Ana içeriğe atla

286- Güçlü Türkiye, Güçlü KKTC 08.07.2021, Milliyet Gazetesi

Siyaset kurumu ve aktörleri milleti için yasama ve yürütme faaliyetlerini icra etmekle sorumludurlar. Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu ve aktörleri de milli ve gayri milli faaliyetleriyle bir şekilde millet ve devletine hizmet etmektedirler. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Türkünün seçtiği en üst makamdaki siyasi aktördür. Siyaseti ve beşerî ilişkileri insan odaklıdır. Sosyal ilişkileri güçlü, nefis ve egosunu bir kenara bırakmış, milletinin içinden kopmadan devlet siyasetini yürütmektedir. Sayın Tatar anavatan Türkiye’de Elâzığ ilinde verdiği konferansta “BM Güvenlik Konseyi’nin kararı, çözümün önündeki en büyük engeldir. Çözüm önerimizden vazgeçecek veya geri adım atacak değiliz.” diyerek Kıbrıs Türkünün menfaati dışı olan tüm önerilere karşı olduklarını ve devlet ve millet aklıyla hedeflenen çözüme sadık olduklarının vurgusunu yapmıştır. Sayın Tatar konuşmasında Kuzey Kıbrıs ve Türkiye ilişkisini “Güçlü Türkiye, Güçlü KKTC” ifadesiyle özetlemiştir.

*** 

Siyaset kurumunda gayri milli hassasiyetle siyaset yürüten zümre Sayın Tatar’ın Türkiye ilişkisi ve gittiği illerdeki sevgi seliyle karşılanmasını kendilerine ders çıkarmalıdırlar. Kıbrıs Türkü ve siyaset kurumunun aktörlerine Türkiye karşıtlığı bir fayda sağlamayacaktır. Güney Kıbrıs’ta gerçekleşen yangın esnasında insani bir desteği bile reddeden Rum siyaset kurumuyla Kıbrıs Türkü için çözüm olacak hiçbir görüşme yürütülmez.

 

Değişim

 

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre değişim ‘bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü’ manasında tanımlanmaktadır. Eskiyen bir eşyanın değişimi, çağın ve düzenin gereksinimlerini karşılamayan fikir ve sistemlerin değişimi olarak da değişimi ifade edebiliriz. Yıllar öncesinde ünlü filozof Herakleitos, “Aynı nehirde iki kez yıkanmaz; çünkü her şey akar ve gider.” diyerek ünlü sözünü telaffuz etmiş. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” demiş ve değişmenin kaçınılmazlığını gözler önüne sermiştir. Dolayısıyla toplum ve siyaset kurumları ister olumlu isterse olumsuz yönde seyir göstersin, değişim denilen olgudan nasibini almaktadır. Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu ve toplumu da çözüm üzerine kurulan yarım asırlık görüşme mantığından olumlu yönde değişerek Cumhurbaşkanı Tatar’ın ifade ettiği gibi “Egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözüm.” fikrine doğru değişmiştir. Akıl ve mantık ortak düşündüğünde bu değişim Kıbrıs Türkünün hak ve menfaatine en doğru hizmet eden hamledir. Sayın Tatar’ın Türkiye ziyaretindeki söyleşilerinde sıklıkla dile getirdiği konu “Doğu Akdeniz’de hak ve çıkarımızın korunması için Türkiye’yle birlikte mücadele etmeliyiz” üzerinedir. Sayan Tatar “Biz ancak egemenliğimiz kabul edilirse var olabiliriz.” diyerek ‘egemenlik’’ vurgusu yapmıştır.

***

Kıbrıs Türkü, Sayın Tatar ve siyaset kurumunun milli aktörlerinin defaatle dile getirdiği fikri benimsemeli ve çözüme giden yolda müzakere heyetiyle iradesinin tecelligahı olan Cumhurbaşkanlığı makamına inanarak destek olmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...