Ana içeriğe atla

287- 15 Temmuz’u Unutma! 15.07.2021, Milliyet Gazetesi

Cumhuriyet tarihimizin en büyük ihanet projesi Fettullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’dür. 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece hain planları hayata geçip şeytani emellerine ulaşabilselerdi Cumhuriyet Türkiyesi rejim değiştirir, iç savaş yurt genelinde hasıl olur, Avrupa ve Ortadoğu siyasi coğrafyasının güçlü ülkesi Türkiye, karmaşanın hâkim olduğu en önemli çatışma alanına dönüşürdü. Lakin ihanetin şeytansı projesi milletimiz ve siyaset kurumunun dik duruşu sayesinde emeline kavuşamadan bertaraf oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halka seslenmesi, milletimizin devletine olan inancı, şehit ve gazilerimizin kahramanlıklarıyla hain örgüt FETÖ başarısız oldu.

 

15 Temmuz sonrası FETÖ bitmiş midir?

Tabi ki ‘hayır’, bitmemiştir. Bal peteği şeklinde işçi arı gibi çalışarak uzun süre ihanet gününe hazırlanan yapı tüm olasılık ve ihtimalleri göz önünde tutarak sahaya sürdüğü nüvelerini deşifre etmeden hücre sistemiyle ayırmış, olası başarı ya da başarısızlığa karşı yeni oyun için insan kaynaklarını çeşitlendirerek korumuştur. 15 Temmuz’dan önce ülkeyi terk edenler, hiçbir iletişim aygıtı kullanmayanlar, 15 Temmuz’un hemen ertesi günü ülkeyi terk edenler ve FETÖ ile resmî iltisaklı olmayan bir sürü hücre halen daha yaşamını Türkiye’de sürdürmektedir. Yüzyılın ihanet projesi bir gün, bir akşam ve zamanla sınırlı bir sürede bitmeyecek kadar tehlikeli ve bölge sistemine dayalı organizasyonu vardır.

 

FETÖ Örgütlenmesi

Yüzyılın ihanet projesi FETÖ, ilk olarak 1952 yılında “Hususi ve Yardımcı Muharip Birlikleri” adıyla kurulmuş, 1953 yılında “Seferberlik Tetkik Kurulu” adını almış olan, sonrasında “Özel Harp Dairesi” adıyla anılan askerî yapılanma gibi örgütlenen gayrî nizami harp metotlarını benimseyerek faaliyetlerini yürüten gayri milli ihanet şebekesidir. Hitap ettiği topluluğu meslek gruplarına göre bölen, özel sektör-kamu çalışanı olarak ayıran, kadın-erkek yapılanması yapan, örgüt üyelerine 1 Dolar dağıtımı yaparak sicil numarası veren, sicil verdiği örgüt mensuplarına özlük dosyası açan, yılın belli dönemlerinde tayin terfi eden, örgüt içi kurduğu eğitim yapısı ile elemanını yetiştiren şeytansı bir örgüttür.

 

Amaca göre örgütlenme strateji

Yüzyılın ihanet projesi FETÖ etki ettiği alan ve kişilerin sosyal ve ekonomik yapılarına göre hareket eden bir çalışma sistematiği vardır. Anadolu’daki faaliyetlerini dini sohbetler, sosyal yardımlar ve iyilik üzerine inşa eden şeytansı çok yüzlü bir yapıdır. Hitap ettiği alan özel sektör ve ekonomisi üst düzeyde bir kısımsa, o alana göre tüketen, harcayan ve yaşayan bir kimliğe bürünebilecek ustalıkta orta oyunculardır. Bir nevi kimliksiz bireylerdir.

***

Konunun özü hain darbe girişiminin yıl dönümü olan 15 Temmuz’da ihanete geçit vermemek için hafızamızı diri tutalım, siyaset kurumu ve cumhurun lideri ve devletimizin başı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Şüphe varsa şüphe yoktur, güven iyidir güvenmemek daha iyidir.” mantığıyla milli güvenliğimiz için her konuyu defalarca kontrol ederek yaşama geçirmelidir. Aziz şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anarım.

 

Not: Gazetemizde dış politika ve siyaset eksenli yazılarımın yer aldığı köşe, Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizâmülmülk’ün hükümdarlar için kaleme aldığı mümtaz eseri Siyâsetnâme’den esinlenmemle “Siyâsetnâme” adıyla gazetemizde yer alacaktır. Saygılar…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...