Ana içeriğe atla

261-İstikşafi 14.01.2021, Milliyet Gazetesi

Hafta başı Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirdi. Mevkidaşı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’yla görüşme sonrası yapılan basın açıklamasında Sayın Çavuşoğlu Kıbrıs meselesinin önemli bir dönemeçte olduğunu, federasyon seçeneğinin tükendiğini, egemen eşitlik temelinde iki devletli çözümü savunduğunu ve KKTC’nin de katılımıyla Doğu Akdeniz konferansı önerisinin devam ettiğini vurguladı. Sayın Çavuşoğlu’nun açıklaması Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs Türk’ü için istenebilecek en iyi temenni ve politikadır. Sayın Çavuşoğlu’nun açıklaması Türk dış politikasının önümüzdeki süreçteki izleyeceği yön ve Türk devletinin görüşüdür. Doğu Akdeniz, Ege ve Mavi Vatan politikamızı izleyenler açıklamayı iyi okuyup politikalarını belirlemelidirler. Sayın Ertuğruloğlu dışişleri ziyareti sonrası, Milli Savunma Bakanı Sayın Hulisi Akar ve Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan’ı da ziyaret etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devleti dış politikasında kararlı ve istikrarlı bir şekilde gitmektedir. Kıbrıs sorunu içinse çözüm yollarını uluslararası hukuktan aldığı yetkiyle hak ve menfaatlerin korunması şartıyla çözüme gideceği de aşikardır.

***

Sayın Çavuşoğlu, Ege ve Kıbrıs muhatabımız Yunanistan’ı Ocak ayı içerisinde ilk toplantıyı gerçekleştirmek üzere istikşafi görüşmeye davet etmiştir. Türk Dil Kurumu’nun tanımıyla istikşafi ‘keşif ve tahkik etmeye çalışma’ olarak tanımlanmıştır. Türkiye ve Yunanistan Ege ve Kıbrıs sorunu üzerine çokça konuda konuşmaya ve akıl mantık yoluyla sorunları çözmeye ihtiyacı vardır. Türkiye tarihsel süreçte itilaflı konularında net ve kesindir. Çözüm gerektiren Kıbrıs sorunu üzerine aynı noktada durmaktadır. Yunanistan ve Kıbrıs Rumları masadan kaçan ve müzakerelere balta vuran taraf olarak görülmektedirler. Sayın Çavuşoğlu’nun davetine Yunan yetkililer olumlu cevap vermişler ve istikşafi görüşmeler 61. turu 25 Ocak 2021 tarihinde İstanbul’da yapılacaktır. Kaos ve gözyaşının hüküm sürdüğü dünya siyasetinde diyalog kurarak çözüm aramak coğrafyanın ve insanlığın menfaati için önemlidir. Bu planlanan görüşme, Kıbrıs Sorunu, Doğu Akdeniz enerji varlığı, Ege denizindeki mülteci sorunu gibi konulara çözüm olmalıdır.

 

Devlet dışı aktörler

 

Dünya siyaseti ve uluslararası ilişkilerin devletlerin kontrolünde olduğu düşünülmektedir. Savaş, kıtlık, uyuşmazlık sorunları küresel siyaseti etkileyen konu başlıklarıdır. Bu etkiler sonrası muhatap devletler ilgili kurum ve diplomatlarıyla vuku bulan konuyu kendi menfaatleri için yönetmek isterler. Geleneksel uluslararası ilişkilerin ana aktörü bu bakış açısıyla devletlerdir. Günümüzdeki mobil iletişim ve haberleşme teknolojisinin geldiği zaman dilimi düşünüldüğünde sosyal medyanın popüler uygulamaları Facebook, Twitter devlet dışı aktör diye tabir ettiğimiz konuma gelmişlerdir. 88 milyon takipçili ABD Başkanı Trump’ın hesabını kapatacak güç ve kudrete sahip aktör Twitter’dır. ABD başkanının nükleer bomba şifreleri elindeyken, Twitter’ın yönetsel aklına sahip kişi Başkanın hesabını kapatacak ‘Enter’e basan iradenin sahibidir. Pandemi sonrası dijital dünya hızla ilerlemiştir. Devletler geleneksel çalışmalarına ilave olarak sosyal medya diplomasisine önem vermelidirler. Çağı okuyarak, çağı yakalayan devletler ve kurumlar gelecekte yer edineceklerdir.

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...