Ana içeriğe atla

19-Milli Güvenlik, inAydın, Temmuz 2018

Yeni bir sayıda siz değerli okuyucularımıza ‘Merhaba’ demenin sevinci ve huzuru ile yazıma başlıyorum. Zaman dediğimiz kavram ‘Bir varmış, bir yokmuş’ diye başlanan hikayedeki gibi kısadır. Bazen bu kısa zamana mutlu güzel olaylar, bazen de mutsuz üzüntülü konuları sığdırırız. Fotoğrafın bütününe baktığımızda bizim hikayemiz de bir varmış bir yokmuş edasıyla zaman çizgisinde hayatımızı oluşturarak akıp gitmektedir.

***

Bu yaşam çizgisinde daha önce de bahsini ettiğim gibi içinde bulunduğumuz telaştan fark edemediğimiz konuları sizlere yazı vasıtasıyla iletmek ve düşünce dünyanızda yer etmesini istemekteyim.

 

Basın yayın organlarından etkiyle günlük yaşamımızda bu günlerde çokça duyduğumuz tanımlar vardır. Bunlar “Milli Güvenlik” ve “Devletin Bekası” tanımlamalarıdır.

 

15 Temmuz sonrası Türk siyasi yaşamı bu iki tanım üzerine dizayn edilmekte ve yol almaktadır.

 

Peki nedir Milli Güvenlik ve Devletin Bekası?

 

Milli Güvenlik: Devletin temel düzeni ve temel unsurları ile birlikte varlığının, toprak bütünlüğünün, uluslararası siyasi ve diğer tüm çıkarımlarının, antlaşmalardan doğan haklarının, her türlü iç ve dış tehditlere, devletlerin diğer müdahalelerine karşı korunması ve savunulmasıdır.

 

Devletin Bekası: Devletin varlığı ile doğrudan alakalı ve egemenliğin en hassas çizgilerini belirlemek için kullanılan bir terimdir.

 

Bu iki tanımla kişi ve kurum/kuruluşlarca farklı da yorumlanabilir. Fakat genel kanı bu tanımlama doğrultusundadır.

 

Geçtiğimiz 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Milletvekilliği seçimleri öncesinde televizyon yorumcuları, köşe yazarları ve siyasi aktörler tarafından bu iki tanım bolca kullanılmıştır.

 

24 Haziran gecesi

 

Zaman dediğimiz kavram tarih ve saat olarak belli olduğunda çok uzun olsa bile biraz sabır ve sükûnetle beklenildiğin de aylar, günler, haftalar çok çabuk geçer ve hedeflenen zaman gelir.

 

Aynı bu süreç 24 Haziran gecesi için de geçerli oldu. 

 

Malumunuz yukarıda bahsettiğim gibi 15 Temmuz gecesi Türk Siyasi yaşamı ve Devlet yürütmesi Milli Güvenlik ve Devletin Bekası bağlamından şekillendirilmeye başlandı. 

 

15 Temmuz sonrası OHAL yönetimi ile Devlet kurumları tabiri yerinde olursa bağırsaklarını temizlemeye başladı. İçte ve dışta iş birliği için de olan ihanet odakları Kamu kurum ve özel kuruluşlarda temizlendi… 

 

16 Nisan referandumu ile de Milli Güvenliğimizin gereksinimi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için halk oylaması yapıldı. Devletin bekası için milletçe bu oylamada ‘Evet’ dedik. 

 

Sonrasında sistem kendi içerisinde değişime başladı. 

 

MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli Beyin gördüğü lüzum üzerine 24 Haziran’da AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile ortak tarih 24 Haziran’da seçim kararı alındı. 

 

15 Temmuz sonrası başlayan küresel ihanet odaklarıyla mücadele milli güvenlik bağlamında 24 Haziran gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ittifakın %52 ve üstü aldığı oyla farklı bir boyuta geçecektir. 

 

Yeni sistemle Devletimiz daha işlevsel, daha atik, evrak ve teferruattan arınmış bir hale gelecektir. 

 

24 Haziran gecesi Türkiye’de demokrasi kazanmıştır. Toplumsal huzur tahsis edilmiş, millet ve devlet bir olmuştur. Halkımızın büyük çoğunluğu önceliğinin güvenlik siyaseti olduğu da görülmüştür. 

 

Bu süreç ülkemiz için refah ve aydınlık günlerin habercisidir. 

Ülkemiz iç barışını sağlamış ekonomik ve siyasi tıkanıklıklardan kurtulmuş güzel günlere gidecektir. 

 

Biraz sabır, biraz inanç bu süreci atlatmak için yeterlidir.

 

Unutmayın, dik durmak ile dikilmenin arasında ince ve keskin bir hat vardır.

 

TANAP

Geçtiğimiz günlerde ülkemizin jeo-stratejik konumdan kaynaklı çok önemli bir projeye milletçe ortak olduk. İlk olarak bakıldığında sadece bir boru hattı, topraklarımızdan geçip gidiyor gibi görünse de ülkemizin küresel oyunda var olduğunun büyük bir göstergesidir, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP).

 

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’den İtalya’ya uzanan 3500 kilometrelik Güney Gaz Koridoru’nun önemli bir parçası TANAP’tır.

 

TANAP, 1850 km’lik uzunluğuyla Türkiye’yi, Kafkaslar’dan Avrupa’ya uzanan bir enerji koridoru haline getirecektir. Bu proje ile ‘iki devlet bir millet’ mantığıyla hareket ettiğimiz Can Azarbeycan ile ülkemiz enerji sektörünün önemli iki oyuncusu olarak konumlanacaklardır.

 

Rakamlarla TANAP, 8 milyar dolarlık bir yatırımdır. 1850 km ile Türkiye’nin en uzun boru hattıdır. 31 milyar m³ taşıma kapasitesi ile en uzun boru hattıdır. 1500 çalışana iş sağlayacaktır. Yapımında 88 milyon saat mesai yapılmıştır. Deniz seviyesinden 2750 metre rakımda hat geçmektedir.

 

TANAP kısaca ülkemiz için prestij, enerji alanında aktör ve önemli partner olduğumuzun reel göstergesidir. Türk milleti olarak bu coğrafyadaki bekamız için birer km taşıdır.

 

Kitap: John Perkins’in “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” adlı eserini okumanızı tavsiye ediyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...