Ana içeriğe atla

372- Kuzey Kıbrıs ve Maronitler 02.03.2023, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs adası ve Doğu Akdeniz üzerine, yüzlerce çalışma konusu ve çalışma alanı vardır. Kıbrıs adasının yazılı kaynaklara aktarıldığı tarihten itibaren yönetim şekli, inanç sistemi ve adadaki genel hakimiyetleri, yönetim ve inançtan kaynaklı beşerî, siyasi ve ticari yaşamı ayrı ayrı çalışılması gereken konulardır. Kıbrıs adasının tarihini, kültürünü ve inanç sistemleri için önemini kavramak; Doğu Akdeniz’i, Levant bölgesini, Bereketli Hilal’i ve günümüz siyasetini anlamak için hayati önemdedir. Kıbrıs adası güneş, deniz ve yeşil doğasından ibaret değildir. Tarih boyunca çokça medeniyete ev sahipliği almış, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da hüküm sürmek isteyen imparatorlukların hedefinde olmuştur.

***

Kıbrıs adası için bilinmesi gereken önemli bir tanım azınlıktır. “Azınlık nedir?” sorusuna cevap bulmamız için tanımını kavramını bilmeliyiz. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komisyonu Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu raportörü Francesco Capotorti tarafından 1978’de önerilen bir tanım, daha sonra yapılmış tanımlar için genel bir çerçeve oluşturmuştur. Bu tanımdan yola çıkarak azınlık “Bir devletin nüfusunun geri kalanına göre sayıca az olan, egemen konumda bulunmayan, o devletin vatandaşı olan üyeleri nüfusun geri kalanından farklı etnik, dinsel ya da dilsel özelliklere sahip olan ve kültürlerini, geleneklerini, dinlerini ya da dillerini korumaya yönelik, üstü örtülü de olsa, bir dayanışma duygusu gösteren bir grup” olarak tanımlanmıştır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, çoğunluk karşıtı; sosyolojik manada, bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayıca az olan topluluk” olarak belirtilmiştir. Azınlık tanımından yola çıktığımızda 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında azınlık olarak yer almış ve günümüzde adada var olan azınlık grupları, Ermeniler, Latinler (Roma Katolikleri) ve Maronitler (Maruniler) Kıbrıs adasında günümüze kadar yaşamlarını sürdürmektedirler. 16 Ağustos 1960 tarihli Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının ikinci maddesi, Rum ve Türk Cemaatleri dışında kalan Cumhuriyet vatandaşı üç dini azınlık grubu üyelerine, fert olarak veya dini grup halinde, istedikleri cemaate katılma hakkını vermiştir. Adadaki varlıkları uzun bir geçmişe dayanan Romanlar ise Anayasa dışında bırakılmıştır. Anayasanın kabul edildiği tarihte Ermeniler 3628, Latinler 2000 ve Maronitler 2752 kişi olup üç azınlık grubu da Kıbrıs Rum toplumuna katılmayı seçmiştir.

***

Azınlık kavramı ve Kıbrıs Cumhuriyeti ve adadaki azıklıkları özetledikten sonra büyük çoğunluğu Kıbrıs Cumhuriyeti’nde yaşamayı seçen azınlıklardan Maronitler’in bir bölümü Kuzey Kıbrıs ‘ta ikamet etmektedirler. Maronitler Kuzey Kıbrıs’ın kuzey batısındaki Koruçam (Kormacit) bölgesine yerleşmişlerdir. Maronitler, Orta Doğu ve özellikle Lübnan tarihi açısından önemli bir yere sahiptirler. Lübnan’dan ayrılıp Kıbrıs’a göç eden Maronitler, Arap kökenli Katolik Hıristiyan bir toplumdur. İşin özü Kıbrıs’taki azınlık bir gruptur Maronitler. Güney Kıbrıs’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’ne tabi olarak adada kalmışlar. 1974 sonrası büyük çoğunluğu Güney Kıbrıs’ta yaşamaktadır. Kuzey Kıbrıs’ta kalan azınlık Maronitiler Kuzey Kıbrıs siyasi iradesi içinde hangi bağ ve kimlikle kamu hizmeti almaktadırlar? Mülkiyet hukukuna göre yaşadıkları alanın statüsü nedir? Kuzey Kıbrıs yasalarına göre vergi yükümlülerini nasıl yerine getirmektedirler? Kuzey Kıbrıs’ta azınlık olmaları harici hak ve hukukları nedir? Bağlı bulundukları Kilise’nin Kuzey Kıbrıs’taki hukuku ve mal/mülk edinme hakkı var mıdır? Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu olası bir çözüm ve müzakere evresinde elinde olması için Maronitleri iyi tanımalı ve statülerini iyi bilmelidir. Azınlık çoğunluğa ne kadar hükmeder sorusuna yanıt aranmalıdır?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...