Ana içeriğe atla

293- Kıbrıs Cumhuriyeti 26.08.2021, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs Cumhuriyeti; günümüz siyaset sahnesinde fiili olarak Kıbrıs adasının güneyini yöneten devlettir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmi dili olarak kabul edilen diller Rumca ve Türkçe’dir. Kıbrıs Cumhuriyeti “Zürih ve Londra Antlaşması” diye anılan Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallığın yetkililerinin katılımıyla Kıbrıs’taki Rum ve Türk toplumları arasında imzalanan ve üç ülkenin garantörlüğünde kurulan devlettir. Garantörlük antlaşması için görüşmelere taraflar adına Rum halkını temsilen Başpiskopos Makarios, Türk tarafını temsilen Dr. Fazıl Küçük katılmıştır. Zürih ve Londra Antlaşmaları 11 Şubat 1959’da Zürih’te, 19 Şubat 1959’da Londra’da yapılmıştır. Görüşmeler sonrası 19 Şubat 1959 Londra Antlaşması sonrası Kıbrıs Cumhuriyeti bağımsız bir devlet olarak 16 Ağustos 1960 tarihinde kurulmuştur.

***

Garantörlük antlaşmasıyla Kıbrıs adasında Kıbrıslı Rumların ve Türklerin imza altına koyduğu kural ve kaidelerle Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yönetimi Rumlar ve Türklerin siyaset kurumlarına teslim edilmiştir. İşin özü Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortağı Kıbrıs Türkleridir. Garantör ülkesi de Türkiye’dir. 1960 sonrası 1974’e gelen süreçte Kıbrıs Rum Kilisesi ve Enosis yanlısı EOKA örgütünün terör eylemleriyle Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yönetiminden fiili olarak Kıbrıs Türkleri uzaklaştırılmıştır. 20 Temmuz 1974 sabahı da adadaki kan ve gözyaşını son bulduran Türkiye’nin askeri harekatıyla, şimdiki haliyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gelen süreç başlamıştır.

***

Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaati Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinde günümüzde de vardır. Rum Yönetimi’nin hukuk ve kural tanımaz hidrokarbon enerji yatakları için yaptığı çalışmalar, Avrupa Birliğine girmesi ve oradan elde ettiği kazanımlardan da Kıbrıs Türkü’nün hakkı hukuku vardır. Güncel siyasetimizin konusu da Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarının iptali konusudur. Kıbrıs Türkleri “Zürih ve Londra Antlaşmaları”ndan kaynaklanan hakkıyla Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alması en doğal hakkıdır. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar başta olmak üzere Kıbrıs Türkünün hak ve menfaatini savunan seçilmiş siyasi kimliklerin pasaportları iptal edildiği söylenmektedir. Rum Yönetimi’nin gerekçesi de “Maraş Açılımı”dır. Anadolu’nun güzel bir tabiri vardır “Gelin oyun bilmezmiş, yerim dar dermiş.”. Rum siyaseti karar alıcıları Kıbrıs Türklerinin haklı siyasi atılımlarına verecek hukuki ve haklı cevapları kalmadığı için tabiri caizse çamura yatmaktadır. Maraş açılımı, Türkiye’yle yürütülen hidrokarbon arama faaliyetleri, müzakerelerde siyaset kurumunun karar alıcılarının sağlam ve doğru duruşu, Rum siyasetçilerini ve kilise kurumunu çıkmaza sokmuştur. Bu çıkmazda onların hakkı olmadığı halde pasaport iptali gibi siyasi ayak oyunlarına itmiştir. Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu için Rum pasaportu denilmektedir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve Kıbrıs Türkünün hukuksal ortaklığı, resmî dilinin birisinin Türkçe olması Rum pasaportu söylemini çürütmektedir. Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu Kıbrıs Türkünün Kıbrıs adasındaki diğer hak ve hukukları gibi hakkıdır. Rum siyaset kurumu Doğu Akdeniz siyasetinde varlığını sürdürmek ve kazanmak istiyorsa Kıbrıs Türklerini ve garantör ülkesi Türkiye’yle akıl ve mantığın inşa ettiği kazanalar masasında olmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...