Ana içeriğe atla

62-Yeni cephemiz Ege – Adalar ve Batı Trakya mı?, inAydın, Haziran 2022

Merhaba güzel Aydın… 

 

Bahar ve yaz mevsiminin girişini birlikte yaşadığımız, soğuk ve sıcağın gün içinde bizi yorduğu, dost/düşman kavramının iç içe geçtiği bir süreçte ömrümüz akıp gitmektedir. 

 

Böyle belirsizlik zamanları ‘Habil ile Kabil’in birbirine kıydığı, İbrahim’e inen koçun kurban edilmeden kavganın başladığı’ anlardır. 

 

Belirsizlik yönetilemez, sonuca götürmez, çok fazla enerji tüketir, bu süreçten kurtulmanın en güzel anı da beklemek değil belirsizliğe krize çevirmektedir. 

 

Çünkü belirsizlikle baş edilemez ve mücadele anlamsızdır, fakat krizle baş edilir ve mücadele sonuca gider. 

 

İlla her krizle mücadele zafer değildir, lakin mücadelenin sonundaki yenilgi bir ders olarak algılanırsa en az zafer kadar faydalıdır. 

 

Bir belirsizlikten gündemden düşürülür ve yola hedefe bakılır ve ilerlenir. 

 

Bugünleri hedefe yürüme ve belirsizlikleri bir şekilde bertaraf ederek kurtulma zamanı olarak görmemiz doğru olur. 

 

Genel buhranın bir bölümü hakkında yazdıktan sonra başlığımız olan ‘’Yeni cephemiz Ege – Adalar ve Batı Trakya mı?’’ konusunu aklım ve kalemin izin verdiği ölçüde aktarmak istiyorum. 

 

Malum denizden en yakın kıta Avrupası komşumuz Aydınlı olarak Yunanistan ve siyasi iradesi Atina DC’dir. 

 

Dilek Yarım adası karşı kıyısı, horoz ve Kilisesinin çan sesini işittiğimiz Samos Adası’dır. Balıkçı teknelerimiz bile rotasını Samos adası ve Yunanistan deniz sınırlarına göre belirlemektedir. Bir diğer konumuz da milli güvenliğimiz bağlamında Ege ve Adalar meselesi ve Batı Trakya Türklüğünün Yunanistan topraklarındaki huzur ve güvenliğidir. 

 

Ege Denizi veyahut diğer adıyla Adalar Denizi, Türkiye için olmazsa olmaz hayati önemdeki ‘mavi vatan’tanımlamamızın önemli bir bölgesidir. Ege Denizi, Karadeniz ile Akdeniz arasında İstanbul ve Çanakkale Boğazlarından sonra önemli bir deniz ulaşım yoludur. Ege Denizi Marmara ticaret bölgesinin deniz taşımacılığı marifetiyle farklı rotalara çıkışının ilk yoludur. Türkiye dış ticaretinin yaklaşık %90’ı deniz yolu ile yapılmaktadır. Ege denizi, Ege, Marmara ve Karadeniz limanlarına yönelik deniz ticaretinin yaklaşık %75’inin geçtiği bir denizdir.

 

Ege denizinin ticari önemine ilave olarak, Rusya – Ukrayna savaşı sonrası Türkiye’nin milli güvenliği için de hayati önemdeki bir denizdir. Rus – Ukrayna savaşı sonrası gündeme gelen bir diğer önemli konu da petrol ve doğal gaz türevi enerjinin, yataklarından Avrupa’ya nakli ve güvenliğidir. Yukarıdaki özet haliyle mavi vatanımız olan Ege Denizi ticari, siyasi ve milli güvenliğimiz için hayati önemdedir

 

Bu vesileyle Ege Denizi Türk – Yunan ilişkileri açısından gerginliğin artığı bir alandır. Yunanistan’ın Ege denizindeki gerginliği arttırıcı başlıca eylemleri şunlardır:

 

·      1936 yılında karasularını 6 mile çıkarması,

·      1952 yılında belirlenen Uçuş Malumat Bölgesi (FIR)’ni egemenlik alanı gibi kullanma girişimleri,

·      1960’lardan sonra Ege’de Gayri Askerî Statüdeki Adalar’ı silahlandırması,

·      1973 ve 1987 yıllarında gündeme getirdiği ve Türkiye’nin çıkarlarını hiçe sayan kıta sahanlığı sorunu,

·      1987 yılında IMO’ya deklere ettiği arama-kurtarma sahasını FIR ile kesiştirme isteği, Ege’deki başlıca sorun alanlarını oluşturmaktadır.

