Ana içeriğe atla

91-Doğu Akdeniz, İsrail, Kıbrıs ve Türkiye: EastMed Projesi, inAydın, Ocak - Şubat 2025

EastMed Projesi (East Mediterranean Pipeline); Doğu Akdeniz'de keşfedilen doğal gaz rezervlerini Avrupa'ya taşımayı amaçlayan boru hattı projesidir. Bu proje, Doğu Akdeniz gazını özellikle Yunanistan ve İtalya üzerinden Avrupa’ya ulaştırarak Avrupa'nın enerji arz güvenliğini artırmayı hedeflemektedir.

Projenin Ana Hatları

  • Başlangıç Noktası: İsrail ve Kıbrıs açıklarındaki doğal gaz sahaları.
  • Rotası: İsrail ve Kıbrıs’tan başlayarak Girit Adası üzerinden Yunanistan'a ve oradan da Avrupa’ya ulaşmayı hedefliyor.
  • Uzunluğu: Yaklaşık 1.900 kilometre.
  • Kapladığı Alan: Deniz altındaki kısım 1.300 km, kara üzerindeki kısım ise 600 km.
  • Taşıma Kapasitesi: Yılda yaklaşık 10 milyar metreküp doğal gaz.

EastMed Paydaşlar

  1. Doğu Akdeniz Ülkeleri:
    • İsrail: Leviathan ve Tamar gibi önemli gaz sahalarından gaz sağlayacak ana ülke.
    • Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY): Afrodit sahasından gaz katkısı sağlayacak.
    • Mısır: Proje için gaz ihracat potansiyeli bulunuyor, ancak proje dışında da LNG ihracatını sürdürüyor.
  2. Avrupa Ülkeleri:
    • Yunanistan: Boru hattının Avrupa bağlantısında kritik bir noktada.
    • İtalya: Projenin son durağı olarak Avrupa’ya gaz taşıma hedefinde.
  3. Destekleyen Diğer Aktörler:
    • AB: Enerji çeşitliliği ve Rus gazına bağımlılığı azaltma stratejisi kapsamında projeye siyasi destek veriyor.
    • ABD: Başlangıçta projeye destek verdi, ancak 2022’de desteğini kısmen geri çekti. ABD, projenin ekonomik ve jeopolitik açıdan sürdürülebilir olmadığı görüşünü benimsediği için finans desteği vermedi.

Projenin Aşamaları ve Durumu

  1. Başlangıç: Proje fikri 2010'lu yılların başında ortaya çıktı. İlk fizibilite çalışmaları 2017'de başlatıldı.
  2. İmza Süreci: İsrail, GKRY ve Yunanistan, 2020’de Atina’da projenin ana anlaşmasını imzaladı.
  3. Şu Anki Durum:
    • Teknik ve ekonomik zorluklar nedeniyle proje hala hayata geçirilemedi.
    • Maliyetinin 6-7 milyar doları bulması bekleniyor, bu da finansman sorunlarını gündeme getiriyor.
    • ABD’nin projeden desteğini çekmesi, AB içindeki bazı çevrelerin de projenin sürdürülebilirliği konusundaki şüphelerini artırdı.
    • Doğu Akdeniz’deki jeopolitik gerilimler (özellikle Türkiye ve Yunanistan arasında) projeyi daha karmaşık hale getiriyor.

EastMed ve Türkiye

EastMed projesinin doğal gazı Avrupa'ya nakletmek için Türkiye'yi kullanması, teknik, ekonomik ve jeopolitik açıdan daha avantajlı bir seçenek sunabilir. Bu yaklaşım hem bölgesel istikrarı artırabilir hem de projenin maliyet ve sürdürülebilirlik sorunlarını çözmeye yardımcı olabilir. Ancak bu, birçok faktöre bağlıdır.

Türkiye’nin nakil hattına dahil olması ve avantajları

  1. Daha Kısa ve Ekonomik Rota:
    • Türkiye, Doğu Akdeniz'deki gaz sahalarına coğrafi olarak yakın olduğu için boru hattı mesafesi kısalır.
    • Deniz altındaki teknik zorluklar azalır, maliyetler düşer.
  2. Mevcut Altyapının Kullanımı:
    • Türkiye’nin halihazırda TANAP gibi güçlü enerji altyapıları bulunuyor. Bu altyapılar Avrupa’ya bağlantıda kullanılabilir.
    • Türkiye’nin Avrupa enerji pazarına bağlanma tecrübesi (örneğin, Azerbaycan gazını taşıyan TANAP ve TAP) projeye lojistik destek sağlar.
  3. Enerji Hub'ı Olarak Türkiye:
    • Türkiye’nin transit ülke rolü, ülkeyi bölgesel enerji hub'ı haline getirir. Bu da Türkiye’nin stratejik önemini artırır.
    • Avrupa için enerji arz güvenliği güçlenir.
  4. Jeopolitik Gerilimlerin Azalması:
    • Projede Türkiye’nin dahil edilmesi, Doğu Akdeniz’deki Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile yaşanan gerginliklerin azalmasına katkı sağlayabilir.
    • İş birliği, bölgedeki enerji diplomasisini güçlendirebilir.

