Ana içeriğe atla

305- Devlet Politikası 18.11.2021, Milliyet Gazetesi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilanı sonrası 38. yıl dönümünü hafta başı Lefkoşa ve dış temsilcilerde coşkuyla kutladı. KKTC, Kıbrıs Türkünün siyaset sahnesindeki kurtuluştan kuruluşa giden yoldaki en büyük eseridir. Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs davasının olmazsa olmazı Dr. Fazıl Küçük ve isimlerine yer veremediğim TMT’nin kahramanları ve Kıbrıs Türk halkının liderinin emek ve gayretleriyle KKTC günümüze kadar huzur ve barış içerisinde gelmiştir. Lefkoşa’daki törenlere Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve ilgili siyasiler katılmıştır. Girne Askeri hastanesinin temel atma töreni ve yapımı planlanan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Cumhuriyet Meclisi hizmet binalarının tanıtımı yapılmıştır.

***

Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’nun stratejik önemi göz önüne alındığında yapımı planlanan hizmet binaları Kuzey Kıbrıs’ın ihtiyacıdır. Kıbrıs Türkünün tanınma ve izolasyonlardan kurtulma evresinde olmazsa olmazımız devlet itibarı ve kamu hizmetlerinin çağın gereksinimlerine uygun olarak karşılanması olmalıdır. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay konuşmasında “Çözümün anahtarı, egemen eşitliğin ve eşit uluslararası statünün tescil edilmesi önerimizi, uluslararası topluma kararlılıkla anlatmaya devam edeceğiz. İki devletli çözüm, sabır gerektiren bir yol. Bu yolu, omuz omuza, birlikte yürüyeceğiz.” ifadelerini kullanmıştır. Sayın Oktay’ın kararlı söylemi ve duruşu garantör ülke Türkiye’nin devlet politikasının göstergesidir. Bu kararlı duruşa karşıda KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da “Egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz kabul edilmeden bir müzakere sürecine girmeyeceğimizi, resmi pozisyonumuz olarak kayda geçirdik.” demiştir. İki devlet adamının dosta güven düşmana korku veren duruşu takdire şayandır. Federasyon modelli çözüm Kıbrıs’ı Türksüzleştirme politikasının siyasi söylemidir. İhanet ve işbirlikçi siyasi güruhların dillerindeki çözümsüz söylemdir. Egemen eşitliğe dayalı çözüm Kıbrıs Türkü ve Kıbrıs adası için refah ve huzurun anahtarıdır.

 

Türkiye olmadan çözüm olmaz

Milli güvenliğimiz ve kamu düzenimiz için hayati önemdeki bir diğer konuda Suriye iç savaşı ve ülkemizin güney kara sınırının güvenliğidir. Bu sebeple de Türkiye uzunca bir süredir, Suriyeli misafirlere ev sahipliği yapmakta ve insani yapılması gereken tüm sorumluluklarını yerine getirmektedir. Bu süreçte güney illeri ve genel güvenliği için de askeri yaptırımlarla sınırından terör örgütlerini uzaklaştırmak için harekatlar yapmaktadır. Lakin gelinen noktada Suriye iç savaşı sadece Türkiye değil bölge ülkeleri ve transatlantiği de tehdit eder bir hale gelmiştir. ABD’nin eski Suriye özel temsilcisi James Jeffrey de ORSAM tarafından düzenlenen “Suriye’nin geleceği, Türkiye ve ABD Perspektifi” başlıklı panelde Suriye'nin bütün dünya için olağanüstü ciddi ve tehlikeli bir konu olduğunu belirterek “Şu anda Ortadoğu'da yaşanan en ciddi çatışma İran, Rusya, ABD, Türkiye ve en azından hava kuvvetleriyle İsrail, Suriye konusuna dahil bulunmakta.” değerlendirmesini yapmıştır. Konuşmasının devamında da Türkiye’nin güney sınırı ve Suriye politikasını destekler şekilde “Türkiye olmadan sorun çözülmez.” demiştir. Türkiye kendi ülkesi için olduğu kadar, bölge ülkeleri ve transatlantiğin huzur ve güvenliği için de önemli bir ülkedir. ABD’nin NATO adı altında Yunanistan’da askeri varlığını artırmasının devam ettiği bu günlerde Türkiye’nin bölge için rolünü Jeffrey’in bakış açısı ile hareket ederek değerlendirmelidir. Güçlü Türkiye insanlığa hizmet demektedir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...