Ana içeriğe atla

284-Renkli Devrimler 24.06.2021, Milliyet Gazetesi

Geçen haftaki yazımda 5. kol faaliyetleri olarak kabul edilen, halkın ve siyasi grupların duygu ve hislerine oynanarak yapılan manipülasyon ve yanıltmaları aktarmıştım. İstenilen amaç hasıl olduğunda siyasi otoritenin değişmesi, güçlü bir iktidarın zayıflaması gibi sonuçlar gün yüzüne çıkmaktadır. Bu hedef için en önemli malzemeyse insandır. Fikri ve ideolojik olarak manifestoları kaleme alan sosyoloji ve toplum bilimleri çalışan gölge yazarlardır. Devamında muhalefet ruhuna işlemiş kitle, kitleler içerisinde atılmış itilmiş bireyler en ön saflarda yer alan argümanlardır. Kuzey Kıbrıs’ta en deli cesaretiyle gazetecilikle casusluk arası manşet atan kendi tanımıyla ‘sürüden kovulan idealist kuzu’ en önemli argüman ve aktördür. 

***

Lefkoşa ‘Atatürk Meydanı’ diğer adıyla Sarayönü’ndeki Dikilitaş’ı (Venedik Sütunu) merkez alırsak kuş uçuşu 2-3 saatlik etrafımızdaki siyasi coğrafya da ‘renkli devrimler’ vasıtasıyla halk ve siyasi otorite karşı karşıya getirilmiştir.

***

‘Yasemin Devrimi’ adıyla anılan 2011’deki Mısır halk ayaklanması halkın siyasi otoriteye sivil itaatsizlikler ve protestolarla karşı çıkmasıyla başlamıştır. Tahrir Meydanı’ndaki gösterilerde çok sayıda can kaybı olmuştur. Olaylar Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in istifasını getirmiştir. Sonrası kurulan ara hükümetlerde halk tarafından karşılık bulmayınca Mısır yönetimi asker iradesine teslim edilmiştir. Günümüzde halen daha kaos ve karmaşayla olaylar devam etmektedir.

***

‘Yasemin Devrimi’ adının kullanıldığı diğer ülkede Tunus’tur. Tunus halkı sandık ve demokrasiyle çözüm arayabileceği ‘işsizlik, gıda enflasyonu, siyasi yozlaşma, ifade özgürlüğü’ olarak tanımladığı konular için sivil itaatsizlik metoduyla hak arama yoluna gitmiştir. Tunus Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali’nin ülkesinden ayrılmasıyla sonuçlanan gösteriler olmuştur.

***

Tunus ve Mısır’daki olayların isim babası batı medyasıdır. Halk arasındaki kişilerin farklı görüş ve kimlikte olmaları sebebiyle batı medyası renkli devrimler olarak nitelendirdiği olaylara ‘Yasemin Devrimi’ demiştir. Bu iki ülkede halkın organize olması için de sosyal medya mecraları Facebook, Twitter ve Youtube kullanılarak olaylar ve hikayeler paylaşılarak topluma ulaşması sağlanmıştır. Tunus’ta başlayan olaylar Kuzey Afrika ülkelerinde ve Ortadoğu’da başlayan siyaset kurumlarını hedef alan ‘Arap Baharı’ adıyla anılan halk olaylarına sebep olmuştur. 

***

Renkli devrim adıyla anılan olaylara, Kafkaslarda Turuncu Devrim adıyla rastlanmaktadır. Amaç ve hedef aynıdır. Siyaset kurumu ve liderinin itibarsızlaşması ve istifasıyla sonuçlanan demokrasi dışı olaylardır. Bu sokak olaylarına batıdan örnek verecek olursak Fransa’daki ‘Sarı Yelekliler’ olarak adlandırılan topluluk düzene karşı gelen kaos ve karmaşadan beslenen harekettir. Türkiye’de de ‘Gezi Parkı’ eylemleri olarak vuku bulan olaylar da anarşizme hizmet etmiş, İstanbul’da kamu mallarına zarar veren olaylar olarak tarihte yerini almıştır. Geçen haftaki yazımda da değindiğim gibi Kuzey Kıbrıs’ta bolca karşılığı olan fakat yerli ve millilikten nasibini almamış bir sürü oluşum vardır. Bu yapılar önümüzdeki günlerde yapımı düşünülen Cumhurbaşkanlığı hizmet binasına karşı da gösteri yaparlarsa da hiç şaşırmayız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...