Ana içeriğe atla

236- Tatil 1071’de başladı 23.07.2020, Milliyet Gazetesi

“Ayşe tatile çıksın” parolasıyla Kıbrıs adasında huzur ve barışı tesis eden “Mutlu Barış Harekatı”nın 46. yılı hafta başı yurt içinde ve yurt dışı temsilciliklerde coşkuyla kutlandı. Kıbrıs Türkleri 20 Temmuz sabahına kadar, Rum terörüne karşı tüm imkân ve kabiliyetiyle coğrafyadaki en anlamı özgürlük ve bağımsızlık mücadelelerinden birini yaparak tarihe altın harflerle adını yazdırmıştır. Kıbrıs Türkleri 20 Temmuz’a gelen süreçte ada genelinde maruz kaldığı terör saldırılarına karşı Dr. Fazıl Küçük, Burhan Nalbantoğlu ve Rauf Denktaş gibi ismi kamuoyuna mal olmuş toplum liderlerinin öncülüğünde direnişine başlamıştır. Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kurulana kadar Kıbrıs Türkleri Volkan, 9 Eylül, Kara Çete isimlerindeki bölgesel direniş teşkilatlarıyla Rum terörüne karşı direnmişlerdir. Kıbrıs Türkleri TMT’nin kurulmasıyla sistemli bir şekilde 20 Temmuz 1974’e kadar direnmiş ve 20 Temmuz sabahı Mehmetçikle birlikte Rum terörüne karşı zaferle çıkılacak, tarihe altın harflerle yazılacak “Mutlu Barış Harekâtı” gerçekleştirmiştir.

***

20 Temmuz sonrası günümüze kadar Kıbrıs Türkleri siyaset kurumunun marifetiyle hakları olan tanınırlık başta olmak üzere Kıbrıs adasının zenginliklerinden haklarını almak için mücadele etmektedirler. Mutlu Barış Harekatı’nın 46. yılında Garantör ülkemiz Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Rum tarafı Kıbrıs Türkü’nün siyasi eşitliğini ve adanın doğal kaynakları üzerindeki eşit haklarını gecikmeksizin teslim etmelidir.” demiştir. Dün olduğu gibi bugün de Kıbrıs Türkünün her şart altında yanında olan Türkiye, siyasi mücadelesinde de Kıbrıs Türkünün yanındadır. 

 

Ayşe halen daha tatilde 

 

Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de huzur ve barışın temsilcisi Cumhuriyet Türkiyesi 46 yıl önce “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla çıktığı Akdeniz mücadelesini Libya, Suriye ve “Mavi Vatan”da 1974 öncesi olduğu gibi günümüzde de devam ettirmektedir. Kıbrıs Türklerinin haklı mücadelesi Türkiye’nin “Mutlu Barış Harekâtı”, bugünlerdeki haklı mücadelemizin temelidir. Doğu Akdeniz’e paydaş olan veyahut hiçbir sınırı olmadığı halde paydaş ülkelere yancı konumundaki devletlerin savaş gemilerinin dolaştığı, askerinin yerel halka ve devletlere zulüm ettiği siyasi coğrafyada Kıbrıs Türkleri ve Türkiye Cumhuriyeti var olmak zorundadır. Tarihsel bağlarımız ve uluslararası hukuktan aldığımız yetkiyle Doğu Akdeniz ve kıyıdaş ülkelerde barış ve huzur adına Türkiye Cumhuriyeti siyasi ve askeri faaliyetlerini sürdürecektir. 

*** 

Geçen haftaki yazımda Ayasofya’nın müzeden Cami’ye dönüştürülmesini içine sindiremeyecek olan devletler ve devlet dışı aktörler olacağını belirtmiştim. Geçtiğimiz günlerde vuku bulan Ermenistan ve Azerbaycan arası askeri kriz siyasi coğrafyamızdaki cephelerimizden birini oluşturacaktır. Türkiye Azerbaycan kadim ortaklığı düşünüldüğünde Ermenistan’ın yaptığı askeri tahrik, Türkiye ve yürüttüğü stratejik dış politikaya da yapılmış sayılabilir. Bu gibi faaliyetler artarak bölgede devam edecektir. Şer’e hizmet eden sömürü üzerine strateji belirleyen ülkeler ve siyasi kurumları, Türk milletinin ilk tatile çıktığı tarihin 1071 olduğunu iyi bilmelidirler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...