Siyasi Zorlukları

  1. Siyasi Engeller:
    • Türkiye ile Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasındaki mevcut anlaşmazlıklar (örneğin, kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge [MEB] sınırları) bu seçeneğin önündeki en büyük engeldir.
    • Güney Kıbrıs, Türkiye’yi dışlamaya çalışarak mevcut projeye Yunanistan’ı dahil etmiştir.
  2. AB ve ABD'nin Tutumu:
    • AB, Türkiye ile ilişkilerde zaman zaman gergin bir duruş sergiliyor. Türkiye'nin projeye dahil edilmesi, AB içinde tartışmalara yol açabilir.
    • ABD, Doğu Akdeniz'deki Türkiye-Yunanistan dengesi konusunda hassas ve Türkiye’nin enerji projelerinde daha fazla söz sahibi olması ABD tarafından dikkatle değerlendirilir.
  3. MEB Sorunları ve Kıbrıs Meselesi:
    • Türkiye, KKTC'nin de enerji paylaşımında söz sahibi olması gerektiğini savunmaktadır. Bu durum, Güney Kıbrıs ve AB ile ciddi bir çatışma alanıdır.
    • Doğu Akdeniz’deki gaz sahalarının işletilmesi konusunda Türkiye ile diğer paydaşlar arasında görüş ayrılıkları vardır.

 

Teknik ve Ekonomik Perspektif

  • Alternatif Rota ve Maliyet: Türkiye üzerinden geçecek bir boru hattı, mevcut EastMed projesine göre yaklaşık %40-50 daha düşük maliyetle hayata geçirilebilir. Bu, projeyi ekonomik olarak daha uygulanabilir hale getirir.
  • Enerji Arz Güvenliği: Türkiye’nin coğrafi konumu, Avrupa için stratejik bir enerji bağlantısı sağlar. Bu, Avrupa'nın Rus gazına bağımlılığını daha da azaltabilir.

Jeopolitik ve Diplomaside Yol Haritası

  1. Türkiye’nin Dahil Edilmesi İçin Şartlar:
    • Türkiye, EastMed projesine dahil olmak için KKTC’nin haklarının tanınması konusunda ısrarcı olacaktır.
    • Diplomatik müzakerelerle bölgesel enerji paylaşımı konusunda ortak bir mekanizma oluşturulabilir.
  2. Ortaklık Modeli:
    • Türkiye, Yunanistan ve İsrail’in ortaklık yapması; gelir paylaşımı ve teknik süreçlerin bir arada yürütülmesini sağlayabilir.
    • KKTC’nin haklarının korunması için uluslararası bir denetim mekanizması kurulabilir.
  3. Uluslararası Arabuluculuk:
    • ABD veya AB, Türkiye ile Yunanistan arasında arabuluculuk yaparak projeyi destekleyebilir.

Sonuç ve Değerlendirme

EastMed Projesi, Doğu Akdeniz'deki doğal gaz kaynaklarını Avrupa'ya ulaştırmayı hedefleyen stratejik bir girişimdir. Ancak teknik, ekonomik ve jeopolitik zorluklar nedeniyle proje yavaş ilerlemekte hatta ABD’nin finans desteğine ret cevabı vermesiyle proje bir şekilde askıdadır. Türkiye, projeyi dışlayıcı bir girişim olarak görerek, boru hattının Türkiye üzerinden geçmesi ve Kıbrıs adasındaki diğer bir devlet olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de paydaş olarak kananıma dahil edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Türkiye’nin coğrafi konumu, maliyet avantajı ve mevcut enerji altyapıları, projeyi daha ekonomik ve sürdürülebilir kılabilecek güçlü alternatifler sunmaktadır. Türkiye’nin transit rota olarak kullanılması, proje maliyetlerini düşürecek, Avrupa’nın enerji arz güvenliğini artıracak ve Doğu Akdeniz’deki gerilimleri azaltma potansiyeline sahip olacaktır. Ancak bu hedefe ulaşmak, bölgesel anlaşmazlıkların çözülmesi, enerji paylaşımı konusunda uzlaşı sağlanması ve uluslararası aktörlerin yapıcı bir tutum benimsemesiyle mümkün olacaktır. EastMed’in geleceği, bölgedeki siyasi iradeye ve Türkiye’nin alacağı sorumluluğa bağlıdır, Kıbrıs Türkünün hak ve menfaati, Türkiye’nin bölgede insanlığın huzur ve barışı için izlediği ve yürüttüğü diplomasi, EastMed paydaşları tarafından iyi okunursa, ortada sorun kalmaz ve süreç sağlıklı bir şekilde işler. 

 

Kitap: ‘’Doğu Akdeniz Jeopolitiği Çerçevesinde Türkiye'nin Enerji Güvenliği Enerji Kaynakları ve Enerji Rotaları’’ adlı, Prof. Dr Uğur Özgöker ve A. Zübeyir Mirzabey’in kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...