Ana içeriğe atla

358- Türkiye’nin Doğu Akdeniz Enerji Stratejisi 24.11.2022, Milliyet Gazetesi

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), 2010 yılında Doğu Akdeniz’de enerji yatakları hakkında rapor yayınlamıştı. Bu rapora göre Doğu Akdeniz’de 1,7 milyar varil petrol, 3,5 trilyon mdoğalgaz rezervi olduğu tahmin edilmektedir. Rapor, Doğu Akdeniz’deki 4 sahadan bahsetmektedir. Bunlar Kıbrıs Havzası, Leviathan Havzası, Nil Delta Havzası ve Herodot Havzası’dır. Leviathan bölgesi olarak Lübnan – İsrail – Filistin ve Kıbrıs’ın doğusunda kalan bölge kastedilmektedir. 2018’de İtalyan ENI şirketi bu bölgede 3,5 trilyon m3 gaz rezervi tespit etmiştir. Tespit edilen bu değer (Türkiye’nin 2021’deki gaz tüketiminin 57 milyar m3 olduğu düşünüldüğünde) Türkiye’nin 60 yıllık gaz rezervidir. Raporda Mısır’ın ‘Münhasır Ekonomik Bölge’sinde bulunan Nil Delta Havzasında 1.8 milyar varil petrol, 6.3 trilyon m3doğalgaz, 6 milyar varil sıvı doğalgaz rezervi bulunduğu aktarılmıştır. Herodot Havzasındaysa Girit’in güney ve güneydoğusundaki alanda toplam 3,5 trilyon m3 doğalgaz olduğu öngörülmektedir. TPAO çalışma alanında da 3000 km2’lik gaz hidrat yatağı olduğu bilinmektedir. Bu rezerv AB’nin 30 yıllık enerji ihtiyacını karşılamaktadır.

***

Doğu Akdeniz’deki enerji yatakları küresel ölçekte dengeleri etkileyecek miktarda değildir. Fakat bölge siyasi aktörleri tarafından Akdeniz ve Avrupa pazarında fiyat dengelerini etkileyeceğinin ve Rusya’nın enerji tehdidinin önüne geçmenin, araçlarından bir tanesi olarak değerlendirilmektedir. Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler ve enerji yatakları yukarıdaki haldedir. Burada sorun yataklardan ziyade kıta sahanlıkları sorunudur. Denize sınır ülkeler anakarasından 200 deniz mili mesafeye kadar olan alandaki doğal kaynaklar üzerinde hak iddia edebilir. Bu alana da ‘Münhasır Ekonomik Bölge’ (MEB) denmektedir. Doğu Akdeniz’in deniz coğrafi konumu ve ülkelerin birbirine olan mesafesi MEB üzerinden ülkeleri birbirine düşürmektedir.

***

Türkiye, Libya’yla 27 Kasım 2019 tarihinde Deniz Yetki Alanları anlaşması imzaladı. Bu anlaşma bir nevi Doğu Akdeniz’in batı sınırını belirlemektedir. 2003’te Kıbrıs ile Mısır, 2007’de Kıbrıs ile Lübnan ve 2010’da Kıbrıs ile İsrail Deniz Yetki alanları anlaşmalarını imzalamışlardır. İsrail ile Lübnan 2022’de anlaşmışlardır. Teknik olarak iki ülke 1948’den beri savaş halindedir. ABD’nin araya girmesiyle iki ülke Kana Sahası ve Kariş Sahası üzerinde anlaşmışlardır. Lübnan Kana Sahasından gaz çıkaracaktır. İsrail bölgesinde kalan kısmındaki miktar kadar da Lübnan, İsrail’e ödeme yapacaktır. İsrail ise Kariş Sahasından tek başına gaz çıkaracaktır. Bu anlaşmalar sonrası Türkiye Doğu Akdeniz’de bir nevi yalnız kalmıştır.

***

Doğu Akdeniz’de kanıtlanmış en büyük enerji yataklarına sahip olan Mısır, daha kontrollü bir politika izlemektedir. Çünkü Mısır, bölgesi için enerji merkezi haline gelmektedir. Mısır’ın yetkilendirdiği İtalya ENI şirketi CEO’su Claudio Descalzi’nin “Birkaç yıl içinde, Mısır’ın tüm ihtiyaçlarını karşılayacağız.” şeklinde beyanı vardır. Mısır’ın yetki alanındaki Zohr Sahası’nda 850 milyar m3 gaz bulunmaktadır. Bu rezerv, Mısır’ı dünyanın en büyük gaz rezervine sahip ülkelerinden birisi yapmıştır. Komşu Atina DC aklıysa, adalar üzerinden -sözüm ona- MEB ilanı yapmaktadır. Bunu da Türkiye’nin taraf olmadığı 1982 tarihli “BM Deniz Hukuku Sözleşmesi”ne dayandırmaktadır. Türkiye için bu sözleşmenin bir yaptırımı da yoktur. Mısır, Yunanistan’ın adalar üzerinden ortaya koyduğu MEB’i de sağlıklı bulmadığı için kabul etmemektedir. Mısır Doğu Akdeniz’de ispatlanmış ve çalışan en büyük kaynaklara sahip ülkedir. Bu sebeple de siyasi çatışma ve gerilimlerden uzak durmak istemektedir.

***

Doğu Akdeniz gazının AB’ye nakli için İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan EastMed projesini ortaya koymuşlardır. Bu proje hem maliyet hem de Türkiye – Libya arası deniz yetki alanları anlaşması bölgesinden geçeceği için hayata geçememiştir. Doğu Akdeniz’de başlıca arama ve sondaj yapan enerji firmaları şunlardır: Total Enerji, BP, Petro China, ExxonMobil, ENI, Saudi Aramco, Sipopec ve TPAO’dır. 

***

Özetle, Doğu Akdeniz enerji yatakları Türkiye, bölge ülkeleri ve yancıları için hayati önemdedir. Fakat Türkiye için enerji yatakları kadar önemli olan diğer bir konu ‘kıta sahanlığı sorunu’ ve dolaylı olarak MEB sorundur. Çünkü Doğu Akdeniz’deki kıyıdaş ülkeler kendi MEB’lerini Türkiye’ye dayatırlarsa Türkiye, Ege ve Karadeniz’de de olası sorunlarla yüz yüze kalabilir. Bu da Türkiye için Mavi Vatan’da egemenlik sorunudur. Doğu Akdeniz enerji stratejisinde oyun dışı kalmak istemeyen Türkiye’nin KKTC ile anlaşması, Libya ile deniz yetki anlaşması ve son olarak Mısır’la yürüttüğü diplomasi milli güvenliğimiz ve enerji politikamız için hayati önemdedir. “Dış politika duygusal bağlarla değil analitik zeka ve devlet aklıyla yürütülür.” fikri Türkiye’nin Doğu Akdeniz enerji stratejisinde vücut bulmaktadır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...