Ana içeriğe atla

227- KKTC’nin pandemi sınavı 21.05.2020, Milliyet Gazetesi

Çağımızın pandemi seviyesinde görülen en önemli hastalığı Korona (Covid-19) virüstür. Hafta başı itibariyle dünya genelinde 4,63 milyon vaka, 1,66 milyon iyileşen ve 297 bin vefat kayıtlara geçmiştir. Zengin fakir, büyük küçük demeden tüm insanlık ve siyasi organizasyonu devletler cürümleri kadar etkilenmiştir. Dünya siyasetinde süper güç olarak tanımlanan devletlerin verimsiz sağlık altyapıları vatandaşlarını virüs karşısında sahipsiz bırakmıştır. Korona virüs vakasıyla gelen hastalar yaşlarına göre değerlendirilerek tedavi için kabul edilmiştir. Yaşları büyük olup testleri pozitif çıkan hastalar büyük ve süper güçlü devletler tarafından kaderlerine terk edilmiştir.

*** 

Korana virüs vakası görülen ve ölüm oranlarının çok olduğu ülkeler ABD’de onaylanmış 1,55 milyon vaka, 291 bin tedavi edilen hasta, 91.499 ölümle birinci sıradadır. Rusya’da 300 bin üzerinde onaylanmış vaka, 76.130 iyileşen hasta, 2.837 ölüm vardır. Brezilya’da 263 bin onaylanmış vaka, 100 bin iyileşen hasta, 17.509 ölüm vardır. Birleşik Krallık korona virüs başlangıcında bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde hastalığın ülke genelinde yayılmasını ve böylece mücadele edilebileceğini düşünmüştür. Başbakan Boris Johnson’un virüs kapması ve sonrası tedavi edilmesiyle, Birleşik Krallık’ta hasta sayısı onaylanmış 249 bin, iyileşen hasta sayısı hakkında bir resmi veri yokken ölü sayısı da 35.341’dir. Avrupa’nın bir diğer ülkesi İspanya’da ise onaylanmış hasta sayısı 232 bin, iyileşen hasta 150 bin ve ölen hasta sayısı 27.778’dir. Kovid-19 sebebiyle siyasi sorunların en çok yaşandığı ve Avrupa Birliği üyeliğinin sorgulandığı ülke İtalya’daysa 227 bin onaylanmış hasta, 129 bin iyileşen ve 32.169 ölüm görülmüştür. 

*** 

Sayı ve veriler ışığında korona virüs değerlendirilmelidir. Süper güç olarak tanımlanan ABD’de Başkanlık makamı ve eyalet valileri süreç yüzünden siyasi krizler yaşamışlardır. Eli silahlı ABD vatandaşları sokak eylemleri yapmışlardır. Mart ve Nisan aylarında tüketici silah ve mühimmat alımıyla olası devletin kontrolünden çıkacak süreç için bireysel savunma fikrini benimsemiştir. İspanya ve İtalya da üyesi oldukları Avrupa Birliğini ‘çakallar birliği’ şeklinde suçlamalarla virüs sonrası üyelikten ayrılma fikrine kadar düşünceler dillendirilmiştir. Güneş batmayan ülke Birleşik Krallık’ta Kraliyet ailesi ve siyaset kurumunun seçilmişleri virüsle yüzleşmiş, halktan kendilerini izole ederek canlarını korumuşlardır. 

***

Güney komşumuz Rum kesimindeki vaka sayısı ve ölümler rakamlarla göz önündedir. Severiz sevmeyiz, takdir etmemiz gerek bir Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu ve sağlık sistemi vardır. Yurt dışından gelen vatandaşların karantina süreçlerinden tutun da “Evde Kal” sürecinde yapılan yardımlara kadar Kıbrıs Türk siyaset kurumu ve halkı başarılı bir süreç geçirmiştir. Dünyayı etkisi altına alan virüsle mücadelede tabi ki eksiklikler olmuştur. Bu süreç ve sonrası amacımız eksikliklerin giderilmesi, olası bir ikinci dalga ihtimaline daha hazır olmak olmalıdır. Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu işlevsel hatalarını ve eksikliklerini göz önüne alarak pandemi sonrası ısınacak olan küresel ve Doğu Akdeniz siyasetinde rol alabilecek bir yönetim şeklinin hazırlıklarını yapmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...