Ana içeriğe atla

259- Güle Güle 2020 31.12.2020, Milliyet Gazetesi

Bir takvim yılını bitirmek üzereyiz. 2020 Covid-19’dan dolayı insanlığın sabrıyla ve sağlığıyla sınandığı bir yıl oldu. Çin’in Vuhan şehrinden dünyaya yayıldığı söylenen Covid-19 virüsü ticari, sosyal ve kültürel olarak insanlığı yordu ve üzdü. Dünya, “Evde Kal!” sloganı, kısmî sokağa çıkma yasakları, mesafe, maske ve hijyenle bir yılı bitirdi.

***

İç savaşların, şehirlerde patlayan bombaların, terör olaylarının yapamadığı ülkelerdeki etkiyi Covid-19 virüsü ülkelere yaptı. Turizm durma noktasına geldi; havayolu şirketleri yüzde seksene yakın uçuşlarının iptal etti; ülkeler komşularıyla bile geçişlerini azalttı; Avrupa Birliği ülkeleri serbest dolaşımı hatta birbirlerine geçişi durdurmayı tartışma evresine geldi. Hastanede doktorların kullandığı maskeler kara borsaya düştü, bulunmaz Hint kumaşı oldu. Gözle görünmeyen bir virüs insanlığı zora soktu. Hizmet sektörü kepenk kapattı. Gündelik insan odaklı işler bitme noktasına geldi. Eğitim öğretim örgünden uzaktan internet tabanlı eğitime döndü. Özel şirketler ve kamu, yarı zamanlı ve evden mesai kavramıyla tanıştı ve işlevini sürdürmeyi öğrendi.

***

Çağımızın evreni etkileyen en büyük hadisesi Covid-19’un günümüze etkisi yaşadığımız süreç ve saymakla bitmeyecek etkileridir. Bir önemli hususta Covid-19 sonrası ‘yeni normal’ diye tabir ettiğimiz ticari, sosyal ve kültürel yaşam nasıl olacaktır? Toplum, devletler ve çok uluslu devlet dışı aktör sayılabilen şirketler bu süreçte yaşananları iyi okuyarak gelecekteki pozisyonlarını koruyacaklardır. Şayet Covid-19 evresinde yaşananlardan ders çıkarmayan toplumlar, devletler ve şirketler olursa gelecekte olabilecek felaketlerden en çok etkilenen belki de yok olan onlar olacaktır.

***

Covid-19 aşısı 2021’de ana gündemlerimizden birisidir. Çeşitli ülke ve şirketlerin aşıları insanlık için derman olmaya çalışacaktır. Her karanlık gecenin sabahı aydınlık olduğu gibi böyle zor günlerde de bilime güvenerek, sağlık çalışanlarının uyarılarına uyarak sabırla bu süreçten kurtulacağız.

***

İnsanlığın sağlığıyla sınandığı bu süreçte, virüs kadar tehlikeli insanlığı menfaati kadar seven coğrafyamızın sözüm ona ‘Big Brother’ tabir edilen aktörleri işlerine devam etmiştir. Dünya Covid-19 mücadele ederken görünmez el Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Türkü ve Türkiye’nin hakkını gasp edecek doğalgaz çalışmaları ve askeri tatbikatlara izin vermiştir. İran devletinin askeri ve bilim dünyasındaki iki önemli aktörüne suikast düzenlemiştir. Big Brother görünür görünmez tüm şeytanlıklarını siyasi coğrafyamızda sürdürmüştür. Garantör ülkemiz Türkiye tarihi sorumluluklarının olduğu sınırlarını aşan coğrafyada huzur, barış ve insanlığı tesis eden devlet olmaya devam etmiştir. Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu pandemi sürecini komşusu Güney Kıbrıs’tan daha iyi geçirmiş, yeni Cumhurbaşkanını seçmiştir.

***

2021 ve gelecek yıllar için Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu Covid-19 sürecini ve yukarıda birkaç örnekle izah ettiğim siyasi coğrafyasını iyi okumalı ve gelecekte olabilecek, pandemi ve benzeri süreçlere hazır olmalıdır. İç siyasi çekişmelerin önüne geçebilmek adına pro-aktif bir yönetim için 2021 yılını iyi değerlendirmelidir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi düşünülmeli, güçlü ve hesap soran meclis, bağımsız güçlü adalet sistemi coğrafyanın ve dünyanın getirdiklerine göre revize edilmelidir. 2021 yılı insanlığa ve coğrafyamıza huzur, sağlık ve mutluluk getirsin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...