Ana içeriğe atla

291- Erenköy’de İsveçli 12.08.2021, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs adasını fiili olarak ikiye bölen teşekkül Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü’dür. 1960 sonrası 1974’e kadar geçen süreçte Rum terör faaliyetlerine sadece gözlemci kalarak Rum Kilisesi ve EOKA tarafında varlığını sürdürmüştür. Kıbrıs Türkünüyse kaderine terk ederek yoktan var ettiği mücadelesini sadece izlemiştir. Mücadele yıllarında bilhassa Erenköy bölgesindeki saldırılara sessiz kalarak tarafını belli etmiştir. Güncel siyasi gelişmeler ışığında Kıbrıs’ta varlığını devam ettiren BM Barış Gücü ve Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne alınmasıyla AB organları Kıbrıs’ta Türk varlığına duyarsız kalmaya devam etmektedirler. Yarım asırdır devam eden müzakereler AB’nin çözümden çok çözümsüzlüğün tarafı olduğunu Türk siyaset kurumu karar alıcılarına göstermiştir. Gelinen süreçte adada iki devletli çözüm ön görülmektedir. Kıbrıs Türkü’ne AB organlarının merhem olamayacağı aşikardır. Hal böyle olunca BM Barış Gücü’nün varlığı da Kıbrıs adasında sorgulanmalıdır. Görev süresinin uzatılması veyahut bitirilmesi, Kıbrıs adası için önemli bir evre olmalıdır.

 

Teğmen Willy

BM’nin geçmiş mücadele yıllarındaki duyarsızlığını BM Barış Gücü’nde görevli İsveçli Teğmen Willy Lindh’nin hikayesinde görmek mümkündür. 1964 senesinde Barış Gücü subayı olarak olarak Erenköy’de görev yapan Teğmen Willy, Rumların Erenköy bölgesine binlerce asker, tank ve top yığdığının ve 3 gün içerisinde Erenköy bölgesindeki Türk varlığına saldırarak yok edecekleri bilgisine ulaşır. Teğmen Willy elde ettiği bilgiyi Barış Gücü yetkililerine aktarır ve Rum katliamının önüne geçmek ister; fakat Barış Gücü komutanları bölgeden çekilin talimatını iletirler. Teğmen Willy’nin Rum ordusu komutanlarına da yaptığı saldırıyı durdurun baskısı sonuç vermez. Teğmen Willy girişimlerinin başarısız olduğunu ve insanlığın öleceğini gördüğü için emrindeki 45 askerle bölgede kalmakta ısrar eder. Rum saldırıları sırasında yaralanan Türkleri helikopter ve zırhlı araçlarla Lefke ve Lefkoşa hastanelerine götürerek Kıbrıs Türküne hizmet eder. Rumların saldırıları 5 Ağustos’ta başlar. 8 Ağustos günü saldırıların en arttığı zamandır. Mali tepesi düşmüş, tepeyi savunan öğrenci komutanı Eşber Serakıncı ağır yaralanmıştır. Öğrenci komutan Serakıncı arkadaşlarından kendisini bir maki altına saklamasını ve geri çekilmesini ister. Öğrenci mücahitler istemeyerek komutanının dediğini yapmışlardır. Gündüz açık hedef oldukları için gece olunca Teğmen Willy’den yardım isterler. İşgal edilen tepeye gidip Eşber Serakıncı’yı ve sakladıkları silah ve cephaneyi getirmesini isterler. Teğmen Willy, yardım isteğini kabul eder ve Eşber komutan ve mühimmatı taşır. Eşber Serakıncı Barış Gücü helikopteriyle Lefkoşa Rum bölgesindeki BM hastanesine götürülür. Orada 9 saat süren bir ameliyat geçirir. Sonrasında Türk bölgesine nakledilir 9 ay tedavi gördükten ve birkaç ameliyat daha olduktan sonra iyileşir ve 1974 Barış Harekatı’na da katılır. Kuzey’de Türk devleti kurulduktan sonra 30 yıl gibi bir süre milletvekilliği, İçişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı yapar. BM Barış Gücü’nün duyarsızlığına aldanmadan insanlık için hizmet eden Teğmen Willy Lindh’de görevden alınır. İsveç’te yargılanır ve 8 ay cezaevi yatar. Sonrasında İsveç’te iş bulamaz ve Türkiye’ye gelir. Erenköy’den tanıdığı öğrencilerle İstanbul’da Kıbrıs öğrenci yurdu ve Ankara’daki Kıbrıs öğrenci yurdunda kalarak Türkiye’de turizm rehberliği yapar. 2000’li yılların başında Kıbrıs’a yerleşir ve Alsancak bölgesinde eşi ve Kuzey Kıbrıs’ta evlenen kızıyla yaşar. Hikâye gibi anlatılan bu hatıratların muhatapları sağdırlar. Kıbrıs Türküne AB veyahut BM’nin bir hayrı dokunmamıştır. Günümüzdeki siyasi tanınma mücadelesinde karar alıcılar geçmişi iyi idrak ederek hareket etmelidirler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...