Ana içeriğe atla

83-‘’Kibir’’, inAydın, Mayıs 2024

Merhaba Aydın; 31 Mart yerel seçimleri öncesi ve sonrası süreçte, sosyal medyada ya da fiziki temasla adayların kamuoyuna yansıyan yüzlerini, eylem ve hareketlerini izledik ve gördük, kimi adaylar samimi kimi adaylarda tiyatro sahneleyen orta oyuncu gibiydi. Adaylardan rol yapmayan var mıdır, yok mudur?  Bilmiyorum. Birden hayvan sevgisini dışa vuran mı, yoksa yaşlıların elini öpmek için sokak sokak gezen mi hepsini kampanya sürecinde yaşadık gördük, kim sandıktan birinci çıktı dersenizde -kibirden uzak duran ve en yalın haliyle kendi olan- diyebilirim.   

 

Kibir, insanlığın en eski ve en yıkıcı duygularından biridir. Kendini yüceltme, başkalarını küçümseme ve her daim üstün olma arzusu ile beslenen bu duygu, bireyleri ve toplumları derinden etkileyebilir. Kutsal kitaplar da kibri bir günah olarak nitelendirerek, alçakgönüllülüğün erdemli bir davranış olduğunu vurgulamaktadır.

 

Kibir’in kötü bir his olduğunu biz anlatsak, kibir sahibi zat anlamaz, bizde yazılmış en eski ve kutsal kaynaklarla kibir ve büyüklenmenin ne kadar kötü olduğunu ifade edelim. 

 

Müslümanlığın kutsal kitabı Kur’an da kibir ve büyüklenmeyi yasaklayan ve kötü olduğu ifade eden şu ayetler vardır; 

 

·      Lokman Suresi, 18: "Kibirlenerek insanlardan yüzünü çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez."

 

·      İsra Suresi, 37: "Yeryüzünde büyüklük taslayarak yürüme. Çünkü kendini ne kadar büyük görürsen gör ne yeri yarabilir, ne de boyca dağlara erişebilirsin."

 

·      Nuh Suresi, 16: "Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın ve büyüklenerek yeryüzünde yürümeyin. Çünkü Allah, büyüklenenleri sevmez."

 

·      Nahl Suresi, 23: "Kalplerini kibirle kabartanlara gelince, Allah onlara lanet etmiştir ve büyük bir azaba uğramışlardır."

 

·      Rum Suresi, 12: "Kendilerini beğenip böbürlenenlere gelince, Allah onlara yaptıklarının karşılığını verir ve günahlarını üstlerine yükler. Onlar azabın sonsuz sahipleridir."

 

Kibirli ve büyüklenenlerin cezalandırıldığına dair bazı ayetler de şunlardır;

 

·      A'raf Suresi, 16: "İblis'e, "Secde et" dedik. Dedi ki: "Ben ondan üstünüm; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."

 

·      Kasas Suresi, 88: "Firavun ve kavmi, yeryüzünde büyüklenerek yeryüzünde bozgunculuk çıkardılar."

 

 

 

Müminlerin kibir ve büyüklenmeden uzak durmaları gerektiğine dair bazı ayetler şunlardır;

 

·      Mümin Suresi, 60: "Müminler, alçak gönüllü ve Allah'ın yolunda yumuşak davranırlar."

 

·      Ankebut Suresi, 63: "Alçak gönüllü ve Allah'ın yolunda yumuşak davrananlara gelince, Allah onlara yaptıklarının karşılığını en güzel şekilde verir."

 

Bu ayetler ışığında, kibir ve büyüklenmenin Allah'a karşı gelmek ve O'nun nimetlerine nankörlük olduğunu, müminlerin ise bu çirkin sıfatlardan uzak durarak alçak gönüllü ve mütevazı bir şekilde yaşamaları gerektiğini görmekteyiz.

 

Bu önemli uyarıları çeşitlendirmek için de İncil'de kibir ve büyüklenmeyi yasaklayan bazı ayetleri şunlardır; 

 

·      Süleyman'ın Özdeyişleri 16:18: "Kibir yıkıma, kendini beğenme ise düşüşe yol açar."

 

·      Yakup Mektubu 4:6: "Tanrı alçakgönüllülere lütuf verir, ama kendini beğenenlere karşı koyar."

