Ana içeriğe atla

68-Değişim, inAydın, Ocak 2023

Merhaba Aydın, koca bir yılı bitirip 2023 ‘ün ilk ayına başladık. Her takvim yılının bitişinden sonra, yeni yılın hayallerini kurar, belki kağıda döker ve geleceğe on iki aya heyecan ve hayallerle bakarız. 

 

Takvim yapraklarındaki günler gibi haftalar ve aylar akıp gider. Belki bir takvim yılında başarı veya başarısızlıklarımızı türlü bahanelerle gizler ya da başarmanın kıvancını yaşarız.  

 

Tüm başlangıç ve bitişler insanın ve sistemlerin kendini kontrol ettiği, artı ve eksilerini belirlediği, güçlü ve zayıf yönlerini tespit ettiği zaman dilimleri olmalıdır. 

 

Bu tespitler sonrası eksik yönler tamamlanarak, güçlü olan yönlerde ilerlenmesi gerektiğini inanmışımdır. Birey ömründe öğrenme ve eğitilme yaşı tabi ki de yoktur. Fakat belli bir yaş sonrası ‘güçlü yönlerimizin üzerine giderek eldeki imkan ve kabiliyetlerle başarıya çabuk ulaşırız’ fikrini her zaman tutmuşumdur. 

 

Birey kendini tanımalı ve güçlü olan özelliklerini, iyi yaptığı işleri, üzerlerine katarak devam etmelidir. Toplum ve bireylerin sınıf ve zümrelere ayrıldığı gibi yetenek, imkan ve kabiliyetler de sınıf ve kategorilere ayrılmalıdır. 

 

İşin özü birey; kendini ve içersin de bulunduğu  eko-sistemi iyi bilmeli ve tanımalıdır. Çünkü içersin de olduğumuz eko-sistem kadar varız oyunda…

 

Eğer hali hazırda mevcut durumumuzdan memnun değilsek, değişime açık olmalıyız ve hemen başarıya giden yolda devam etmeliyiz. 

 

Değişim ve eko-sistemi özetlemek gerekirse; içinde bulunduğumuz sistem ve organizma doğru bir yapı değilse ve biz doğrusunu biliyorsak hemen değiştirmeliyiz; şayet değiştiremiyorsak eko-sistemi terk etmeliyiz; değiştiremiyor ve terk edemiyorsak da mevcut düzensiz eko-sistem de kendimizi ve özelliklerimiz koruyarak; düzensizliğin düzen kabul edildiği anın geçmesini beklemeliyiz. 

 

Bazı hallerde kaos ve düzensizlikler düzen kabul edilmiştir. Beklemek elbette zordur, sabır silahıyla bekleyerek zamanı geçirmeli ve müesses nizam teşkil edilene kadar mevziimizi eko-sistem de korumalıyız. 

 

Lakin bireyin yaşam yolundaki en önemli kırılma anları değişim ve değişmeme arasında kaldığı belirsiz anlardır. İstek ve kararlılık varsa birey olumlu yönde değişmeli ve tüm değişimlere açık olmalıdır. 

 

Değişim kavramı; giyim ve eko-sistemin değişmesi de olabilir. Lakin etkili değişim insanın zihninde olan fikirlerinin ve bakışının değişmesi olmalıdır. 

 

Çünkü değişim insanın kendisin de başlar ve değişim için cesaret lazımdır. 

 

Değişimin için zihinlerinizdeki sis perdesini kaldırmalısınız, ön yargılardan kurtulmalı ve değişimin kendisine ayak uydurmalısınız. Çünkü değişmeyen tek şey değişimdir. 

 

Değişim köklü kurumları, gelenekleri olan yapıları, inanç seviyesi yüksek sistemleri her zaman korkutmuştur. 

 

Siz de ya korkar ya da cesaretle kendinizi olumlu yönde değiştirirsiniz. 

 

‘’Değişim rüzgarı esmeye başladığın da bazıları duvar inşa eder bazıları da rüzgar değirmeni’’ demiş bir Çin atasözü… Siz de ya duvarlarınızı örün ya da rüzgar değirmeni… 

 

‘’Dünyayı değiştirmek isteyen önce kendini değiştirmeli’’ demiş, Sokrates… 

 

Gandi ise ‘’dünyada görmek istediğiniz değişim kendiniz olmalısınız’’ demiştir. 

 

2023 yılında değişim istiyorsak hayatımız da eko-sistemimiz de kendimiz olmalı ve değişime zihinden başlayarak duvarları yıkmalıyız. Sonrası sistem ve değişen eko-sistem sizi ve değişime açık olanları olumlu yönde bir rotaya sokmaktadır. 

 

2023 yılı Cumhuriyet’in ilk yüzyılının sonlandığı ikinci yüzyılının başladığı yıl olarak da görmeliyiz. Cumhuriyet kavramımız bile değişiyorsa birey de kendini çağın gereksinim ve kurallarının gerekliliği yönünde değiştirmelidir. 

 

Sigara kullananlar sigarayı bırakarak, spor yapmayan spora başlayarak, fazla kiloları olanlar kilolarından kurtularak değişmelidirler. Yerinde saymaktansa değişim her zaman iyidir. 

 

Başarı ve sağlıklı bir 2023 yılı olması temennisiyle var olun. 

 

 

Kitap: Mümin Sekman’ın ‘’her şey seninle başlar’’ adlı ‘kişisel kurtuluş savaşınızı başlatın’ mottosu olan kitabını okumanızı tavsiye ederim. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...