Ana içeriğe atla

51-Filistin ve İsrail Jeopolitiği, inAydın, Haziran 2021

Doğu Akdeniz’in belki de en nadide en değerli seslerinden birisi Lübnan asıllı sanatçı Feyruz’dur. Akdeniz’in incisi olarak betimlenen Beyrut’un güzelliğiyle incisi, bölgeye olan duyarlılığı ve sesiyle de kraliçesi Feyruz’dur. Feyruz’un 1971’de yayınlanan ‘Jerusalem in My Heart’ albümünde “Kudüs şehri düştüğünde sevgi geriye çekildi / Ve savaş dünyanın kalplerini mesken edindi. / Apaçık bir öfke geliyor / Ve ben de baştan aşağıya iman doluyum.” sözleriyle betimlediği şarkı belki de Kudüs’ü en iyi anlatan şarkılardan biridir. 

***

Yakın siyasi tarihte olduğu gibi ‘Dua şehri ey Kudüs’ geçtiğimiz günlerde İsrail’in askeri otoritesi ve siyasi varlığıyla tekrardan savaş ve gözyaşının meskeni olmaktadır. Müslüman dünyanın kutsal ayı Ramazan’ın sonlarına doğru başlayan zulüm, Kudüs şehri ve Mescid-i Aksa bölgelerinden Gazze şehrini de içine alan bir bölgeyi savaş alanına döndürmüştür. Filistinli halk İsrail zulmüne karşı canını ve İslam tarihinin kutsal emanetlerini iman ve taşla korumak için canla başla mücadele etmektedir.

 

İsrail’in amacı ve hedefi nedir?

 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu uluslararası hukuk işlerse Lahey’de Uluslararası Adalet Divanı’nın da terör suçlusu olarak yargılanacak suçları işlemektedir. Üç semavi din için kutsal olan ve dua şehri olan Kudüs’e sahip çıkmak Başbakan Netanyahu’nun tarzıyla olmayacaktır. Şayet İsrail inancı gereği terör devleti olma yolunda giderek Kudüs ve Gazze’de kan gözyaşını hâkim kılmak istiyorsa Hz. İsa’ya Sina Dağı’nda vahyedilmiş ‘On Emir’in’ 6. Maddesi “Öldürmeyeceksin!”’i hatırlatmakta fayda vardır. Netanyahu inancına mı, şeytana mı hizmet etmektedir?

 

Filistin ve İsrail Jeopolitiği

 

Doğu Akdeniz’e kıyısı olan son yüzyılın en önemli sorunlarından birisidir, Filistin ve İsrail sorunu. Filistin Devleti topraklarında halk arasında bilindiği haliyle toprak almayla başlayan süreç, şimdi Filistin’in sığınmacı denilebilecek bir konuma gelmesiyle karmaşık hale gelmiştir. Geçmişte Filistin Devleti’nin misafiri İsrail; şimdi Filistin halkına hükmeden ve zulüm eden İsrail Devleti olmuştur. 

 

Doğu Akdeniz bölgesini değerlendirirken kıyı şeridindeki şehirlerin deniz turizm ve deniz taşımacılığı veyahut ta balıkçılık olarak görmesi normaldir. Normal bir bakışla da görülen olgular onlardır. 

 

·      Peki Doğu Akdeniz’in en önemli adası Kıbrıs’ta yarım asırdır çözümsüz bir Kıbrıs Sorunu vardır? Neden turizm ve deniz ticareti ana gündem değildir?

 

·      Doğu Akdeniz’e kıyısı olan bir diğer şehir de Ortadoğu’nun Paris’i olarak betimlenen Beyrut’tur. Geçtiğimiz aylarda ticaret limanında filmlerde efektlerle görebileceğimiz bir patlama olmuştur. Lübnan devleti siyasi krizlerle kaos ve karmaşa yaşarken nedeni bilinmeyen bir şekilde liman patlamasıyla kaos günlük hayatın olağanı haline gelmiştir. 

 

·      Bir diğer Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkede Suriye’dir. Suriye’nin de deniz kıyısı olan bölgeleri Suriye iç savaşının etkisi altında kalmıştır. Rusya’nın egemenliğinde siyasi statüsü tam netlik kazanmadan Doğu Akdeniz’e komşuluk yapmaktadır. 