 

·      1 Petrus Mektubu 5:5: "Hepiniz birbirinize alçakgönüllülük gösterin, çünkü Tanrı kendini beğenenlere karşı koyar, alçakgönüllülere ise lütuf verir."

 

Kibirli ve büyüklenenlerin cezalandırıldığına İncil ayetleri şunlardır;

 

·      Luka 18:14: "Kendini başkalarından üstün gören herkes alçaltılacak, kendini alçakgönüllü gören ise yükseltilecektir."

 

Müminlerin kibir ve büyüklenmeden uzak durmaları gerektiğine dair bazı İncil ayetleri şunlardır;

 

·      Matta 5:5: "Alçakgönüllüler mutlu olacaklar, çünkü göklerin egemenliği onlarındır."

 

·      Filipyalılar 2:3: "Kendinizi başkalarından üstün görmeyin, bencil olmayın. Her biri alçakgönüllülükle birbirini daha önemli görsün."

 

Bu ayetler ışığında, İncil'de de kibir ve büyüklenmenin Allah’a karşı bir günah olduğu ve insanları Allah'tan uzaklaştırdığı açıkça görülmektedir. Müminlerin ise alçakgönüllü ve mütevazı bir şekilde yaşamaları gerektiği vurgulanır.

 

 

 

 

Bir diğer kutsal kitap Zebur'da kibir ve büyüklenmenin sonuçlarına dair bazı örnekler şunlardır;

 

·      Kral Saul'un hikayesi: Kral Saul, Tanrı'nın emirlerine itaatsizlik ederek kibirli ve büyüklenen bir tavır sergiledi. Bu nedenle Tanrı onu krallıktan mahrum etti ve yerine Davut'u seçti. (Zebur 51)

 

·      Babil kralı Nebukadnezar'ın hikayesi: Babil kralı Nebukadnezar, kendisini dünyanın en güçlü ve en yüce hükümdarı olarak gördü ve kibirle davrandı. Tanrı onu cezalandırmak için yedi yıl boyunca aklını kaybetmesine ve bir hayvan gibi yaşamasına neden oldu. (Zebur 46)

 

·      Zengin adam ve yoksul dilenci: Zengin bir adam, yoksul bir dilenden yardım istediği halde ona kibirle ve küçümseyerek davrandı. Bu nedenle Tanrı onu cezalandırarak onu fakirleştirdi ve dilenciyi zenginleştirdi. (Zebur 37)

 

Zebur'da kibir ve büyüklenmenin Tanrı tarafından nasıl cezalandırıldığına dair bazı örnekler şunlardır:

 

·      Tanrı kibirlileri alçaltır: "Tanrı alçakgönüllülere lütuf verir, ama kendini beğenenlere karşı koyar." (Zebur 119:131)

 

·      Tanrı kibirlilerin planlarını bozar: "Rabbin planları onunla beraber olanlara bildirilir, ama kibirlilerden gizlenir." (Zebur 14:2)

 

·      Tanrı kibirlilerin gururunu kırar: "Rabbin öfkesi bütün uluslara karşı alevlendi, kibirleri onları suçlu kıldı." (Zebur 90:8)

 

Zebur'daki bu örnekler, kibir ve büyüklenmenin Tanrı'nın gözünde ne kadar kötü bir günah olduğunu ve sonuçlarının ne kadar yıkıcı olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, müminlerin alçakgönüllü ve mütevazı bir şekilde yaşamaları ve Tanrı'ya karşı daima saygılı olmaları öğütlenmektedir.

 

Sonuç: Kibir, insan ruhunun karanlık bir köşesidir. Bu köşede yer alan kibir, bizi bencilliğe, adaletsizliğe ve yıkıma sürükler. Oysa alçakgönüllülük, bizi Tanrı'ya yaklaştıran, sevgiyi, merhameti ve barışı kucaklayan bir erdemdir. Kutsal kitapların ışığında kibirden uzak durarak, alçakgönüllülüğün aydınlık yolunda yürümeliyiz. 

 

Unutmayalım ki, gerçek yücelme alçakgönüllülükte, gerçek başarı ve seçilmenin verdiği mutluluk ise Allah’a yakınlıkta yatar.

 

Kitap: Bu yazımda yazının tamamı anlayana bir kitap; kaldı ki bu yazı zata mahsus olduğu için okusa da anlamaz, anlatsakta dinlemez. Malum lafın açığı cahile edilirmiş, varın siz anlayın.

 

Kalın sağlıcakla… 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...