Ana içeriğe atla

143- 7 Numaralı Sözde Ruhsat Sahası 11.10.2018, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs adasında iki toplumun eşit haklara sahip olması için yapılan son görüşmeler Temmuz 2017’de yapılmıştı. Garantör ülkeler ve Kıbrıs adasındaki iki siyasi kesimin temsilcileri konferans niteliğinde bir dizi görüşmelerde bulunmuştu. Garantör ülke Türkiye ve Kuzey Kıbrıs siyasi temsilcilerinin iyi niyet ve yaklaşımlarına karşı Rum yönetimi ve Yunanistan şımarık ve akla ziyan istekleri yüzünden masayı deviren taraf olarak tarihe geçmişti. O günden bugüne Kıbrıs için siyasi konular iki tarafın iç meseleleri ve seçimleri olmuştur. Birleşmiş Milletler için New York ziyaretleri yapan tarafların temsilcilerinin görüşmeleriyle sorun tekrardan gündeme gelmiş, çözüm ya da adanın eşit yönetilmesi adına konuşmalar yapılmıştır.

***

Kuzey Kıbrıs lideri Sayın Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle başlayan müzakereler için yaptığı basın açıklamalarında “Kıbrıs adasının yer altı ve yer üstü kaynakları çözüm sonrası ortak zenginliktir.” diyerek Rum Yönetimi’nin yaptığı hidro karbon çalışmalarına bir nevi itiraz etmiştir. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın bu nazik diplomasi cevabını güney siyaset kurumunda anlayan olmuş mudur? Olmamıştır. Başta İtalyan Eni Şirketi ve diğer paydaşlarıyla Rum Yönetimi deniz altı sondaj ve tespit çalışmalarını sürdürmüştür.

***

Geçtiğimiz günlerde garantör ülkemiz Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 265 nolu açıklamasında Rum Yönetimi’nin 7 Numaralı sözde ruhsat sahası için uluslararası şirketlere davette bulunması hakkında açıklama yapmıştır. Açıklamada Türk dış politika yapıcıları açık ve net bir dille kararlılıklarını ve haklarını belirtmişlerdir. “Rum Yönetimi’nin aldığı bu kararla Kıbrıs Türkünün haklarını gözardı etmelerini, tek taraflı olarak sınırlandırdığı 7 numaralı sözde ruhsat sahası için uluslararası şirketlere davette bulunma kararı almış olmalarını endişe ile karşılıyoruz.” demişlerdir. Dışişlerinin açıklamasının devamında bahse konu olan 7 numaralı sözde ruhsat sahasının önemli bir bölümünün, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı içinde olduğunu da belirttikleri görülmüştür. Türkiye uluslararası hukuk ve anlaşmalara sebeple Kuzey Kıbrıs ve kendi deniz sahası için sondaj başta olmak üzere her türlü manevra yapmaya hakkı vardır. Dış politika yapıcıları başta Rum Yönetimi ve sözde alanlarda arama ve sondaj yapacak olan ülke ve şirketlere açık bir şekilde “Yaptırmam!” demektedir. Garantör ülkemiz Türkiye’nin yaptığı bu açıklama Kıbrıs Türkünün menfaati ve hakları içindir. Fakat adada sözüm ona yeri geldiğinde çözüm ve barış isteyen Rum Yönetimi’nin yaptığı hidro karbon arama faaliyetleri barış ve çözümden çok uzaktır. Hal böyle olunca Kuzey Kıbrıs siyaset ve müzakere yapıcıları halen daha masaya dönmek için yaptıkları gayret ve istekler de beyhudedir. Kuzey Kıbrıs için çözüm Rum kesimi ile yapılan görüşmelerde değildir. Çözüm, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu sorunlarında jeostratejisinin sağladığı avantajdadır. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...