Ana içeriğe atla

260- Hoş Geldin 2021 07.01.2021, Milliyet Gazetesi

Geçen haftaki yazımda 2020 yılını güle güle diyerek uğurlamıştık. Şimdi hoş geldin 2021 diyerek yeni bir takvim yılının ilk yazısıyla beraberiz. Büyüklerimizin sıkça kullandığı bir deyim ‘Gelen gideni aratır.’ şeklindedir. Umarım 2021 yılı 2020’yı bizlere aratmaz. Devletimizin teşekkül ettiği coğrafyada yaşadığımız tüm olayları bir Avrupalı, Asyalı veyahut okyanus ötesinde bir ülke vatandaşı yaşasa hayatının en büyük travmasını yaşamış olur. Kan ve gözyaşına alıştığımız bir coğrafyayı vatan yapmış, tarihe ve insanlığa not düşmüş Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve yakın Asya yurdumuzdur.

***

Bu coğrafyada devletlerin teşekkül ettikleri siyasi alanların ötesine de ilgi alaka göstermeleri iç siyasetlerine ve devletlerinin devamlılığını da yakinen ilgilendiren bir yaklaşımdır. Bu bahisle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Türkiye Cumhuriyeti iç işleri gibi dış siyasetleri de olmalıdır. İç meseleden farkı olmayan konular komşularının iç ve dış işleridir. Bahse konu coğrafyada Türkiye kültürel ve insani yardım çalışmalarıyla insanlık adına olumlu çalışmalar yapmaktadır. Türkiye bu faaliyetlerini dosta güven düşmana korku veren silahlı kuvvetleri şemsiyesiyle de koruyup kollayarak devamlılık arz eden bir yapı haline getirmiştir.

***

Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu garantör ülkesi Türkiye’nin dış siyaset çalışmalarını iyi okuyarak, kendi iç ve dış siyaset kurumlarını bu okumaya göre dizayn etmelidir. KKTC teşekkül ettiği siyasi sınırları, deniz yetki alanları ve hava sahası gibi parametreleri göz önüne alarak geleceğe hazırlanmalıdır.

***

KKTC’de, Cumhurbaşkanlığı seçimini 2020’deki pandeminin olumsuzluklarına rağmen yapmış devlet iradesi vardır. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar görevi alan tecrübeli bir devlet adamıdır. Yukarıda özet haliyle bahsettiğim iç ve dış siyaseti iyi okuyabilecek ve gerekli devlet teşekkülünü revize edebilecek siyasi kimliktir. Cumhuriyet Meclisi’nde var olan siyasi partiler ve parti içi sorunları kamuoyuna yansımaktadır. Aynı parti herhangi bir kararda iki üç ayrı görüşe ayrılmakta ve uzlaşamamaktadır.

***

Çağımız ve coğrafyamız analitik zekanın işlediği, neden sonuç bakış açısıyla olayların değerlendirildiği, karar alma mekanizmalarının hızlı ve etkin çalıştığı, sonuç odaklı devlet yönetimi veyahut devlet dışı aktörlere ev sahipliği yapmaktır.

***

Ortadoğu ve Doğu Akdeniz liginde ilk on birde olmak istiyorsak yönetim anlayışımızı, aile, ideoloji ve duygusal bağlardan uzak, çağın gereksinimlerini karşılayan pragmatist bir yaklaşım üzerine kurmalıyız. Kuzey Kıbrıs içişlerimiz hızlı karar alan, bürokratik hantallıktan kurtulmuş, hesap verebilen bir yönetim anlayışı 2021’de teşekkül edilmelidir. Bu yaklaşım hitap ettiğimiz ve görmezden gelemeyeceğimiz ligde olmamızı ve coğrafyadaki varlığımızı koruyacaktır.

***

Coğrafyamız görünürde sıkı duvarların devletimiz etrafında olmasını gerektirmektedir. Bu korumacı politika bakışı içe kapalı devlet olmamız anlamına gelmez. Deniz Ülke Arıboğan hocanın betimlediği haliyle duvarlar yükseldikçe köprü ustaları da milletleri, devletleri birbirine bağlar. Siyaset kurumu ve karar alıcılar coğrafyayı iyi okuyarak, geleceği 2021’de Covid-19 sonrası yeniden inşaya başlamalıdırlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...