Ana içeriğe atla

252- Akdeniz Paktı 12.11.2020, Milliyet Gazetesi

Uygarlık tarihi açısından Akdeniz coğrafyası tarihin sıfır noktası niteliğindedir. Akdeniz coğrafyası tarihten günümüze kadar gelen tüm ana fikirlerin, dinlerin doğum ve beden bulduğu siyasi alandır. Bu öneme günümüz enerji nakil hattını, enerji yataklarını, Ortadoğu ve Kuzey Afrika coğrafyasının kesiştiği köşe noktasını da betimlersek Doğu Akdeniz’in önemi kat ve kat artmaktadır. Akdeniz’de irade beyan etmekte köklü devlet geleneği ve iradesiyle sağlanır. Genel bağlamda devlet, yurt genelinde düzen sağlayıcı aktör olarak tanımlanmaktadır. Devlet, toprak bütünlüğünün sınırları içerisinde kurduğu hiyerarşik yapı ile hukukî, siyasî ve idarî kurumlar aracılığıyla düzeni sağlamaktadır. Uluslararası alandaysa devletin rolü farklılaşmakta ve bu rol, uluslararası hukuk temelinde oluşturulan kurum, norm ve kurallar üzerinden devam etmektedir.

***

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kurtuluş ve kuruluş günlerinden itibaren yukarıda betimlediğim evrelerden başarıyla geçmiş, Akdeniz’de önemi her geçen gün artan Doğu Akdeniz’i domine edebilecek etkin bir devlettir. Doğu Akdeniz bir kırılma noktasıdır. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da vuku bulan iç ve dış siyasi olaylardan doğrudan etkilenen coğrafyadır. Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz okumaları ve idraki bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Bahse geçen coğrafyalarda siyasi istikrarsızlığın getirdiği diğer önemli konuysa insanî krizlerin ön plana çıkmasıdır. Suriye’nin iç politikada istikrarsızlaşması, kamuyu yönetememesi, insanlarının Akdeniz ve Türkiye üzerinden yurtlarını terk ederek mülteci olma sorunu coğrafyanın ana problemlerindendir. Doğu Akdeniz bölgesinde savaş ve kaosun, enerji yatakları üzerinde gerçekleşmesi 44 farklı ülke deniz kuvvetlerinin Doğu Akdeniz’de teşkil olması rekabet, çatışma ve kaosun tırmanmasına sebeptir. Doğu Akdeniz’e Çin, Rusya, ABD ve Türkiye gibi etkin ve rol alan ülkeleri de koyduğumuzda coğrafyanın stratejik önemi artmakta ve güvenlik problemleri doğmaktadır.

***

ABD Doğu Akdeniz’e doğrudan müdahale etmiyor gibi görünse de Yunanistan ve İsrail’le olan ilişkilerini şekillendirerek bölgeye müdahale etmektedir. Çin’in doğal kaynaklara bağımlığının artmasıyla Kuşak ve Yol Projesi üzerinden bölge siyasetinde varlık göstermektedir. Rusya’ysa Suriye iç krizine müdahil olarak sıcak deniz olarak betimlediği Akdeniz’de varlık göstermektedir. Türkiye bölge huzuru ve güvenliği için soft-power’ tabir edilen insanî faaliyetleriyle bölgede etken ana devlettir. Güney Kıbrıs siyaset kurumuysa Yunanistan ve Mısır’la müttefiklik ilişkisini kurarak varlık gösterme çabasındadır.

 

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs ne yapmalıdır?

 

Yukarıdaki özet haliyle aktardığım stratejik coğrafya ülkelerin, milletlerin ve dünya siyasetinin güvenliği için çok önemlidir. Siyasi tarihimizde ABD 1950-1992 yılları arasında George Kennan tarafından ortaya konan Sovyetlere karşı çevreleme (sınırlandırma) ‘containment’ politikasını ittifaklarıyla ortaya koymuştur. Bu çevreleme politikasının diğer örnekleri de 1931-1941 yılları arasında Türk dış politikasına belli noktalarda güvenlik şemsiyesi oluşturan ‘Sadabat Paktı’ ve ‘Balkan Pakt’larıdır. Bu bahisle Türkiye ve Kuzey Kıbrıs siyaset yapıcıları başta Doğu Akdeniz, Kıbrıs adası ve Doğu Akdeniz’e paydaş siyasi varlıkların güvenlik ve huzuru için Akdeniz Paktı’nı yaşama geçirmelidirler. Kurulacak olan pakt enerjinin nakli ve işletilmesi ve bölge ülkelerinin huzuru için olmazsa olmazdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...