Ana içeriğe atla

301-Paramiliter komşu Atina 21.10.2021, Milliyet Gazetesi

Uzunca bir süredir, siyaset kurumu milli güvenliğimiz için iç ve dış tehditlere karşı politikalar yürütmektedir. Bu politik eylem planı coğrafyamızın gereksinimi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin devamlılığı için olmazsa olmazdır. 21 yy’da endüstri 4.0 ve 5.0’ların yaşama geçtiği, insan ve bilgi hareketliliğinin sosyal medya ve mobil cihazlar sayesinde kolaylaştığı savaş ve cephelerin zamana uygun olarak revize olduğu bir andayız. Devletlerin dost düşman kavramlarının 24 saatte ve farklı alanlarda, farklılık gösterdiği bir süreçteyiz. Topla, tüfekle alınamayan zaferlerin ‘ekonomik tetikçiler’ sayesinde ülkeleri istikrarsızlaştırmak için argüman olarak kullanıldığı metotların uygulama alanındayız. Velhasıl kelam siyasi coğrafyamız dünyanın sıfır noktasında ve kalbindedir. Bu önemli toprakların getirdiği fırsatlar kadar zorluklar da siyaset kurumu ve bizlerin yaşamını doğrudan etkilemektedir.

***

Cumhuriyet Türkiye’si Doğu Akdeniz politikasında, Orta Doğu ve Afrika coğrafyasında insan odaklı sosyal politikalarla insanlığa huzur ve barış olma çalışmaları yürütmektedir. Kıbrıs sorunu özelinde ve Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaati için haklı adımlar atmış, ‘Enerji politikasında Türk siyaset kurumu da var’ demiştir. Azerbaycan’daki işgal altındaki topraklar için Bakü’yle birlikte askeri teknik ve psikolojik olarak beraber olmuş, Azerbaycan’ın toprakları özgürlüğe kavuşmuştur.

***

Yukarıda iki paragrafta saydıklarım bile Cumhuriyet Türkiye’sine II. Dünya Savaşı galip devletlerinin ve transatlantiğin hasım olmasına yetmektedir. Bu düşmanlıkları komşu Atina üzerinden ülkemize, Ege ve Doğu Akdeniz’in huzurunu bozacak halde yapılmaktadır. Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ABD ve Fransa’yla imzaladıkları askeri anlaşmalar sonrası Yunan Kathimerini gazetesine verdiği demeçte “Türkiye’nin tepkisi ABD için çok önemli olsaydı, askeri güçlerinin kullanımı için Meriç hududundan birkaç kilometre ötede bulunan Dedeağaç’taki bir karargâhı ya da Doğu Akdeniz’in göbeğinde bulunan Girit’teki Suda Deniz Üssü’nü seçmezdi.” demiştir. Yunan Bakanın açıklamasının devamındaysa aba altında sopa gösterir bir cahillikle “Eğer bir ülke, intihar derecesinde çaresizlik içinde bize saldırmayı planlıyorsa, Yunanistan’da Amerikan askeri güçlerinin konakladığını ciddi şekilde göz önünde bulundurmalıdır.” diyerek Bakan Dendias densizliğiyle konuşmasını tamamlamıştır. Atina ve siyaset kurumları Pasifikte çıkarları çatışan iki ülke Fransa ve ABD’nin desteğiyle jeopolitik bir kumar oynayarak kara ve havadan sözüm ona Türkiye’yi çevrelemek istemektedir.

***

Batı sınırımızda bunlar olurken, doğu sınırımızda bölücü terör örgütü PKK Münbiç ve Telfırat’ta varlığını devam ettirmektedir. Ülkemiz fiziki konumu itibariyle üç tarafı denizlerle kaplıdır. Lakin 4 tarafında düşman ve hasım zihniyetle çevrilidir. Yarım asrı geçen bir süredir üyesi olduğumuz NATO’nun da etrafımızdaki bu düşman varlıklarının hareketlerini izlemesi de abeste iştigaldir. Durum böyle olunca Türk devlet kurumu karar alıcıları milli güvenliğimiz için dört gözle coğrafyayı takip etmekte ve gerekli adımları atmaktadırlar. Milletimiz devletinin bu siyasetine destek olarak mevcudu koruma devresine girmelidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...