Ana içeriğe atla

234- NATO ve Fransa 09.07.2020, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz hafta Türkiye Cumhuriyeti’nin güncel dış politikasını ‘irade beyanı’ tanımlaması altında açıklamış ve yazmıştım. Türkiye, insanlığın huzuru ve milli güvenlik siyasetinin ön gördüğü tehdit ve düşmana karşı; siyasi- ticari ve askeri faaliyetleri hukuka uygun bir şekilde icra etmektedir. Yakın siyasi coğrafyası Suriye, Irak ve Ege’de veyahut mavi vatan komşusu Libya’da faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu faaliyetler Kurtuluş Savaşı sürecinde olduğu gibi günümüz siyaset kurumunda da küresel imparatorluk hayali kuran, siyasetlerini sömürü mantığı üzerine inşa eden batılı devletleri rahatsız etmektedir.

***

Güney komşumuz Suriye’nin toprak bütünlüğünü parçalamak, Irak ve Suriye petrol yataklarını sömürme ve batıya naklini yapacak uydu devlet planına Türkiye askeri harekatlarıyla darbe vurmuştur. Faaliyet alanında Suriye halkının refah ve huzuru içinse insani faaliyetlerini yaparak toprak bütünlüklerini korumuş ve yerel meclislerle kendi topraklarında kendilerini yönetmenin önünü açmıştır. Bu faaliyetler sözde demokrasi ve özgürlükleri tanıyan sömürü üzerine siyaset yapan batı devletlerini rahatsız etmiştir.

***

Cumhuriyet Türkiye’si Suriye’de olduğu gibi Doğu Akdeniz ve Kıbrıs siyasetini de uluslararası hukuktan aldığı güçle, Kıbrıs Türkü ve kendi hak ve menfaati üzerine inşa ederek küresel sömürgecilere karşı irade beyanıyla duruş göstermektedir. Bu duruşta Suriye politikasında olduğu gibi sömürü üzerine faaliyet yapan devletleri rahatsız etmiş ve Türkiye karşıtlığına başlamışlardır.

***

Son olarak güncel dış politikamızın Ortadoğu ayağının en önemli hamlesi olan Libya’daki faaliyetlerimiz başta Fransa olmak üzere batılı sömürgeci devletleri rahatsız etmiştir. Libya’nın resmi tanınmış, halkta karşılığı olan hükümetiyle yaptığı mücadele Afrika kıtası ve sömürülen ülkelere bağımsızlık hayali ve örneği olmaktadır.

***

Geçtiğimiz günlerde oynanan oyunu kamuoyuna duyurmak için Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Libya’nın Misrata Hava Üssü’nde BBC’ye mülakat vermiştir. Sayın Akar açıklamasında Fransa’nın Libya’da Hafter’i desteklemesinin müttefikliğe uymadığını Fransa’nın NATO’yu kullanmak koşuluyla Türkiye ile gerilim yaratmaya çalıştığını söylemiştir. Akar açıklamasının devamında “Biz Fransız gemisini taciz etmediğimiz gibi, Fransız gemisi bizim üç gemimizin ilerlediği konvoya 20 deniz mili süratle araya girmek suretiyle çok tehlikeli bir manevra yaptı.” diyerek gerçeklerin NATO tarafından ilerleyen günlerde ortaya çıkarılacağını belirtmiştir. Görüldüğü üzere Doğu Akdeniz ve Libya siyasetinde Türkiye’nin hamleleri bazı ülkelerin çıkarlarına aykırı bulunduğu için NATO’yu Türkiye karşıtlığında kullanmak isteyen sömürü zihniyetli devletler vardır.

***

Emekli Büyükelçi Oğuz Çelikol da Takvim gazetesine yaptığı açıklamada “Fransa Afrika sömürgelerini kaybetmeye başlayınca Türkiye’ye saldırıyor.” diyerek konuyu net bir şekilde belirtmiştir. Doğu Akdeniz için Kıbrıs adasının önemi gibi Libya’da Afrika kıtasının giriş kapısıdır. Sömürüye karşı mücadele veren Libya halkına Türkiye desteği bir nevi Afrika kıtasının Akdeniz girişini tutması demektir. Bu net tavır Fransa’yı rahatsız etmekte ve tüm Doğu Akdeniz siyasetini etkisi altına alacak gerilimlere kapı aralamaktadır. Bu bağlamda Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu güncel dış politikayı iyi okuyup iç siyasette boğulmadan Doğu Akdeniz ve Ortadoğu siyasetinde rol almalıdır. Hakkı olan tanınırlık ve zenginliklerden Türkiye’yle yürüteceği ortak devlet aklıyla krizi yöneterek kazançlı çıkmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...