 

·      Kuzey Afrika’da Akdeniz ve Doğu Akdeniz bölgelerine komşuluk yapan iki devlette Mısır ve Libya’dır. İkisi de siyasi çalkantıların ortasında, kaos ve karmaşanın hâkim olduğu denizin komşusu siyasi teşekküllerdir. 

 

Böyle bir bakışla da Doğu Akdeniz bölgesini değerlendirmekte fayda vardır diyerek konumuz olan İsrail ve Filistin jeopolitiğine bakalım. 

 

İsrail: Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz’e sınırı vardır. Kızıldeniz’e Akabe körfeziyle bağlanmaktadır. 14 Mayıs 1948’de, David-Ben Gurion öncülüğünde Tel-Aviv’de toplanan Yahudi Millî Konseyi’nde kuruluşu ilan edilmiştir. Lübnan, Suriye, Ürdün ve Mısır dört bir tarafındaki komşularıdır. İsrail toprakları olarak kabul ettikleri alan içerisinde de Filistin toprakları olan Gazze Şeridi ve Batı Şeria’ya komşudur. Başkenti Tel Aviv’dir. Lakin ABD Yahudi lobisi ve Trump’ın tanımasıyla başkenti sözüm ona Kudüs olarak ilan edilmiştir. Avrupa’daki Yahudilerin Arz-ı mev’ut (vâdedilmiş topraklar) üzerine devlet kurma çalışmaları 19. Yüzyılın ikinci yarısında başlamıştır. Britanya’nın desteğiyle Filistin’deki faaliyetleri hızlanmıştır. Theodor Herzl’nin Filistin’de bir Yahudi Devleti kurulma çalışmalarına başlamasıyla da bugünkü haline alan süreç başlamıştır. Günümüze gelindiğin de İsrail Devleti Ortadoğu da siyasi ve ekonomik bir güç olarak varlığını sürdürmektedir. İsrail’in 2021 tahmini nüfusu 9.305.700’dur. 

 

Filistin: Ortadoğu’da Doğu Akdeniz’e kıyısı olan Filistin bölgesindeki Arap devletidir. İsrail Devleti içerisinde Batı Şeria (İsrail-Ürdün sınırında) ve Gazze Şeridi (İsrail-Mısır sınırında) bölgelerinde fiili olarak hüküm süren resmi adı Filistin Devleti’dir. Başkenti Kudüs’tür. Lakin Kudüs İsrail işgali altında olduğundan dolayı Batı Şeria bölgesinde bulunan Ramallah idari işlerin yürütüldüğü başkent konumundadır. Filistin toprakları 1948’ten önce Mısır ve Ürdün tarafından işgal edilirken 1967’deki Altı Gün Savaşı’ndan sonraysa İsrail tarafından işgal edilmiştir. Filistin’in 2020 Şubat itibariyle nüfusu 5.051.493’tür.  

 

Filistin ve İsrail’in teşekkül ettiğim topraklarda İbranice ve Arapça resmi dil kabul edilmiştir. 

Dua şehri Kudüs bölgesi Filistin topraklarında kalmasına rağmen İsrail tarafından işgal altındadır. Üç semavi din için Kudüs çok önemli bir bölgedir. 

 

Özünde bakıldığın da Kudüs bölgesi ibadet ve duanın elle tutulur gözle görülür insanlık için en önemli yeridir. Yukarıda da belirttiğim haliyle İsrail inancı için mi şeytana taptığı için midir? bilinmez Kudüs için ibadeti silahla ve göz yaşıyla hâkim kılmaya çalışmaktadır. 

 

Ramazan ayı sonrası tekrardan Kudüs dünya siyaset kurumlarının ana konusu haline almıştır. Doğu Akdeniz’e komşu devletlerinde sorunları göz önüne alındığın da Kudüs belki de üçüncü dünya savaşının çıkış sebebi ve yeri olacaktır. 

Bu düşünceyle Kudüs insanlığın ve dünyanın ‘’sıfır’’ noktasıdır. 

Feyruz’un söylediği gibi ‘’Ve savaş dünyanın kalplerini mesken edindi’’

 

Kitap: Prof. Fahir Armaoğlu’nun ‘’Filistin Meselesi ve Arap-İsrail Savaşları’’ adlı eserini okumanız ve kitap arşivinizde bulunmasını tavsiye ederim. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...