Ana içeriğe atla

70-Deprem, inAydın, Mart 2023

Merhaba Aydın, yılın üçüncü ayı Mart’a hep birlikte merhaba dedik. 

Umarım Şubat ayının yaralarının hızla sarıldığı, güzel bir bahar ayı yaşarız. 

 

Yaşamımız hızla akıp gitmektedir. 

 

2023 yılı Cumhuriyet’in yüzüncü yılı olarak büyük umut ve hayallerle başladık. Ocak ayını bitirdik, Şubat maalesef ‘Kahramanmaraş Depremi’ olarak adlandırdığımız 11 ilimizi, 12 milyon insanımızı etkileyen, 80 milyon vatandaşımızı derinden üzen afeti yaşadık ve yaralarımızı sarmak için millet olarak seferber olduk. 

 

Afet bölgesinin bazı illerini ve ilçelerini bizzat gittim. Deprem üzerine yorum yapan ve çoğu defa duymaktan sıkıldığımız; ‘’deprem öldürmez, doğru yapılmayan binalar öldürür’ cümlesini görerek hissederek tatbik ettim. Gerçekten de sağlam binalar ayakta ya da ağır hasar almış fakat bina sakinlerinin tahliyesine olanak sağlamıştır. Deprem yönetmeliğine uygun olmayan binalarsa yıkılmıştır. İnsan kendi yaptığı uygun olmayan yapıda enkaz altında yaşam ve ölüm arası ince çizgide mücadele etmiştir. Yazmak istemediğim sayılarla çokça canımız enkazdan sağ çıkamamıştır. Afet sonrasında enkazdan çıkan canlarımız belki de başka rahatsızlıklarla zaman içerisinde yüzleşecektir. 

 

İnşa ettiğimiz binalar hasar alsa bile, içinden çıkacak zamanı bize tanıyorsa en az kayıpla deprem atlatılır. Cana değil mala gelen kayıp olmuş olur. 

 

Hepimiz can mı mal mı? sorusuna tabi ki de cana geleceğine mala gelsin deriz. 

 

Fakat ev alırken ya da yaptırırken neden mutfak ve banyodaki gözümüze güzel gelen ürünlerin markalarını ve kalitelerini bakarız ki asıl önemli olan binayı taşıyan ana kolonlar ve temeldeki kullanılan demir ve diğer önemli unsurlar değil midir?

 

Fakat insan konfor alanında tüm kötü şeyleri unutur, konfor alanında hiçbir şey olmayacakmış gibi yaşar ve olumsuzluklardan kaçar mutlu olduğu anların ya da öyle görünmesini istediği görselleri sosyal medya da paylaşır… 

 

İnsan bir nevi kendini, konfor alanında kandırır gider. 

 

Şimdi düşünsenize; deprem 04:17 de yaşanıyor. 

Eğer deprem olmasaydı etkilediği illerdeki sakinler;

Belki de sabah uyandığın da yeni arabasına plaka seçmeye, 

Yeni bir telefon almaya, 

Evlenecekse nikahı için gün almaya, 

Bebek bekleyenler sağlık kuruluşuna,

Ya da aklımıza gelmeyen tüm güzellikleri yaşamak için erkenden yatmıştır ve kalktığın da toz duman içerisinde yıkılmış afet bölgesinin ortasında kalmıştır. 

 

 

Yalnızca afet bölgesi için geçerli değil yukarıda betimlediğim tiyatro, tüm insanlık böyle değil mi? hiç ölmeyecekmiş gibi hırsları ve ihtiraslarının peşinden kör gözle koşar gider… 

 

Sonrası doğal afette adını ‘residance’ ‘konak’ ve diğer güzel sıfatlar koyduğumuz enkazın altında kalır. 

 

Aslında enkaz altında kalan afet bölgesinde yaşayan insanlarımız mıdır,

Yoksa tüm insanlık mıdır? Sorusuna cevap bulabilirsek tüm sorunları belki de çözmüş oluruz. 

 

Bu ve buna benzer çokça soruyu zaman içerisinde afetin psikolojik etkisi azaldığın da kendimize sormalıyız. 

 

Yaşamdan beklentimiz nedir? 

Amaç ve gayelerimiz nelerdir? 

Kendimizi niçin konfor alanına mecbur ettik.

 

Sorular uzar gider, yazımı okuduğunuz da sizde bu sorulara ek kendi sorularınızı kendinize sorunuz. 

 

Şimdi; Aydın ilimiz ve çevre illerimiz de olacak olan bir depreme birey olarak bizler ve ailemiz, yerel yönetimler, devlet ve özel şirketler ne kadar hazırdır? 

 

Binalarımız hazır mıdır? 

Olası bir afette evimizi terk ettiğimiz de kaç gün açıkta yaşaya biliriz?

Afet çantamız var mıdır? 

Akıllı mobil cihazlarımız için yedek bataryalar, mevsimine göre dışarıda bizi koruyacak giyim kuşam, acil kullanmamız gereken ilaçlarımız, temiz su ve kuru gıdamız var mıdır? 

 

11 ilimizi göz önüne alarak kendi afet planımızı yapalım. Evimiz de yaşam üçgeni var mı? yoksa olası deprem de ailemizi ve bizi evimizin hangi alanı korur. 

 

İşin özü her şeye hazır olalım. Türkiye’deki yaşayan çağ nüfusumuz olmaz denilen her şeyi yaşadık… Onun için olmaz dediğimiz her şey başımıza gelebilir, önemli olan hazırlıklı olmaktadır.

 

Türk milletinin başı sağ olsun. Kalın sağlıcakla… 

 

Kitap: Kitap olarak önerim PDF’lerini temin edebileceğiniz, Kızılay’ın ‘’İlk Yardım Yayınları’’  Web: https://www.ilkyardim.org.tr/ilk-yardim-yayinlari.html

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...