Ana içeriğe atla

235- Ayasofya Camii 16.07.2020, Milliyet Gazetesi

Siyasi coğrafyamızın en önemli gündemi Ayasofya Müzesi’nin cami olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’na devridir. Cumhuriyet Türkiye’sinin bağlantısız ve bağımsız hareket ettiği irade beyanıdır Ayasofya. Habil ile Kabil’in, Olimpos Dağının çocuklarıyla, Hira Dağının sadık evlatlarının kavgasıdır Ayasofya. Ayasofya iyiyle kötünün, batıyla doğunun çekişmesidir. Geçmişin hevesleri, geleceğin hayallerdir Ayasofya. Dün olsa, Vatikan ne der? Rus Kilisesi ne der? Ekonomi, ithalat – ihracat piyasalar ne olur gibi bir sürü soruyla Ayasofya müze olarak kalmaya devam ederdi. Siyasi irade beyanını müzeden tarafa kullanırdı. Günümüz Türkiye’sinin siyasi iradesiyse kulaklarını tıkadı, İslam dünyasının hayallerini süsleyen tarihi bir olaya imza attı ve Ayasofya cami olarak hizmete açıldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yakın siyasi tarihimizdeki en önemli olaya imza attı. Kaderimiz olan coğrafyanın sorumluluk ve ağırlığını taşıyan Cumhuriyet iradesi tabi ki de Ayasofya için artıları eksileri hesap etmiştir. Coğrafyanın yüklediği tarihi sorumlulukları, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’da üstlendiğimiz misyonu bilerek, devlet aklı önümüzdeki süreci kontrol ederek yoluna devam edecektir.

 

15 Temmuz

 

Siyasi coğrafyamızı, Doğu Akdeniz’i Ortadoğu’yu anlamak istiyorsak yakın tarihimizin en önemli istihbarat ve terör olayı 15 Temmuz hain darbe kalkışmasını, okyanus ötesi aklı iyi idrak etmeliyiz. 15 Temmuz’un uygulayıcısı FETÖ terör örgütü hizmet ettiği küresel imparatorluğun hayalperestlerini ve şeytani düşünce dünyalarını iyi bilmek zorundayız.

***

15 Temmuz hani terör aklı bugün Suriye topraklarında, Libya çöllerinde, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta amaca göre örgütlenme stratejisini kullanarak farklı renk ve dille Cumhuriyet Türkiye’si ve siyasi iradesine karşı savaşını sürdürmektedir. Kuzey Kıbrıs ile Güney Kıbrıs geçiş kapılarına Rum kesiminin koyduğu beton makineli tüfek mevzileri huzur ve barıştan uzak okyanus ötesi aklın Kıbrıs adasında şekil bulmuş halidir.

***

Mavi vatanımızda Kıbrıs ve anavatan Türkiye için Cumhuriyet iradesinin yürüttüğü enerji çalışmaları karşısında NATO üzerinden askeri gücü tehdit unsuru olarak kullanmak isteyen irade, Fransız siyasileri üzerinde beden bulmuş olabilir. Güney Kıbrıs, Yunanistan, Fransa ve İtalya geçtiğimiz günlerde hava-deniz tatbikatı gerçekleştirmiştir. Türkiye uluslararası hukuka uygun bir halde Doğu Akdeniz’de doğalgaz arama faaliyetlerini yürütmektedir fakat bölgede istikrar ve huzurun karşısında olan 15 Temmuz derin aklı Doğu Akdeniz’deki şer faaliyetleri üzerinden Türk ve İslam düşmanlığıyla Cumhuriyet Türkiyesi’ne saldırmak istemektedir.

***

Örneklerle çoğaltacağımız görünür görünmez olayların derin aklı Ayasofya’yı içine sindiremeyecektir. Başta Rum ve Rus Ortadoks kiliseleri olmak üzere etki ettikleri siyasi ve ticari oluşumlar Kuzey Kıbrıs ve Türkiye’de düşmanca faaliyetlerini yürüteceklerdir. Bu süreç kıldan ince kılıçtan kesin bir evredir. Devlet ve millet aklının beden bulduğu siyasi iradelerle hareket ederek kader denk noktası diye tabir ettiğimiz süreçten geçmeliyiz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...