Ana içeriğe atla

22-Amsterdam, inAydın, Ekim 2018

Merhaba;

 

Ülke gündemi siyasi konular ve coğrafyamızda yaşanan insanlık dramlarına ve düşük yoğunlukla geçen silahlı can kayıplarını hep birlikte film izler gibi izlemekteyiz. Cümle içerisinde kullandığım haliyle ‘’düşük yoğunluk’’ tabiri, savaş ile barış arasında var olan bir çatışma şekli olarak tabir edebiliriz. Ne tam kamuoyundadır ne de gündemde değildir. Bir nevi düşük yoğunluklu çatışmalarda olan can kayıplarına üzülüp alıştığımız türdendir. Çatışan tarafları sonuca götürmez. Gündemde pazarlık malzemesi olarak tutan gerilim argümanıdır. Özetlediğim bu düşünce halimize bir de dövize yapılan dış güçlerin etkisini eklemeyi unutmayalım. Her yıl Eylül ayında yeni modellerinin tanıtımı yapılan iPhone’a sevinemediğimiz bir burhandayız. Varın gerisini siz düşünün… 

 

Bu burhan ve karmaşadan biraz uzak kalmak için planladığım batı Avrupa’daki birkaç ülke ve şehir ziyaretimi sizlerle paylaşmak istiyorum. 

 

Amsterdam

Amsterdam batı Avrupa’da Venedik’ten daha çok kanala, Paris’ten daha fazla köprüye sahip olan Avrupa’nın önemli bir şehridir. 16. ve 18. yüzyıllarından kalma 7 binden fazla binaya sahip, 50’den fazla müzesi olan ve gezmeye doyamayacağınız güzel bir şehirdir. Bina ve yapı olarak yaşlı bir şehir görünüm verse de, Amsterdam’ın heyecanı ve dinamiği sizi bir hayli yoracaktır. 

 

Dünya finans üçgeni diye tabir edilen üç ülke vardır. Bunlar Londra, New York ve Tokyo’dur. Avrupa Birliği üyeliğine Brexit diyerek çıkış işlemlerini başlatan güneş batmayan ülke İngiltere’nin başkenti Londra AB’den ayrılış süreciyle dünya finans üçgenindeki rolünü de Amsterdam’a kaptırmaktadır. Bu rol değişimi sebebiyle Amsterdam tarih, kültür ve dinamiklik özelliğine bir artı olarak ekonomik ağ olma özelliğini de eklemiştir. Birleşik Krallığın AB’den çıkışıyla varlıklarını Londra’da sürdüren köklü finans şirketleri ‘head quarter’’ diye tanımlanan merkezlerini Amsterdam’a taşımaktadırlar. Batı Avrupa’nın bu eski ama dinamik şehri günümüz küresel ölçekli oyunda önemli bir role sahiptir. 

 

Bu güzel şehirde zamanın yettiği ölçüde gezip gördüğüm bazı detayları sizlere aktarmak istiyorum. Amsterdam şehrinde ulaşım çok rahat ve sistemli bir şekilde yapılanmış. Tren, tramvay, otobüs ve metro ulaşımı çok yaygındır. Su kanallarında tekne ile ulaşım buna dahil olmuştur. Bunlara ek olarak bisiklet Amsterdam şehrinin olmazsa olmazıdır. Bisiklet için ayrılmış yollar, bisiklet için yapılmış kapalı ve açık otoparklar ve binalarda park alanları mevcuttur. Metro ve tren istasyonları yakınında bisiklet park yerleri ücretsiz olarak yapılmıştır. Motorlu araçlar harici ulaşımın teşviki ve desteklenmesi için ise otomobil alanları azaltılmış, park ücretleri yüksek tutulmuştur. Buna sebeple emisyon salınımı az olan şehirde temiz bir hava, bol yeşil alan ve yüzleri gülen mutlu insanlar mevcuttur. Hangi siyasi aday yapar bilmem ama Aydın şehrimizin genelinde özelde ise Efeler ilçemizde Amsterdam’daki bisiklet ulaşımı ve alt yapısı incelenerek Efeler ilçe sınırlarında uygulanmalıdır. Fiziki yapısı itibari ile Efeler kenti bu ulaşım metoduna uygundur. 

 

Amsterdam’a ait amatör olarak çektiğim bazı görselleri de sizlerle paylaşmak istiyorum. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Amsterdam merkezinin en meşhur ve kilit noktası Dam Meydanı’dır. Turistlerin ve yerel halkın uğrak yeridir. Meydanda tarihsel öneme sahip olan Kraliyet Sarayı mevcuttur. 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sarayın karşı tarafında ise 22 metre uzunluğunda 1956 yılında inşa edilmiş 2. Dünya Savaşı anısına sebep Ulusal Anıt vardır. 

 

 

 

 

 

 

Dam meydanında Kraliyet Sarayı yanında dünyanın birçok kentinde olan Madame Tussaud ismindeki balmumu müzesi mevcuttur. 

 

 

 

Hollanda’nın önemli ekonomik ayaklarından bir tanesi lale yetiştiriciliği ve peynir üretimidir. Peynirleri balmumu kaplarla saklanır ve tüketime sunulur. Tarihi sokaklarda eski yapıların giriş katlarında çok sayıda peynir satış alanı mevcuttur. İstediğiniz kadar tadabilir ve satın alabilirsiniz. 

 

 

 

Amsterdam her köşesi farklı tarih ve güzelliklerle bezeli Batı Avrupa’nın önemli bir şehridir. Londra’dan devraldığı finansın bir ayağı olma yönüyle de gelecek uluslararası ilişkiler ve siyasette adından sıkça söz ettirecektir. 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...