Ana içeriğe atla

225- Usta Asker 07.05.2020, Milliyet Gazetesi

Malum, gündemimiz Covid-19 korona virüsü ve mücadele süreci. Dünya gündemi ve insanlığın ana hikayesi olduğu aşikardır. Uzunca bir süredir rutin yaşamımız korona virüse göre ayarlandı. “E-öğretim”, “e-ticaret”, “Evde kal!” süreçleriyle günümüzde yaşayan insanlık, alışık olmadığı bir formatta karantina sürecini bir şekilde tamamdı. Kuzey Kıbrıs için kısmi olsa da yasaklar kalktı veyahut esnetildi ve rahatlama dönemi diyebileceğimiz bir döneme girdik.

***

Bu rahatlama sürecinde akıllardaki sorular “Uçuşlar başlar mı?”, “Sınır kapıları açılır mı?”, “İşsizlik ödeneğine kimler başvurdu, kimlere verildi?” gibi uzar gider. Asıl hasıl olan virüs kaynaklı ölümlerin çok çok az olmasıdır. Sağlık yönünden kalıcı bir yara almadan süreci tamamlamamız asıl sevinmemiz gereken ana husustur. Bu süreçte en çok sevinmemiz gereken konu sağlıktır.

***

Anadolu’da kullanılan güzel bir özlü söz ‘Mal canın yongasıdır.’ der. Millet olarak sağlığımız yerindeyse bireysel olarak ekonomik kayıplarımız, ticari yaşam ana konumuz haline gelir. Turizm ve eğitime bağlı olan bir ekonomik sistemimiz olması virüste ağır bir ekonomik hasar almamıza sebep olmuştur. Bu süreçte gelecek adına büyük dersler aldık. Sosyal mesafelerin korunması, hijyen kuralları, e-ticaret, e-eğitim gibi konuların gelecek için revizyona girerek olası pandemilere hazır olması için notlar aldık. Kuzey Kıbrıs ticari yaşamı ve ekonomik sürdürülebilirliği için devlet ve siyaset kurumu tarım ekonomisine ağırlık vererek ekonomiyi ayakta tutacak adımlar atmalıdır. Olası bir tekrar kapanmada kendine asgari müşterekte yetebilecek bir düzen hasıl olmalıdır. Covid-19 sürecinde olduğu gibi genel ihtiyaçlar karşılandığında halkımız kurallara riayet ederek sağlığını korumaktadır. Rahatlama süreci ve sonrasında gelecek için siyasi ideolojiden arınmış akıllarla bu planlamalar detaylanarak yapılmalıdır.

***

Zor dönemler için asker üzerinden betimlenen güzel bir tanım “Usta asker resmî geçitte beli olur.” derler. Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu ve devlet organizasyonu eksikleri veyahut artı yönleriyle Covid-19 sürecinde ve halen devamında resmî geçidini sürdürmektedir. Kıbrıs Türkleri ve uygulayıcı devlet ve siyaset kurumu ne kadar usta ne kadar amatör olduğunu bu süreçte görmüştür. Neyi daha iyi yapması gerektiğini, ada ülkesi olarak olası kıyamet senaryolarına karşı önleyici hizmet kabilinde tedbirlerinin ne olması gerektiği gibi birçok notlar alınmıştır. Önümüzdeki yaz dönemi ve sonrası seçim sürecinde bu notlar göz önünde alınarak gerekirse Kıbrıs Türk halkı için siyaset kurumunu ve devletin re-organizasyonu şarttır.

***

Anayasa değişikliği düşünülerek çift başlı bir yönetim sistemine mahal vermemek adına, denetleme ve kanun yapan güçlü bir meclis, karar alan ve uygulayıcı bir kabineye başkanlık eden Cumhurbaşkanlığı makamı belki de Kuzey Kıbrıs için en etkili yönetim şeklidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...