Ana içeriğe atla

24- OKU, inAydın, Aralık 2018

Yine bir yılı bitiriyoruz. Koskoca 12 ay, 52 hafta, 365 gün, 8760 saat… 

 

1 Ocak sabahı uyandığımızda ‘koskoca bir yıl’ diyoruz değil mi? O koskoca yılın son ayında, 2018’in son merhabası ile yılı bitiriyoruz.

 

Aralık ve Ocak ayları sonun başlangıcı, yeninin ilkidir. Yeniye başlamayı hepimiz severiz. Yeni sözcüğü bile cezbeder hepimizi, ama sonu üzer. Sanki bir ayrılıktır, vedadır, hüzündür son.

 

Fakat sonlar olmasa ilkler de olmaz, unutmayın.

 

Belki de dünyanın yaratıcısı ve sahibi bize 12 ayı vererek yenilenmemizi, tazelenmemizi ve her şeyin daha iyisi, daha güzelini yapmamızı istemiş olabilir. Onun içindir yeni başlangıçlar ve yeni yıllar.

 

Tabi bu bir bakıştır. Hepimizin farklıdır sonları ve ilkleri.

 

Yılın son ayı Aralık, hoş gelsin hanemize ve gönlümüze. Benim için yeni bir takvim yılına geçiş zamanıdır Aralık.

 

2019 ve sonrası yılların planlanması; mevcut durumun değerlendirilmesi, kısa, orta ve uzun vadeli planların yazılıp çizilmesi; yeni hayallerin kurulması zamanıdır yılın son ayı.

 

Geçmiş olan bir takvim yılının bireysel yaşamımı etkileyen ve ülkemizin düzenini etkileyen siyasi ve sosyolojik olayların değerlendirilme zamanıdır.

 

Kış uykusundaki ayı misali “Hiçbir şey yapmam bu ay. Karar almam, keskin olmam, çok da konuşmam.” gibi fazla uç söylemlerden kaçınırım.

 

Bu ay sadece Alak Suresi’nin 1. Ayetindeki gibi, “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı ‘alak’tan yarattı.” Okurum. Bu ay doğayı, kuşları, çiçekleri, yaşanmışlıkları yüzlerine çizgiler halinde vuran bireyleri okurum…

 

Gözlerindeki manayı, hüznü, aşkı, ihtirasları, kini ve nefreti... Sonra da düşünürüm.

 

Gerek var mı bu kadar yoğun duygulara? Sonra da Ankubet Suresinin 64. ayetini okur ve düşünürüm. Der ki ayette: “Bu dünya hayatı ancak bir eğlenceden ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi.”.

 

Aralık yeni ile eski arasındaki araftır. Aralık ayını iyi değerlendirin, çok güzel bir aydır. 2018’in güzelliklerini anı defterinizi etkileyeceğiniz son takvim zamanıdır.

 

 

 

 

Minimalizim

Yaşamda ve hayatta sadelik. Ne kadar az, o kadar çok mottosu olan, her şeyin sadesine değer veren ve amacı olmayan her şeyi yaşamdan uzaklaştırmak olarak tanımlayabiliriz minimalizmi.

 

2019 yılında her şeyin sadesini, amaca hizmet eden objeleri tercih etmeyi düşünseniz nasıl olur? Evinizde kullanmadığınız materyalleri temiz bir şekilde kullanacak olan bireylere ulaştırsak?

 

Giymediğiniz ama yer kaplayan “Acaba çizgilisini de mi alsaydım? Ya da mavi değil de beyaz olanı seçseydim.” diyerek zihnimizi yoran, özünde hiç kullanmadığımız yayıntı tabir edilen nesneleri azaltsak, fosfor tüketen beynimizi daha az yormuş olmaz mıyız?

 

Facebook kurucusu Mark Zuckerberg’in sade bir tişörtle, düz renk bir pantolonla ve terlikle yaşamı çok mu kötü sizce?

 

Ya da Apple CEO’su Tim Cook ve vefat eden kurucusu Steve Jops, sade ve düz renk bir gömlek tek renk bir pantolon…

 

Bizden çok gerideler değil mi? Bir iki parça sadece amaca hizmet eden materyallerle yaşıyorlar.

 

Biz ise hep tüketiyoruz. Küresel sermayeye hizmet eden, sınıfı ve kalitesi alınan ürünlerin değeri ile ölçülen küresel imparatorluğun diplomalı, statüsü olan, güzel giyinen köleleri miyiz?

 

Ya da onların ürettikleri cihaz ve platformlarla yaşayan, aldığı ‘like’larla mutlu olan insan topluluğuyuz…

 

Benim fikrim kullanmayacağınız her şeyi, kullanmaya ihtiyacı olan kişilerle paylaşınız, az öz olan zihnimize ve benliğimize psikolojik zararlar vermeyen yaşamımızı konforlu ve sağlıklı geçirmemizi sağlayanlarla yetinelim…

 

Adı minimalizim olur veyahut başka bir tanım…

 

“Sade ve öz olan her zaman güzeldir.” düşüncesi doğru diye düşünüyorum.

 

2018’in son yazısında 2019 için önerim: “Sade, rahat ve öz bir yaşam.”

 

Seneye görüşmek üzere…

 

 

Kitap: 2018 yılında önerdiğimi kitap listem:

Ocak: Zbingniew Brzezinsk “Amerika ve Dünya”

Şubat: Hüseyin Nihal Atsız “Bozkurtların Dirilişi”

Mart: Prof. Dr. Deniz Ülkearıboğan “Büyük Resmi Görmek”

Nisan: Deniz Bölükbaşı “1 Mart Vakası”

Mayıs: İbrahim Kalın “Ben, Öteki ve Ötesi”

Haziran: Yusuf Has Hacip “Kutadgu Bilig”

Temmuz: John Perkins “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları”

Ağustos: Mohandas K. GANDHİ “Bir Özyaşam Öyküsü: Hakikatin Peşinde Başımdan Geçenler”

Eylül: John Perkins “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” (tekrar)

Ekim, Kasım: ‘’Evliya Celebi ve Seyahatnamesi’’

 

Aralık ayı için: Amerikan RAND Corparation düşünce kuruluşunun daimî politik danışmanı, ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı eski Başkan Yardımcısı ve Türkiye Masası şefi Graham E. Fuller’in “Siyasal İslam’ın geleceği” adlı eserini okumanızı tavsiye ederim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...