Ana içeriğe atla

222- Hoş Geldin Yeni Dünya 16.04.2020, Milliyet Gazetesi

Öncesi ve sonrası olarak dünyada değişime sebep olan konuların mihenk taşı denilebilecek önemdekilerini geçen hafta yazmıştım. Covid-19 korona virüsü tam olarak insanlığı ne zaman terk eder, bilemeyiz; fakat çıktığı şehir Wuhan’ı terk ettiği söylenmektedir. Avrupa’nın bazı şehirlerinde birkaç haftaya kadar kısmi olarak ticarî ve beşerî yaşamı devam ettirmek adına izinler sağlanacağı konuşulmaktadır. Kuzey Kıbrıs siyasi iradesi aldığı önlemlerle korona virüsü kontrol altında tuttuğunu, açıklanan verilere dayanarak söyleyebiliriz. Süreç içerisinde ticari ve sosyal yaşam da normale dönecektir. Türkiye’de bilim kurulu ve siyaset kurumu birbiriyle uyum içinde çalışarak süreci belli bir seviyede kontrol etmek istemektedir.

***

Covid-19 öncesi yazar ve konuşanlar dünya ve insanlığı evlere hapsedecek aşı ve tedavisi tam anlamda bulunamayacak bir virüs çıkacak deseler, bilim kurgu filmi ve romanı okuma derdik. Şimdi ise geldiğimiz nokta dijital film platformlarındaki salgın ve virüs temalı konuları olan filmleri ilk bir ayda izleyip bitirdik. Sosyal medya mecralarında ‘Stay Home’ etiketi ile ev yaşamımızı, evde yapılan sporları, mutfakta ilk defa denenen ekmek ve yemekleri paylaşmak zamanındayız. İnsanlık çabuk tükenen birer varlık olduğu için yakın bir zamanda ‘#EvdeKal’ aktivitelerini de tüketebiliriz.

***

Tıp dünyasının Covid-19 üzerine yaşadığı çelişkiler gibi insanlık da #EvdeKal formatında bir yaşamı yaşayarak ve keşfederek öğrenme sürecine girmiştir. Günümüzde çocukluk yaşında olanlar, bizlerin çocukluğundaki gibi sokakta körebe, birdir bir, saklambaç, iki mahallenin delikanlılarının oynadığı futbol maçı gibi birçok oyunlardan mahrum bir şekilde evde sanal ve dijital oyunlarla ve eğlenceyle yetişeceklerdir. Bu tarz büyüyen çocuklar, yetişkinlik çağlarındaki tüketim ve dünyayı algılama alışkanlıkları yeni dünyayı şekillendirecektir. Covid-19 insanlığı ve evreni yeni bir dünyaya evirmek üzeridir.

***

İnsanlığın ticarî, beşerî ve sosyal yaşamı tam manasıyla değişmek üzeredir. Bir simit ve çayı açık alanda içmenin kıymeti ve değeri bu günlerde çok iyi anlanmaktadır. İnsanlık eğer ders almasını bilirse doğaya ve doğadaki canlılara iyi davranmayı evreni onlarla birlikte paylaştığını iyi bilmelidir. Eğer kıymetini bilmezse George Orwell’in yazdığı “Hayvan Çiftliği” eserindeki gibi bir gün sokaktaki hayvanlarla insanlık yer değiştirirse şaşırmam.

***

Bu süreçte ödeme yöntemimiz nakitten temassız ödeme yöntemine geçmiştir. Temas ederek alışveriş yerini sanal market ve alışverişlere bırakmıştır. Giderek aldığımız ürünleri bizler için tehlikeye girerek çalışan kuryeler getirmektedir. Bizler evde olduğumuzda dışarıda güvenliğimiz, temizliğimiz, sağlığımız için görev yapan, daha önce hiç fark etmediğimiz kahramanlarımız yeni dünyada en önemli kişilerdir artık. Evde kaldığımız bu süreçte sizlerin de yeni dünya adına yaşamınıza girecek değişiklere ufuk açmak istedim. Varlığımızı sorguladığımız, insan olarak gözle görünmeyen bir tehdit karşısında ne kadar aciz olduğumuz hissettiğimiz bir dönemde hoş geldin yeni dünya diyoruz. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...