Ana içeriğe atla

246- Türk Kapısıdır 01.10.2020, Milliyet Gazetesi

Kafkasların İsrail’i Ermenistan’dır. Yüzölçümü, nüfusu, geçmişle olan ideolojik düşünce çukurunda kalmış kavgaları, coğrafyanın vekâletçi paramiliter tarzıyla İsrail’in ruh ikizi diyebiliriz. Ermenistan’ın Türk katili ve düşmanı terör örgütü ASALA Ortadoğu’nun kalbi İsrail’in arka kapısı Beyrut’ta 1975’te Agop Agopyan liderliğinde kurulmuştur. Doğu Ortodoks Kilisesi’nin manevi desteği, Yunan ve Suriye gizli servislerinin eğitim ve lojistik desteğiyle vekalet savaşlarında Türk diplomatlara saldırarak rolünü yerine getirmiştir. Lideri Agop Agopyan’ın 1988’de Yunanistan’da ölmesi sonrası tasfiye olmuş bir vekâletçi örgüttür. Ermenistan geçtiğimiz günlerde ‘Kafkas 2020’ askeri tatbikatını Rusya, Belarus, Çin, Myanmar, Pakistan ve İran’la birlikte icra etmiştir. Askeri tatbikatlar katılımcı ülkelerin dost-düşman kavramlarına göre şekillenen olasılık ve ihtimal üzerine icra edilen askeri oyunlardır. Kafkas 2020’de Azerbaycan düşman tarafına konulmuş ki Ermenistan geçtiğimiz hafta sonu sivil halkın olduğu Azerbaycan topraklarına hava saldırısı yapmıştır.

****

Dünya siyasi arenasındaki en önemli jeopolitik alan Ortadoğu, Akdeniz ve Kafkaslar olarak tanımlanabilir. Bu sebeple de Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Moskova Antlaşması görüşmelerine giden Türk heyeti üyesi Yusuf Kemâl Tengirşek Bey, Mustafa Kemal Atatürk’e “Paşam Ruslar Nahçıvan üzerinde ısrar ederse ne yapalım?” demiştir. Mustafa Kemal de “Nahçıvan Türk kapısıdır. Bu hususu nazar-ı itibara alarak elinizden geleni yapınız.” demiştir. Cumhuriyet’in kuruluşundaki öngörü günümüzde ne kadar önemli olduğu yaşanan gelişmelerle gün yüzüne çıkmıştır. Günümüz siyaset kurumu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da tarihten aldığı kuvvetle gelecekte yüzyıllarca geçerli olacak Akdeniz, Ege ve Libya atılımları yapmaktadır. Azerbaycan’a verdiğimiz koşulsuz destek de devletimizin coğrafyaya ve tarihe olan sorumluluğudur.

 

Akdeniz’de Hibrit savaşları

 

Kafkaslardan Akdeniz ve Kıbrıs siyasetine dönersek, içinde bulunduğumuz enerji siyaseti ve tarafları Hibrit savaşlarıyla Türk düşmanlığı yapmaktadırlar. Hibrit savaşları, doğrudan veya örtülü olarak birden fazla savaş aracının belli bir amaç için karmaşık bir şekilde kullanıldığı savaş şeklidir. Şimdi bu tanımı referans aldığımızda Kıbrıs sorunu üzerine Rum Kilisesi ve söylemleri, Rum siyaset kurumu, Birleşmiş Milletler’in çıkışları, enerji siyasetine müdahil olan Fransa, Yunanistan ve körfez ülkeleri, Hibrit savaşlarının cephelerini oluşturmaktadırlar. Bu sebeple “su uyur, düşman uyumaz” mantığı kulağımıza küpe olarak Kıbrıs siyaset kurumu iç ve dış siyasetini belirlemedir. Duygu ve siyasi ikbalden ziyade analitik bakış açısı ve Türkiye’yle iki devlet bir millet mantığı üzerine kurulacak ilişkiler Kıbrıs sorununa ve Kıbrıs Türküne çözüm olacaktır.

***

Kafkas 2020 askeri tatbikatı ve sonrası yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında Akdeniz ve Kıbrıs adasında Türksüz yapılan tüm askeri oyun ve tatbikatlar devlet aklıyla değerlendirilmelidir. Yapılacak çıkarım siyaset kurumu ve milli güvenlik siyasetine aydınlatma fişeği mahiyetinde olacaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...