Ana içeriğe atla

231-Bunun adı gasptır 18.06.2020, Milliyet Gazetesi

Türk Dil Kurumu sözlüğünde gasp “Bir malı sahibinin izni ve haberi olmadan zorla alma.” olarak tanımlanmıştır. Kıbrıs Türklerinin özgürlük ve uluslararası tanınırlığı başta olmak üzere, yer altı ve yer üstü zenginlikleri yarım asırdır Kıbrıs Rumları ve yandaşları marifetiyle gasp edilmektedir. Garantör ülkemiz Türkiye’nin 1974’te gerçekleştirdiği “Mutlu Barış Harekatı”yla bir nebze de olsa Kıbrıs Türkleri siyasi sınırlarını belirlemiş, barış ve huzur içerisinde 1974 öncesi mücadelelerini uluslararası siyasi alanda sürdüren devlet olmuştur.

***

Kıbrıs Rumları, Kuzey Kıbrıs siyasi iradesinin çözüm üzerine kurduğu siyasi ilişkileri yok sayarak Kıbrıs adasında gaspına devam etmektedir. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs siyaset kurumuna danışılmadan İngiliz üslerinin bulunduğu yerlerdeki taşınmazlar Rumlara devredilmiştir. Rum siyaset kurumu ve kilisesi fırsatı bulduğu her anda Kıbrıs Türkünün hakkını gasp etmektedir. Bu gaspa cevap olarak hafta başı AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik “Bu anlaşmayı yaparken Türkiye’ye, KKTC’ye danışılmadı. Orada Türklerin de taşınmazları var. Bunun adı gasptır. Bunun hiçbir şekilde hukuken, ahlaken meşrutiyeti yoktur.” açıklamasını yapmıştır. Türkiye siyaset kurumunun ifadesi açık ve nettir. İngiliz üslerinde Kıbrıs Türklerinin de taşınmazları vardır. Eğer İngiltere üslerdeki taşınmazları iade edecekse Kıbrıs Türkleri de hak ve hukuktan kaynaklı taşınmazlarını almalıdır.

 

5. kol faaliyetleri

Dünya siyaset kurumu halklarının sağlığı için Covid-19 ile amansız bir mücadele vermektedir. Metot ve yöntemler deneme yanılma şeklinde devletlerin konuya bakışına göre değişiklik gösterebilir. Devletlerin gözle görülmeyen bir virüsle verdiği mücadele esnasında ‘kriz bizim işimiz’ diyen dini, dili ve ırkı belli olman kişi kurum ve çok uluslu şirketler tarafından başta ABD olmak üzere Avrupa’da sokakta devlet otoritesi ile çatışan gruplar yaratılmıştır. Geçtiğimiz on yıl Ortadoğu siyaseti ve sokak olayları incelenerek günümüze laboratuvar olabilir. Tunus’ta 17 Aralık 2010’da Muhammed Buazizi adlı bir gencin kendini yakmasıyla “Arap Baharı” olarak tanımlanan ülkeleri kaos ve karmaşaya götüren sokak eylemleri başlamıştır. Eylemlerin isminde bahar gibi güzel bir sözcük geçse de günümüz siyasetinin geldiği noktada ve vuku bulduğu ülkelerin durumları ortadır. ABD Polisinin afroamerikan bir vatandaşını gözaltı işlemi sırasında kullandığı orantısız güçle ölümlü bir olay ABD’de vuku bulmuştur. George Floyd’un ölümü sonrası siyahi Amerikalılar ABD sokaklarında kamu ile çatışarak sivil itaatsizlik gösterileri yapmaktadırlar. Kasım ayındaki ABD seçimleri öncesi sokakların karışması siyaset kurumunu etkilemede birinci derece önemli bir gelişmedir. Özgürlük ve insan hakları tanımlamalarının arkasına sığan karanlık odaklar 18-35 yaş arası kitleyi harekete geçirmektedir. Kaos ve terör siyaset kurumunu etkileyen en önemli argümandır.

***

Kuzey Kıbrıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi Rum kesimindeki Cami saldırıları, pandemi sürecindeki esnafların ekonomik sorunları ve Türkiye karşıtı grupların harekete geçirilerek Kuzey Kıbrıs’ta siyaset kurumu etkilenmek istenmektedir. Geçmişte “Go Turkey, Go Cemil!” eylemleri yapılmıştır. Yok yere Türkiye karşıtlığı yapan bir cephe yaratılmıştır. Bugünlerde sosyal medyada bir video dolaşmaktadır. Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ailesine karşı akıl ve ziyandan yoksun saldırlar yapan sözde Müslüman bir kişi iç siyaseti karıştırmak istemektedir. Kıbrıs Türkü ve siyasi iradesi bu süreci iyi okumalı sağduyuyla seçime gitmelidir. Demokrasi ve özgürlük istemekle anarşizm arasında kıldan ince kılıçtan keskin bir çizgi vardır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...