Ana içeriğe atla

184- Hollywood – Pentagon ve Washington 25.07.2019, Milliyet Gazetesi

‘Kriz Bizim İşimiz’ başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Siyasi coğrafyamızın zorlukları, krizleri ve avantajlarını nasıl harmanlar ve kazanca çeviririz bağlamında fikirlerimi beyan etmiştim. Kaderimiz olan coğrafyanın zorlukları iyi stratejiler geliştirildiği takdirde avantaja dönebileceğini Kıbrıs Türkü ve Türkiye’nin kargaşa ve krizden avantajlı bir şekilde çıkabileceğini söyler dururum. Fakat bu karmaşa da iyi bir planlama, analitik zekâ ve kurgu yapabilecek düşüncenin inşa edilmesi temeldir. Ne kadar Akdeniz iklimi kimlik karakterimize gündelik yaşama bakış ve rahatlığımıza işlese de siyasi coğrafyamızın etkilendiği alan Ortadoğu’dur. Sosyal ve gündelik yaşamımızda Akdenizli kimliğimizle hareket edebiliriz. Fakat siyaset kurumunun kurgulanması adımların atılması ve hayati önemdeki kararların alınmasında Ortadoğu faktörü gözetilerek hareket edilmelidir. 

***

Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet ‘Serhat sahne birleşmiyor, ayrılıyor’ başlıklı bir yazı kaleme almıştır. Vatan Mehmet yazısında siyaset kurumu ve uluslararası ilişkiler çalışan kurum ve kişilerin gündemlerini kronolojik olarak yazmıştır. Okunduğunda karma karışık bir hal alan dış politika, askeri diplomasi, enerji savaşları, NATO ve Ortadoğu güvenlik çemberi, F-35, S400 gibi başlıklarla korku filmini aratmayacak bir gündem. Net olarak oyunu kuranın belli olmadığı, devletlerin ve devlet dışı aktörlerin oyunda rol aldığı, kaybedenin ve kazanın net bir şekilde belli olmayacağı bir siyasi oyun. Açık bir şekilde görülen bir husus, birleşmeye çalışan Kıbrıs’a inat fikir ve düşüncede ayrılan taraflar-fikirler ve sermaye savaşı.

***

Yukarıda özet hali olan siyasi, askeri ve ekonomik yapının iki ana aktörü NATO ve ABD’dir. Bu iki başat aktörü anlamlandırmak dünü bugünü anlamak çok zor ve imkânsız denilebilecek bir yapıdır. S400’e inat sözde Güney Kıbrıs’ın ambargosunu kaldırdım derken Rusya’ya Güney Kıbrıs üzerinden ambargo oyunu oynayan Makyavelist bir düşünce. Stratejisi ve düşüncesi çözülemeyen Kıbrıs sorunu kadar zor bir denklemdir. Oyun ve oyun kurucuyu irdelemek ve anlayabilmek adına Jean Michel Valantin’in yazdığı “Küresel Stratejinin Üç Aktörü: Hollywood, Pantagon ve Washinton” adlı analiz üzerine yazılmış eseri siyaset kurumu Ortadoğu’dan etkilenen tüm aktörler okumalıdır. Kitapta kuvvet, zaman ve mekân faktörleri üzerine yoğunlaşan bir strateji denklemi esas alınmıştır. Okyanus ötesinden yaşadığımız parametreleri uzaktan izleyip değerlendiren düşünce bunu yapabiliyorsa içinde olan siyaset kurum ve yapıcıları ‘kuvvet, zaman ve mekân’ denklemine ilave olarak din faktörünü kilise ve dini düşüncelerin görüş ve eylemlerinden yol alarak da dış politika ve milli güvenlik siyasetini belirlemelidirler.

***

Dünün ve bugünün siyaseti karmaşadır. Kıbrıs Türkü ve garantör ülkemiz Türkiye millet ve devlet olarak iki devlet bir millet mantığıyla kaderi olan siyasi coğrafyada sonsuza kadar var olmak için analitik zekâ ve mantıkla politika yürütmelidirler. Duygusal bağla Kıbrıs sorunu çözülmez, eldeki veri ve analizlerle sonuca gidilmelidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...