 

Kardak Kayalıklarının hâkimiyet tartışmaları ile başlayan “Egemenliği Uluslararası Antlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş Ada/Adacık/Kayalıklar” (EGEAYDAAK) sorunu da 1996 yılında gündeme gelmiştir.

 

Türkiye, Ege Denizinde Lozan Antlaşması sonrasındaki pozisyonunu korumak için mücadele vermelidir. Yunanistan ve siyasi figürleriyse Büyük Yunanistan hayali için Ege, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de planlar yapmaktadırlar. 2019 yılında Yunan Başbakanı ve Savunma Bakanı tarafından Güney Kıbrıs’ın sözde bağımsızlık günü törenlerinde “Trakya’dan Kıbrıs’a kadar tüm bölgenin tek bölge olarak kabul edildiği” söylenmiştir. Eski Başbakan Karamalis de “Yunanistan’ın Meriç’ten Ege’ye ve Kıbrıs’a uzanan çok boyutlu tehditlerle karşı karşıya kaldığını” ifade etmiştir. Yunanistan siyaset kurumu söylem birliğiyle kamuoyunda Doğu Akdeniz’i Kıbrıs’ı Ege ve Trakya’yı bir bütün olarak işlemektedir. Bu söylem sözüm ona büyük Yunanistan hayalini desteklemektedir.

 

Yunan siyaset kurumunun yaptığı tüm eylemler, siyasi söylemden öteye gitmemesi gereken hukuki dayanağı olmayanYunanistan’ın küstah talepleridir. Sorun olarak görmemiz gereken ana konu da “egemenliği devredilmemiş adalar” ile “Yunanistan’ın karasularının genişletilmesi hamleleri” ve “Yunanistan’ın silahsız olması gereken adaları silahlandırması” faaliyetleri olmalıdır. Türkiye, devlet aklı kısaca EGEAYDAAK olarak tanımlanan ada ve adacıkların konusunu netleştirmelidir. Ege denizinin önemi tarihte olduğu gibi günümüzde de artarak devam etmektedir. Dört bir tarafımızda kaos ve savaşın olduğu coğrafyanın mavi vatanı denizlerimiz milli güvenliğimiz ve milli ekonomimiz için hayati önemdedir.

 

Yukarıdaki kitabi ve tarihsel sürece ilave olarak Yunanistan siyaset kurumu Ege Denizi, Adalar ve Batı Trakya’daAmerikan askerine alan açmaktadır. Ege adalarının silahlanması ve Batı Trakya’ya kovboyun yerleşmesi milli güvenliğimiz için hayati önemdedir. Batı Trakya ve Ege’deki Türk milletinin birinci önceliği milli güvenliği ve toprağını korumak olmalıdır. 

 

Bu hassasiyetle Ege Denizi balıkçılık ve turizmden öte ‘mavi vatan’ olduğu aklımızdan hiç çıkmamalıdır. 

 

Kitap: Coğrafi şartlar tüm liderleri kısıtlar. Siyasi ve diplomatik tercihler, dağlar, nehirler, denizler ve binalarla şekillenir. Küresel olayları takip etmek için insanları, fikirleri ve eylemleri anlamalısınız, ama coğrafi şartlardan haberiniz yoksa resmin bütününü asla göremezsiniz. Bunun içi bu ay okumanız için Tim Marshall’ın yazdığı ‘’Coğrafya Mahkumları’’ adlı kitabı okumanızı öneririm. 

 

Kalın sağlıcakla… 

 

 

Ege Denizi sınırlarını gösteren haritadır. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...