda maddelerinin alınmasıyla virüs mücadelesi verilmektedir. İnsanlık ne kadar etkilenir, ne kadar etkilenmez, nasıl mücadele eder bilinmez fakat Corona virüsü sonrası insanlık ve düzen yeni bir şekle bürünecektir. 14 gün kuralına uyarak biz de bireysel hasta olmama mücadelemizi verelim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...