Ana içeriğe atla

240- Korkunun Ecele Faydası Yok 20.08.2020, Milliyet Gazetesi

Yaşam bisiklete binmek gibidir. Pedal çevirdiğin sürece iki tekerlek üzerinde düşmeden hedefine varırsın. Eğer stabil kalırsan hızının yavaşladığı süre sonrası bisikleti süremez, düşersin. Demem o ki hareket süreç içerisinde dinamik tutar, stabil kalmaksa zamanın gerisinde, geçmişte yer edinmemizi sağlar. Hareket ve istikrar birleştiğinde hedeflediğiniz anayolda başarı ile ilerlersiniz. Bu hareketli süreçte gözler hep ufuk çizgisini hedef olarak görmeli, yaklaşıldığında uzaklaşan hedef; devleti, bireyi, siyasi veyahut ticari organizasyonları her şart altında diri tutar. 

*** 

Cumhuriyet Türkiyesi için Doğu Akdeniz siyasetinde elinde argüman mı var diyorlardı. Şimdi Türkiye’nin elinde Oruç Reis, Yavuz, Fatih isimlerini verdiği sismik araştırmak yapan sondaj gemileri var. Türk Deniz Kuvvetleri’nin refakatinde; ikinci dünya savaşı galip devletleri ve transatlantiğin savaş gemileri arasında barış ve huzur içinde hukuktan aldığı yetkiyle faaliyetlerini yapmaktadır. 

*** 

1974’ten itibaren kapalı tutalan Maraş bölgesi, Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu ve Türkiye’nin yetkililerinin çalışmalarıyla açılması planlanmaktadır. Türk yetkililer hukuktan aldıkları referans ve destekle sağlam adımlarla Kapalı Maraş’ın açılma sürecini yürütmektedirler. Yunanistan gibi yaramaz komşu Rum Yönetimi ve siyasi aktörleri açılamaz gibi hukuksal referansı olmayan söylemlerle süreci baltalamak için dış politika yürütmektedirler. Rum tarafında sözde Maraş Belediye Başkanı olduğunu söyleyen Simos Yoannu Kapalı Maraş için “Türkler blöf yapmıyor. Maraş’ın yerleşime açılmasını engellemek için belediye olarak elimizden geleni yapacağız, bütün karar merkezlerine başvuracağız.” şeklinde konuşmuştur. Sözde Belediye Başkanı Simos itiraf niteliğinde bir açıklamayla da korkularını dile getirmiştir. Açıklamasında “Maraş’ın tamamen yerleşime açılması kararı aslında Kıbrıs sorununa mezar taşı olur.” demiştir. Bu açıklama Türkiye ve Kıbrıs Türk siyaset kurumunun doğru yolda olduğunu göstermektedir. Maraş’ın açılması Kıbrıs sorunu için bir çözüm ve bitiş demektir. Rum Yönetimi ve siyasi iradesine de korkunun ecele faydası yok diyelim. 

 

Transatlantik cephe

Yukarıda özetlediğim devlet ve millet aklının siyaset kurumundaki liderleri ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Avrupa ve okyanus ötesinin çıkar ve savaştan beslenen gruplarının hedefindedir. ABD Başkan adayı Biden Türkiye’ye aba altından sopa gösterir bir vaziyette sözde demokrasi söylemleriyle tehdit etmiştir. Fransa Rum Yönetimi’yle askeri tatbikat yapacağını açıklamıştır. Enerjinin diplomasi masalarında konuşulması gerektiği günümüzde askeri varlıkla gösteri yapmak hangi akla hizmettir? Transatlantik cephenin diplomasi yerine askeri unsurları kullanma fikri Ortadoğu’da ne işe yaradı ki Akdeniz’de yarayacaktır?

*** 

Komşu lider Anastasiadis de Maraş konusu hakkında “Türkiye, öncelikle nelere mal olacağını hesaplamalı” şeklinde açıklama yapmıştır. Akdeniz’in paydaşları ve yancıları iyi bilmelidir ki Türkiye ufuk çizgisini takip etmektedir.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...