Ana içeriğe atla

344- KKTC ve Re-Organizasyon 18.08.2022, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal örgütlü bir ulusun ya da uluslar topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Yasa ya da diğer adıyla kanun, anayasal hukuk sisteminde, yetkili organlarca meydana getirilen hukuk kurallarıdır. Millet, benzer özellikleri olan topluluktur. Yukarıdaki üç tanım devlet, kanun ve millet, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’ni oluşturan ana argümanlardır. KKTC’nin sınırları ve yasal statüsü, birilerinin cetvelle masa başında çizdiği siyasi organizasyon olarak yapay bir devlet değildir. KKTC’nin siyasi sınırlarında ve bugüne gelmesinde Kıbrıs Türkünün nice kahramanlıkları gizlidir. Günümüzde Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu ve aktörlerine yakın tarihin yüklediği çok büyük sorumluluklar vardır. Kuzey Kıbrıs ‘hayırsız evladın, zengin babanın mirasını yediği yer’ değildir. Şehitlerin, gazilerin, nice isimsiz kahramanın hakkının olduğu vatan toprağıdır.

***

2019 yılında vefat eden rahmetli Prof. Dr. Emin Işık hocanın “Devleti Kuran İrade” başlıklı eşsiz eseri, günümüz devletlerinin kurucu asabiyelerini hatırlattığı gibi Türk devletinin kuruluşundaki asabiyeyi okuyucuya aktarmaktadır. Rahmetli Emin Işık hoca, kitabında devlet için şu önemli ifadeleri kullanmış: “Rejim şekli ne olursa olsun devlet, milletin inanç ve iradesi üzerine kurulmuş, müesseseleri de o iradeden kuvvet alıyorsa o devlet milli devlettir. Milletler varlıklarının temelini teşkil eden gayeden uzak yaşayamazlar. Millete yönelmeyen ve hizmet ederek millete mal olmayan hiçbir müessese milli değildir. Milli olmayan her şey, millet hayatından kovulmaya, yıkılıp yok olmaya mahkumdur.” şeklinde milli devletin varlığındaki gücü ve yıkılma sürecini izah etmiştir. Rahmetli Işık hocanın devlet ve milli müesseseleri izah ettiği satırları Doğu Akdeniz, Balkanlar, Ortadoğu coğrafyasındaki tüm devletleri yakinen ilgilendiren ifadelerdir. Devlet, kuruluş asabiyesiyle beslenerek günümüz siyasi ve sosyal yaşamını yönetmelidir. Gerekirse kurucu irade ve asabiyet, çağın şart ve gereksinimlerini göze alarak milli çizgileri dahilinde siyaset kurumunu tekrardan çağa uygun bir şekilde revize etmelidir.

***

Kıbrıs Türkü 1960’lardan itibaren verdiği kurtuluş mücadelesini 20 Temmuz 1974 sabahı kahraman Mehmetçikle birlikte kurtuluştan kuruluşa taşımıştır. Kuruluş evresinde ‘Kıbrıs Türk Federe Devleti’ ve akabinde 15 Kasım 1983’te KKTC’nin ilanı sonrası, bağımsız bir devlet olarak günümüze kadar gelmiştir. Kıbrıs adasının stratejik konumu, günümüzde önemini arttırarak yerini korumaktadır. Mavi Vatan olarak tabir ettiğimiz Türkiye ve KKTC denizlerindeki enerji yatakları, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’nun önemi, Kıbrıs adası ve KKTC’nin de günümüzdeki önemini artırmaktadır. Bu önem ve stratejik pozisyona uygun yönetim sistemi, KKTC’nin yeniden yapılanmasına gebedir. Bu yapılanma, fiziki kamu binalarından tutun da anayasal olarak yönetim şekline ve devlet organizasyonun dijital dönüşümle günümüze hazır hale getirmesine kadar gitmesi stratejik bir elzemdir. Kıbrıs siyaset kurumu kısa süreli kurulan hükümet sorunlarından kurtulmalıdır. Devamlılığı olan dijital altyapısı oluşturulmuş yargı, yasama ve yürütme birbirinden bağımsız bir halde olmalıdır. Şayet günümüz devletleri kendini sisteme ve zamana hazırlayamazsa milli devlet vasfı bile olsa, siyasi olarak sistemin dışında kalmaya mahkumdur. Hal böyle olduğu için de KKTC devlet aklı büyük resimde kendine yer edinmek için gerekli ‘yeniden yapılanmaya’ önem vermelidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...