Ana içeriğe atla

164- Telgrafın Telleri 07.03.2019, Milliyet Gazetesi

Uşşak makamında güzel bir eserdir “Telgrafın Telleri”. Bir Rumeli halk türküsüdür. Türküde sitem de vardır, hasret de. Gençlikte akılsız başa gelenlerin betimlemesi de... Ege ve Trakya komşumuz Yunanistan’dan Panayiotis Tundas da türküyü güzel seslendirmiştir. Ülkemiz de Candan Erçetin yorumuyla dillere dolanmıştır.

 

“Telgrafın tellerine kuşlar mı konar

Herkes sevdiğine de yavrum böyle mi yanar

Yanıma gel yanıma da yanı yanı başıma”

diyerek başlar güzel türkü “Şu gençlikte neler geldi cahil başıma.” diye de devam eder ezgileri.

Kıbrıs adasının şu an seçilmiş iki lideri Sayın Mustafa Akıncı ve Nicos Anastasiadis son görüşmelerinde günümüzün telgrafı niteliğinde olan mobil şebekelerinin Kuzey’de ve Güney’de kullanılması için Sayın Akıncı’nın büyük gayret ve çalışmasıyla önemli bir adıma imza attılar. İleride Kıbrıs siyasi tarihi yazıldığında çözüm ve birleşme için büyük bir adım olarak son görüşmeyi kayda alacaklardır. GSM operatörleri sayesinde Birleşmiş Milletlerin (BM) fiilen askeri varlığıyla böldüğü Kıbrıs adası iletişim adına birleşmiş oldu.

 

İnsanlık tarihi için kayda değer bir gelişme olmasa da Kıbrıs adası sakinleri Rumlar ve Türkler için büyük bir gelişmedir. Ticaret, eğitim, alış veriş, turizm gibi sebeplerle Kuzey’e ve Güney’e geçen ada sakinleri tek GSM hattı ile tüm adada iletişimlerini rahatlıkla sağlayacaklardır.

 

Dediğim gibi Kıbrıs adası ve müzakereleri için güzel bir gelişmedir “Telgrafın Telleri”nin adayı dolaşması. Fakat güzel türküde dile geldiği gibi ‘Şu gençlikte neler geldi cahil başıma.’ der gibi Anastasiadis geçtiğimiz Pazar akşamı Londra’da ikamet eden Kıbrıslılar tarafından düzenlenen bir etkinlikte “Telgrafın Tellerini” gölgede bırakacak bir konuşma performansı sahneledi. Anastasiadis konuşmasında “Çözümsüzlüğün sebebi Türkiye!” dedi. Crans-Montana müzakerelerinde masadan kalkan, kilisenin Kıbrıs sorununa bakışıyla çözümsüzlük arayışına giren Rum müzakere heyeti ve başkanı kendisi değilmiş gibi “Türkiye’nin uzlaşmaz tutumu” diye başladığı lakırdısını yaptı. Sayın Akıncı ile yaptığı görüşmeyi gölgede bıraktı. Sonrasında “Ankara tarafından üçüncü bir görüşmenin belirlenmesini bekliyoruz.” dedi. ‘Yanıma gel yanıma, yanı başıma’ sözlerinin tersi bir ruh hali ayrılık ve Kıbrıs Türkü’nü yok sayan bir bakışla Kıbrıs sorunu ve müzakereleri bir çözüme gider mi bilinmez ama Anastasiadis’in muhatabı Sayın Akıncı’ya ve Türk müzakere heyetine Allah sabır versin.

 

Bestesi Rüştü Şardağ’a güftesi Ümit Yaşar Oğuzcan’a ait olan ‘Bu kadar yürekten çağırma beni’ isimli şarkıyı Anastasiadis ve kilise eksenli çözüm arayan Rum siyasi aktörleri zivaniya eşliğinde dinlemelidirler. Çök yönlü çok taraflı barış ve huzurun tesisi ve ana aktörü olan Türkiye Cumhuriyeti’yle masada reel politik paylaşım, eşit siyasi yönetim mantık ve bakışıyla masada olmaları Kıbrıslı Türklerin menfaati olduğu kadar Rum halkının da menfaatinedir. Bu menfaat ve huzur ortamı bozulmadan Anastasiadis enerji konusunu da eşit ve adil bir paylaşımla masaya getirmeli, Kıbrıslı Türklerin hak ve hukukuna saygı duymalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...