Ana içeriğe atla

297- Güvenlik Konseyi 23.09.2021, Milliyet Gazetesi

Birleşmiş Milletler (BM), dünya barışını ve güvenliğini korumak ve uluslararasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliğini oluşturmak için 24 Ekim 1945’te kurulan uluslararası bir örgüttür. Birleşmiş Milletler kendisini ifada ettiğinde “Adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği uluslararasında tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş küresel bir kuruluş” olarak tanımlamaktadır. Uluslararası ilişkilerde kuvvet kullanılmasını evrensel düzeyde yasaklayan ilk antlaşma 26 Haziran 1945’te 50 ülke tarafından imzalan Birleşmiş Milletler Antlaşmasıdır. Günümüzde BM’ye 193 üye ülke vardır. BM tanımlarda ifade edilen insanlık için faydalı tüm faaliyetleri yapmak için çeşitli organlarla icrasını sürdürmektedir. BM’nin en etkili organıysa Birlermiş Milletler Güvenlik Konseyi’dir (BMGK). Güvenlik Konseyi üye ülkeler arasında güvenliği ve barışı korumakla yükümlü en güçlü organdır. BM’nin diğer organları sadece tavsiye kararı alabilirken Uluslararası Adalet divanı ile birlikte bağlayıcı karar alma yetkisine sahip iki BM organından birisi Güvenlik Konseyi’dir. Bu bağlayıcılık da BM Antlaşması’nda imza atan ülkeler tarafından açık bir şekilde kabul edilmiştir.

***

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 15 üye ülkeye sahiptir. Bu ülkelerden beş tanesi daimî üye, on tanesi ise seçilmiş diğer ülke üyeleridir. BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri aynı zamanda kurucu üyeleri olan ABD, Birleşik Krallık, Çin, Fransa ve Rusya’dır. Bu beş ülke coğrafyamızdaki insani olaylardan tutun da dünyadaki tüm insanlık dramları için adil ve kalıcı karar alması beklenenlerdir.

***

Özet haliyle Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi yukarıdaki gibidir. BM’nin insanlık için sorumluluğu ve varlığı tartışılmaz; lakin Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararlar ve yaptırımlar tartışmaya açıktır. Bu tartışmalara sebeple de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başta BM Genel Kurulu’nda olmak üzere tüm uluslararası konuşmalarında “Dünya beşten büyüktür.” diyerek haklı duruşunu beşi bir yerde ülkelere iletmektedir. Evet, dünya beşten küçük değildir, dünya beşten büyüktür.

 

Türkevi

Amerika’nın New York şehrinin en önemli bölgesinde hizmet veren Türkevi, yeni ve modern yapısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in katılımıyla 20 Eylül tarihinde açılmıştır. “Türkevi” adı verilen bina New York Başkonsolosluğu ve bağlı ataşelikler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilciliği ofisine hizmet etmektedir. Yeni Türkevi binası açılışında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Türk dış politikasının misyon ve vizyonunu atıfla ‘’Türk Evi için, daha adil bir dünya arayışında olan herkesin umutla geleceği bir adres olacak. Çok taraflılığın, kural temelli dünya düzeninin ve kapsayıcılığın sembolü olacak. Artık yeni bir dünya var. Çok kutuplu, küresel, iç içe geçen, çatışmaların çeşitlendiği, uçurumların derinleştiği, dijital ve çok sesli bir dünya.” tanımlamasıyla ifade etmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümü olan 2023'e giden süreçte Türkevi binamız, uluslararası toplumdaki yerimizin de bir yansıması olacaktır.” demiştir. ‘Dünya beşten büyüktür.’ söylemi ve Türkevi binası mazlum milletlere umut ve ışık olacağı aşikardır. Beşi bir yerdeki BMGK üyesi ülkeler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Daha adil bir dünya mümkün” adlı eserini iyi okuyup anlamalıdır. İnsanlığın huzur ve refahı diyalog ve hoşgörü ile gelecektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...