Ana içeriğe atla

144- Guterres: “Müzakere şansı hala daha hayatta” 18.10.2018, Milliyet Gazetesi

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri (BMGS) Antonio Guterres, Kıbrıs sorunu için özel temsilci olarak Jane Holl Lute’yi görevlendirmişti. Lute özel danışman sıfatıyla garantör ülkeler başta olmak üzere Rum ve Türk yetkililerle görüşerek müzakere ve görüşmelerin seyrine etki edecek bir rapor hazırladı. Bahse konu raporu, BMGS Guterres, pazartesi günü BM Güvenlik Konseyi’ne sundu. Sonrasında Guterres, Kıbrıs müzakereleri hakkında “Kıbrıs’ta bütünlüklü çözüm için müzakerelerin başlaması ihtimali hayattadır.” şeklinde somut yaklaşımdan ziyade ihtimal ve olasılık üzerine BM’ye yakışır bir açıklama yaptı. Bu tür bir bakış ve yaklaşımla Kıbrıs Türkü yarım asırdır müzakere ve umutlarla beklemektedir. Kıbrıs Türkü’nün bir yarım asır daha bekleyecek sabrı ve takati yoktur. Adayı ikiye bölen BM Barış Gücü’nün varlığı Kıbrıs’ta sorgulanırken ihtimal üzerine müzakere ve çözüm Kıbrıs Türkü’ne ihanettir.

 

Twitter Diplomasisi

 

Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı sosyal medya hesabı Twitter’dan Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türkiye ile görüşmesini ve bu diyalog sonrası gündeme gelen değerlendirmelere istinaden iki ‘twit’ attı. Bunlardan birincisi “Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türkiye ile görüşmesinin süreklilik arz etmesi durumunda yaratacağı sakıncalara işaret eden açıklamam üzerine, birçok değerlendirme yapıldığını gözlemledim. Bunların çoğu, Kıbrıslı Türk lider olarak şahsımın devre dışı bırakıldığı şeklinde oldu.”dur. İkinci attığı ‘twit’ de “Kıbrıs sorunu bağlamında Cumhurbaşkanı sıfatı ile Kıbrıslı Türk lideri yetkilendirip devreye koyan Kıbrıs Türk halkıdır. İsterse devre dışı bırakabilecek yegâne güç de yine halktır. Gerisi laf-ı güzaftır.” şeklindedir. Atılan bu ‘twit’lere cevaben “Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs için son sözü garantör ülke Türkiye ve millet iradesinin beden bulduğu kurum olarak da Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.” şeklinde cevap verdim. Kıbrıs Türkü seçme ve seçilme hakkı olan ve seçilmesi sonrası başta Kıbrıs müzakereleri ve liderliğinde görev alabilecek yetki ve ehliyete sahip aydın kişilerdir. Kıbrıs adasında ve dünya siyasetinde var oldukları günden itibaren de kendi iradeleriyle yönetimlerini belirlemiş çağdaş bir millettir. Fakat dönemsel olarak seçilen liderler dönem dönem kişisel ideolojik düşüncelerini yaşama dökebilmek adına Kıbrıs Türkü’nün çözüme olan hasretini uzatıp gitmektedir. Twitter da bir dizi halinde yazdığım tavsiye paylaşımlarda da belirttiğim üzere dünden bugüne izlenen süreç ve arzulanan yönetim şekli Kıbrıs Türkü’nün çözüm ve eşit haklara olan özlemini tüketmiştir. Karar merciinde bulunan Sayın Akıncı radikal ve cesur bir karar alarak başta BM’nin Kıbrıs adasındaki varlığını sorgulamalı ve sonrasında ‘federasyon modelli’ çözümden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tek başına tanıtımına giden bir yola cesurca adım atmalıdır. Bu adımda cesaret ve yüreklilikle olur Sayın Cumhurbaşkanı bu cesarete sahip bir seçilmiştir. Bu cesaret Cumhurbaşkanı Akıncı’ya ikinci dönem şansı, Kıbrıs Türkü’ne de coğrafyasında tanınma ve ambargoların kalması demektir. Hade bi gayret be Akıncı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...