Ana içeriğe atla

208- Siyasi Hayaller 09.02.2020, Milliyet Gazetesi

Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu, Cumhurbaşkanlığı seçimi arifesine kadar iç politikadan ziyade dış politika ile mesai yapacağı aşikardır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin siyasi sorumluluk ve etki alanı yüzölçümünden kat kat fazla bir alandır. KKTC stratejik hamleleriyle Doğu Akdeniz ve Ortadoğu siyasetinde gizli özne olarak yer almaktadır. Garantör ülkesi Türkiye’yle mavi vatanda yaptığı işbirliği, mevcut pozisyonunu ve önemini kat ve kat arttırmaktadır. Türkiye ile Libya’nın deniz münhasır alan anlaşması Doğu Akdeniz enerji siyasetinde Türkiye ve KKTC için hayati önemde uluslararası hukuka uygun bir anlaşmadır. Bu anlaşmanın devamı niteliğinde olan Türkiye’nin Libya’ya asker gönderme tezkeresi bölgedeki siyasi ve askeri varlığımızın mührü niteliğindedir.

***

Türkiye ve KKTC’nin bu hamlelerine karşılık da İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi Eastmed anlaşmasını imzalamıştır. Mevcut anlaşmaya sebeple Başbakan Ersin Tatar yaptığı açıklamada “Söz konusu girişimin (Eastmed) ekonomik değerlendirmelerden değil, Türkiye ve KKTC’yi hakları olan enerji kaynaklarından mahrum etmeye yönelik siyasi hayallerden kaynaklandığı görülmektedir.” demiştir. Sayın Tatar siyasi duruşunun ve Türkiye ile olan ilişkilerinin istikrarı ve devamlılığına yakışır devlet aklıyla bir değerlendirmede bulunmuştur. Kıbrıs Rum kesiminin, Kıbrıs adası etrafında yaptığı arama ve sondaj faaliyetleri hukuk dışıdır. Kıbrıs Türkü’nün çözüm sonrası ortak zenginlik olarak değerlendirdiği kaynakları tek başına ve ortaklarıyla yağmalamaktadır. Şayet Kıbrıs adası ve Doğu Akdeniz’de huzur ve barış isteniyorsa Eastmed’in tarafları KKTC ve Türkiye’yi muhatap alarak bahse konu rezervlerin tespit ve işletilmesi faaliyeti yürütmelidir.

 

İran – ABD

 

Geçtiğimiz haftaki yazımda 2020 takvim yılı için ‘birey gibi devlet de yılı planlar, 3-6-9 aylık planlar yapar’ demiştim. Coğrafyamız için zaman kavramı en çabuk tüketilen ve en basit olgu olsa gerek. Geçtiğimiz günlerde İran’lı üst düzey asker Kasım Süleymani Irak havaalanında hava saldırısına uğrayarak vefat etmiştir. ABD ile İran’ın nükleer başlığı üzerine kavgası gerilimin ana maddesidir. İran yönetimi kendi adına güvenlik gerekçeleri sebebiyle kendine münhasır bir uranyum zenginleştirme politikası izlemektedir. Bu çalışmada okyanus ötesinin büyük kıtası ABD’yi rahatsız etmekte, Ortadoğu politikasını germektedir. Bu gerilimin üzerine etkileri İran, Irak, Suriye ve Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde görülecek olan Kasım Süleymani saldırısı da eklendiğinde siyasi coğrafyamız ateş çemberine dönmüştür.

***

İran ve ABD arası en üst düzeyde yaşanan bu gerginlik sonrası Ortadoğu ve Doğu Akdeniz siyaseti güvenlik politikaları üzerine revize edilerek icra edilmelidir. Enerji nakil hatları ve KKTC’nin müzakere sürecinden tutun da Nisan’da yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı seçimindeki aday profilini bile etkileyecek bir olaydır. Ortadoğu’nun 11 Eylül’ü denilebilecek, artçı yansımalarının olacağı hassas bir süreçtir. Barış ve huzur adına keşke olmasaydı denilecek bir hadisedir. Kuzey Kıbrıs siyaset kurumları güvenlik politikalarını göz önüne alarak genel siyasetlerini revize etmelidirler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...