Ana içeriğe atla

360- Kıbrıs Müzakereleri 08.12.2022, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs sorunu yarım asırdır paydaşlarının ve Türkiye’nin siyaset kurumunun gündemindedir. Beyrut’ta başlayan görüşmeler günümüze kadar inişli çıkışlı süreç izlemiştir. Çözüm denilen belki de ‘çözümsüzlüğe’ yakın olduğu anları, Hira ve Olimpos dağı kadar da uzak olduğu zamanları olmuştur. Kıbrıs Müzakereleri; Yönetim ve güç paylaşımı, Avrupa Birliği, Güvenlik ve Garantiler, Ekonomi, Mülkiyet ve Toprak düzenlemeleri olarak 6 başlıktan oluşmaktadır. Güney ve Kuzey Kıbrıs adına müzakereleri yürüten isimler süreç içinde değişiklik göstermiştir. KKTC adına Rauf Denktaş, Mehmet Ali Talat, Derviş Eroğlu ve Mustafa Akıncı müzakere ve görüşmeleri yürütmüştür. Güney Kıbrıs adına Glafkos Klerides, Makarios, Spiros Kiprianu, Yorgos Vasiliu, Tasos Papadopulos, Dimitris Hristofyas, Nikos Anastasiadis yürütmüştür. Birleşmiş Milletler (BM) adına BM Genel Sekreterleri U Thant, Kurt Waldheim, Perez de Cuellar, Butros Gali, Kofi Annan, Ban Ki-Moon ve Antonio Guterres görüşme ve müzakerelere başkanlık etmiştir.

***

Kıbrıs Müzakereleri ilk olarak Kıbrıs’taki taraflar arasında Haziran 1968’de Beyrut’ta başlamıştır. Müzakereler, genel olarak yerleşik BM parametreleri olan “iki toplumlu, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı ve iki kurucu devleti olan federal bir çözüme” ulaşma öngörüşüyle yürütülmüştür. Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş, Kıbrıs Türklerinin 36 yıl boyunca masada temsil eden tek kişidir. Kıbrıs adasında çözüm umutlarının en fazla arttığı dönem 2004 Annan Planı sürecine ait dönemdir. Annan Planı 24 Nisan 2004’te iki tarafta referanduma sunulmuştur. Rum tarafının %75,83’ü plana ‘Hayır’ derken, Kıbrıs Türk halkının %64,91’i ‘Evet’ demiştir. Elde edilen bu sonuçlar sonrasında 1 Mayıs 2004’te Rum Yönetimi, adadaki diğer ortak Kıbrıs Türkleri yok sayılarak AB’ye tam üye yapılmıştır. 2017 yılına gelindiğinde dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı başkanlığındaki görüşmeler İsviçre’nin Crans Montana kentinde 28 Haziran 2017’de tekrar başlamıştır. Yaklaşık 10 gün yoğun şekilde devam eden müzakerelerde Rum tarafının uzlaşmaz tavrı sebebiyle bir sonuca varılmamıştır. Tarihi süreçte olduğu gibi Kıbrıs Türkleri çözüm adına olumlu tüm inisiyatifleri almış; fakat Güney Kıbrıs siyasi iradesi ve ‘Kıbrıs davalarının motivasyon kaynağı olan Kıbrıs Rum Ortodoks Kilise’si’ masadan çözümsüzlük fikriyle kalkmıştır. Crans Montana görüşmeleri Kıbrıs adasındaki ‘federasyon modelli çözüm’ için son görüşmelerdir ve bu devir kapanmıştır demek doğru olur.

***

Crans Montana sonrası müzakere, yerini karşılıklı diyaloğa ve Anastasiadis’le Akıncı’nın ‘o adamların hikayesine’ bırakmıştır. Günümüze gelindiğinde olası müzakere ve görüşmeleri yürütecek olan seçilmiş Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’dır. Federasyon modelli çözümsüzlük üzerine kurulu çözüm düşüncesi sonrası Kıbrıs adasında “iki devletli” birbirinden bağımsız olan çözüm modeli gündemdedir. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs adasının zenginlikleri de müzakere sürecine dahil edildiğinde KKTC’nin bir devlet olarak tanınması çok yakındır. Kıbrıs Türklerinin toplum olarak çözüme en yakın olduğu denklem, enerji ve güvenlik bakışında gizlidir. Kuzey Kıbrıs siyasi iradesi, defaatle yazdığım gibi çözüm ve sonrası süreç için insan kaynaklarını ve kamu düzenini hızlı bir şekilde revize etmelidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...