Ana içeriğe atla

289- Altın Pasaport 29.09.2021, Milliyet Gazetesi

Rum lider Nikos Anastasiadis, Kuzey Kıbrıs ve Türkiye’nin Maraş atılımına karşı Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarının geri isteneceğini “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımayanlar pasaportuna sahip olamaz.” siyasi söylemiyle duyurmuştur. Anadolu’da güzel bir deyim olan “Gelin oyun bilmez, yerim dar dermiş.” Anastasiadis’in tavrına çok uygundur. Komşu lider tekrar aday olmayacağını duyurarak siyaseten emekli olacağını açıklamıştır. Rum siyaset kurumu ve Rum Kilisesi adı ‘altın pasaportla’ anılan Nikos’u siyaset kurumunda şaibeliler arşivinin tozlu raflarına koyacaktır. Anastasiadis Kıbrıs Türklerindeki Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportunu almak gibi bir söylem geliştireceğine, başta Körfez ülkeleri ve diğer yancılarına yüksek fiyatlar ödeterek dağıttığı vatandaşlık ve pasaportların hesabını vermelidir. Bir diğer pasaport isteme söyleminde de Nikos beyin, “Ersin Tatar olmak üzere Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımayanların ve ayrı devlet olduklarını savunanların pasaportlarının geri almak” olduğunu ifade etmiştir. Bu beyanıyla da ‘federasyon modelini savunanlar pasaportu taşır, savunmayanlar pasaportları geri iade etsin’ demiştir. Kıbrıs Türkünün çelikten iradesi 1974 ve öncesi dönemde olduğu gibi hiçbir zaman baskı ve tehdide boyun eğmemiştir. Kıbrıs adasında Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki hak ve menfaatleri olduğu gibi pasaport ve tanınırlıkta hakkıdır. Lakin gerekirse başta Cumhurbaşkanı Ersin Tatar olmak üzere Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını Lokmacı kapısında yakacak irade ve kudret Kıbrıs Türkünde mevcuttur.

 

Yunan silahlanması

 

Kıbrıs adasının bir diğer muhatabı garantörlük sıfatıyla Türkiye’nin Ege komşusu Yunanistan’dır. Yunanistan Doğu Akdeniz’i ilgilendiren konularda, Batı Trakya’da yaşayan Türk toplumunun sorunları konusunda, Ege denizindeki mülteci sorunlarında, Türkiye ile çoğu zaman karşı karşıya gelmektedir. Yunanistan, Türkiye’yle arasındaki uzlaşmazlıkları koz olarak kullanarak kendine yancı tabir edilen ülkelerden dost ve müttefik bulmaktadır. Bu sebeple de geçtiğimiz süreçte NATO şemsiyesi altında olması hasebiyle Amerikan silah yardımlarını Ege’de barış ve huzuru bozacak bir tehdit olmaya gidecek kadar kabul etmektedir. Okyanus ötesine Ege’deki limanlarını tahsis etmiş, Yunan adalarında askeri üs izni vermiş, Türkiye ile kara sınırını Amerika askerileri için açmıştır. Yunanistan ve Türkiye NATO ülkesidir. Yunanistan’ı destekleyen silahlı güç ve üst akıl düşündüğünde NATO adına ve transatlantiğin huzuru için her şart altında Türkiye’nin tarafını seçer. Lakin Yunan siyaset kurumu bu gerçekleri göremeyecek kadar tarihsel yenilgilerinin travmasından kurtulamamıştır. Bu sebeple de kendince Türkiye karşısında silahlanma yarışına girmiştir.

***

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’da Yunanistan’ı bu tavrı için “Bir silahlanma yarışı tutturmuş, gidiyorlar. Uçak, silah, araç gereç alıyorlar. Üç-beş kullanılmış uçakla güç dengelerinin değişmesi mümkün değil. Dolayısıyla Yunan komşularımızın saldırgan çözümler değil, barışçıl, siyasal çözümler için uğraşmalarını, buradaki sorunlara yönelik çözüm gayretimize katkı sağlamalarını bekliyoruz’’ şeklindeki açıklamasıyla askeri olarak gerçekleri ortaya koymuştur. Yunan siyaset kurumu ve Rum siyasi zihniyeti, geçmişteki siyasi travmalarından kurtularak coğrafyayı ve siyaseti günümüz gerçekleri ışığında okumaları Kıbrıs ‘a, Ege’ye ve Doğu Akdeniz’e fayda sağlayacaktır. Yunan ve Rum siyaset kurumlarının fikirlerinden beslenen güruhlarda büyük fotoğrafı okuyarak yönlerini barış, huzur ve diplomasiye dönmelidirler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...