Ana içeriğe atla

220- Korona Öncesi ve Sonrası 02.04.2020, Milliyet Gazetesi

“Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur. Düşmem dersin, düşersin; şaşmam dersin, şaşarsın; Öldüm der durur, yine de yaşarsın.” demiş Mevlâna Celalettin Rumi yüzyıllar önce. Hangimizin bu dünyada garantisi var ki? Taksitle ödediğimiz sağlık sigortaları birden geçersiz oldu. Neden diye sorulduğunda korona öncesi sözleşme yapıldığında “Covid-19” diye bir hastalık ve tanım olmadığı için cevabı alındı. Allah’tan kadim devletimiz ayakta ve korona virüsü için ücretsiz bakım yapıyor. Korona virüs öncesi asgari ücretin kat be kat fazlasına alınan deri çanta ve ayakkabı gibi pahalı markalar virüs sonrası en lüzumsuz nesneler oldu. Korona virüs sonrası pamuklu kumaştan yapılmış, günlük yıkanabilen bez çanta ve ayakkabılar lüksün yerini aldı. Pahalı parfümler yerini limon kolonyasına ve sabuna bıraktı. Normal şartlarda gelecek kaygımız hepimizin farklıydı. Kimisi yazın yurt dışı tatili için otel seçerken kimisi de yıllık izinde köyüne gitmek için otobüs terminallerinde bilet bakıyordu. Kimisinin çocuğu ismi duyulduğunda telaffuzu zor olan yabancı kolejlere giderken, kimisinin çocuğu sobalı devlet okuluna gidiyordu. Şimdi ikisi de TRT ve EBA sisteminden online diye tabir edilen eğitim sistemini ortak almaktadırlar. Korona öncesi endişe ve koşullarımız aynı değildi. Şimdi ise hayatta kalma gayretinde eşitlendik. Limon kolonyası, sıvı sabun ve evde kalarak.

 

Devletlerin Öncesi ve Sonrası

 

Korona virüsü insan yaşamını doğrudan şu an ve gelecekte etkileyeceği gibi devlet organizasyonları, çok uluslu şirketler ve ticari yaşamı da köklü değişime götürecek kadar etkileyecektir. Düne kadar devletler depreme hazırlık, büyük yangın ve sel taşkınlarına karşı hazırlık gibi olağan dışı afetler için önleyici hizmet bağlamında hazır ve nazır durumdaydılar. Modern yaşamda uluslararası bir salgın gündeme gelmediği için Covid-19’a hazırlıksız yakalanmış olabiliriz. Fakat yaptıkları kahramanlıklar maaş ve takdirle ödenemeyecek kadar önemli olan başta sağlık çalışanlarımız doktor, hemşire, yardımcı hizmetli, güvenlik, şoför ve sistemi sağlık adına ayakta tutan tüm bireylerin sayesinde asrın salgınıyla zararı en aza indirerek mücadele vermekte ve yaşamaktayız. Korona virüsüyle beraber devlet organizasyonu da gelecekte personel sayısı, personel niteliği, uzaktan çalışma gibi şu an uygulanan metotların devamlılığı olan sistemlere dönüşebilir. Aynı şekilde eğitim öğretim sisteminde de köklü değişikliklerin olacağı yaşadığımız süreç göz önüne alınırsa aşikardır. Küresel bir salgının milli güvenliğimizi etkilediği de göz önüne alındığında devlet organizasyonu içerisinde biyolojik saldırılara karşıda barış ve savaş döneminde tam zamanlı yapıların kurulması elzemdir.

 

Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı

 

Kuzey Kıbrıs da korona virüsü önlemlerini alarak küresel ölçekteki salgınla mücadele etmektedir; fakat kamuoyuna yansıyan haliyle hükümet ve Cumhurbaşkanı arasında yetki kargaşası yaşanmaktadır. Kuzey Kıbrıs adına süreç üzüm yeme süreci olmalıdır, bağcıyı dövme değil. Kıbrıs Türklerinin yaşamını ilgilendiren bir konu siyaset üstüdür. Tabiplerimiz ve sağlık çalışanlarımız elinden geleni fazlasıyla yapmaktadır. Kuzey Kıbrıs’ta yetki kargaşasının önüne geçebilmek adına adayı çok iyi tanıyan doğal afet ve acil durumlarda devreye girmek için daima hazır olan Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı’nın koordinesinde bir kurul kurularak Covid-19 mücadelesi en etkin bir şekilde yapılacağı aşikardır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...