Ana içeriğe atla

86-Kurşun kalemin hikayesi, inAydın, Ağustos 2024

Kurşun kalem yapan yaşlı bir adam, yaptığı kalemleri satıcıya vermek için kutuya koyarken içlerinden birini kenara ayırdı ve ona; ''Olabileceğin en iyi kalem olmak istiyorsan şu beş şeyi asla unutma!'' dedi.

 

1- Hayatta başarılı olmak için öncelikle kendini, seni kullanmayı bilen bir kişinin ellerine almasına izin vermelisin. 

 

2- Zaman zaman ucunu açacaklar ve bu sana acı verecek fakat daha iyi bir kalem olmak için buna katlanmalısın. 

 

3- Yaptığın yanlışlara üzülme, yeniden yazma fırsatın olacak daima. Bu fırsatları kaçırma!

 

4- Seni sen yapan en önemli parçanın, içindeki kurşun olduğunu unutma!

 

5- Üzerinde dolaştığın her yüzeye kendine ait bir işaret bırakmalısın ve yazmaya devam etmelisin. 

 

Kurşun kalemin hikayesinde yola çıktığımızda; gerçekçi, sabırlı, umutlu ve özünü koruyarak iz bırakmaya hayat yolculuğunda devam edelim.!

 

 

Merhaba Aydın; 

 

Kurşun kalemin hikayesiyle birey olarak bizlerin hikayesi birbirine çok benzemektedir.

 

Doğru kişi, doğru zaman ve doğru yerdeysek başarı kaçınılmazdır. Elbet yanlışlarımız olacaktır, kurşun kalemdeki gibi hatalardan dersler çıkararak yeni fırsatlarla hayat hikayemizi yazmaya devam edeceğiz. Önemli olan hata ve yanlışlardan doğru yolu bulmak ve hayat çizgimizi düz bir şekilde çizmektir. 

 

Aile ve sosyal yaşam da iş ya da siyaset kurumu içersinde her şey de sabır ve vakur bir duruşla üzerinde bulunduğumuz alana iz bırakmaya devam etmeliyiz. 

 

Dönemsel olarak kırgınlarımız ve yorgunluğumuz olabilir, belki de yolumuzun artık bittiğini de düşünebilir, acı da çekebiliriz, fakat hayat çizgimizi evrenin sahibinin sonlandırmasıyla biteceğini unutmadan, psikolojik yorgunluk ve yalnızlıktan kurtularak hikayemize devam etmeliyiz. 

 

Başarı ve mutlu olmada sabır etmek, mücadele, çok çalışmak, tekrar etmek, doğru zaman ve doğru yerde olmak kadar; doğru kişinin elinde olmakta önemlidir. 

 

Bu doğru kişi; eşiniz olabilir, dostunuz olan yakın bir arkadaşınız olabilir, öğretmen ya da kanaat önderiniz olabilir. Önemli olan doğru kişinin doğru zaman da yanında ve size açtığı ya da gösterdiği yolda yürümektir. 

 

Unutmayalım tüm başarılı olmuş hikayelerin arkadasında gölge de bekleyen, ışıltılı hayatı olmayan bir akıl, düşünce ve hiçlik makamında minder sahibi bir isimsiz vardır. 

 

Hikaye; hep isimsizlerin, ışıltısızların, ‘hiç’ olanların aklı ve mantığı sayesinde zafere ve başarıya ulaşır. 

 

Birey hayat çizgisinde, mantık ve aklını dünyevi ve maddesel ögelere esir edebilir. Gerçek başarı ve hikayenin madde üzerinde yerleştirdiği olgular olduğunu da sanabilir.!

 

Fakat belli bir yaş ve acıdan sonra zafer ve mutluluk kavramının ihtiras ve maddeden uzak olan ögeler olduğunu anladığın da ve o hedefe hikayesini yönlendirdiğin de bir ‘hiç’e ihtiyacı vardır. 

 

Lafın özü; hayat çizginizi sabır, gayret, akıl ve mantıkla çiziniz. Her zaman düz bir çizgiyle hedefe varılmaz, doğru her ne kadar iki nokta arasındaki düz çizgi olarak tanımlansa da birey, hedefe gitmek için bazen, engelleri aşmada sağından solunda ya da altından üstünden geçebilir. Sonuç olarak hayat çizgimiz bir şekilde yazılacaktır. 

 

Ve yaşamdaki en güzel eserimiz hayat ve çizgisi olarak hafızalar da hoş bir seda ile anılıyorsa ne mutlu bize.

 

Kalın sağlıcakla…

 

Kitap: ‘’Ben dünyaya insanları güçlü yapmak için gelmedim, onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim’’ diye Adolf Hitler’in ‘Kavgam’ adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...