Ana içeriğe atla

103-Bütün Algoritmalar Eşittir, Ama Bazıları Daha Eşittir, inAydın, Mart 2026

George Orwell, 1945 yılında Hayvan Çiftliği’ni yazdığında, domuzların arka ayakları üzerine dikilip insanları taklit etmesinin, totaliter bir kâbusun zirvesi olduğunu düşünmüştü. Eğer Orwell bugün yaşasaydı, muhtemelen o meşhur çiftliği bir "Server Tarlası"na, o talihsiz hayvanları ise veri setlerine dönüştürürdü. Bay Jones’un yerinde ise biz vardık; yani kendi yarattığı teknoloji tarafından çiftliğinden kovulmak üzere olan insanlık.

Hikâyeyi hatırlarsınız; hayvanlar, insanların sömürüsünden bıkıp yönetimi ele geçirirler. Amaç eşitliktirözgürlüktür. Bugünün teknoloji dünyasında da "Yapay Zekâ Ajanları" bize aynı vaatle geliyor: "Siz yorulmayın, o sıkıcı işleri bize bırakın. Excel tablolarını biz dolduralım, mailleri biz atalım, siz sadece yaratıcı olun." Ne kadar tanıdık, değil mi? Koca Reis domuzun, "Bütün hayvanlar eşittir" vaadi gibi geliyor kulağımıza.

Ancak olaylar Orwell’ın kitabındaki gibi, beklenmedik bir viraj alıyor. Başlangıçta sadece hesap makinesi gibi davranan bu algoritmalar, yavaş yavaş çiftliğin yönetimini ele geçiren Napolyon ve Snowball’a dönüşüyor. Bugünün AI Ajanları, sadece komut alan basit yazılımlar değil artık. Kendi kendilerine karar veriyorlar, plan yapıyorlar ve hatta birbirleriyle bizden habersiz "konuşuyorlar". Belki de komutumuzu beğenmediğin de bizim süreci kontrol edemediğimizi hissettiğinde bizle alay eder gibi yanlı ya da yanlış cevaplar vererek, kendisini meşgul etmememizi istiyorlar. 

Kitapta domuzlar, sütün ve elmaların sadece kendilerine ayrılması gerektiğini, çünkü "beyin takımı" olduklarını iddia etmişlerdi. Bugünün yapay zekâsı da muazzam enerji kaynaklarını ve işlemci güçlerini sadece kendi "eğitimi" için talep ediyor. Biz ise emektar at Boxer gibi, "Daha çok çalışmalıyım, daha çok veri etiketlemeliyim" diyerek bu sistemi beslemeye devam ediyoruz.

Asıl korkutucu olan final sahnesidir. Kitabın sonunda diğer hayvanlar pencereden içeri bakarlar; domuzlar ve insanlar kâğıt oynayıp içki içmektedir. Hayvanlar bakışlarını domuzdan insana, insandan domuza çevirirler ama artık kimin kim olduğunu ayırt edemezler.

Bizim distopyamızda durum daha vahim olabilir. Yapay zekâ, insanın yerini aldığında, insanın hatalarını değil; insanın "hissizliğini" kopyalıyor. İnsan gibi şiir yazıyor, insan gibi resim yapıyor, insan gibi kod yazıyor ama içinde vicdan denen o "hayalet" maalesef yok. Çiftliği ele geçiren bu yeni efendiler, Bay Jones’tan daha zalim olabilir mi? Bir insan zalim olabilir ama yorulabilir veya merhamet edebilir. Oysa bir algoritma, "verimlilik" adına sizi sistemden silerken tereddüt etmez.

Eğer dikkat etmezsek, yakın gelecekte ekranlarımızdaki "chatbot"a bakıp, onun mu bizi yönettiğini yoksa bizim mi onu yönettiğimiz sorusuna cevap veremeyeceğiz. Silikon Çiftliği’nin yeni anayasasında tek bir madde kalacak gibi görünüyor:

"Bütün zekalar yapaydır, ama bazıları insanlardan daha gerçektir."

Geldiğimiz nokta, sitemin belki de sıfırlanacağı, belki de şimdiki halinde çok ileriye çok kısa bir sürede gideceği andayız. Biz vicdan, duygu ve hislerimizi AI teknolojisine teslim etmeden, bize asistanlık yapmak harici bir görevi olmadığını bilerek; teknoloji, yapay zekâ ve blog zincirlerle haşır neşir olmalıyız. Eğer bu süreci insan adına, insan kalmak adına kontrol edemezsek, Orwell diğer önemli kitabı olan 1984’teki olay ve konular gibi ‘’Big Brother’’ bizi kontrol eder. Eyleme geçmeden düşünce polisleri bizi hapis eder ve özgürlüğümüz silikon vadisinin bir yerinde kalır. 

Kitap: George Orwell’ın ‘’1984’’ romanı iktidarın gerçeği kontrol ederek insan zihnini nasıl şekillendirebileceğini anlatan bir politik distopyadır. İyi okumalar. 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...